bira ile cümle
bira kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Lütfen teybi biraz kısın.Please turn down the stereo a little.
Sağlıksız olduğu için sigarayı bırakmalısın.You should give up smoking since it's unhealthy.
Çocuklar kendi kaderlerine bırakıldılar.The children were left to fend for themselves.
Bu bana biraz bol geliyor.This is a bit too loose around my waist.
Rosa Parks, beyaz bir yolcuya koltuğunu bırakmayı reddetti.Rosa Parks refused to give up her seat for a white passenger.
Hey çocuklar kavga etmeyi bırakın. Hadi ama, ayrılın!Hey boys, stop fighting. Come on, break it up!
Mary'nin babası tüm parasını ona bıraktı.Mary's father left her all of his money.
Tom futbolu bıraktığını duyurdu.Tom announced that he was quitting football.
Biraz tatlı ister misiniz?Would you like any dessert?
Bir çocukluk hastalığı onu kör bıraktı.A childhood illness left her blind.
Yüzünde biraz spagetti sosu var.You have some spaghetti sauce on your face.
Biraz daha kurabiye ister misin?Would you like some more cookies?
Postacı kapımıza bir not bıraktı.The mailman left a note on our door.
Polis şüphelinin silahını bırakmasını emretti.The police ordered the suspect to drop his gun.
Şarap halı üzerinde kalıcı bir leke bıraktı.The wine left a permanent stain on the carpet.
Makarnamın üstüne biraz daha sos döktüm.I poured more sauce on my pasta.
Lütfen bana biraz şarap doldurur musun?Can you please pour me some more wine?
Tom içmeyi bırakmaya ve davranışını değiştirmeye karar verdi.Tom decided to stop drinking and reform his behavior.
Teröristler rehineleri serbest bıraktı.The terrorists released the hostages.
Tutuklu erkenden serbest bırakılmasını istedi.The prisoner asked to be released early.
Biraz kurabiye yapmak için hamur açtı.I rolled the dough to make some cookies.
Doktor hastayı sigarayı bırakması için teşvik etti.The doctor urged the patient to stop smoking.
Zaman kaybetmeyi bırak ve ise geri dön.Stop wasting time and get back to work.
Boşanma adamda duygusal yaralar bıraktı.The divorce left the man with emotional wounds.
Direnmeyi bırak!Stop resisting!
Bunu yarına bırakmanınızın bir sakıncası var mı?Would you mind leaving it until tomorrow?
Onu yarına kadar bırakır mısınız?Would you mind leaving it until tomorrow?
Beni ilkel bir ormanda yalnız bırakarak kampa geri döndün.You went back to the camp leaving me alone in the primeval forest.
Bu pozisyon için biraz genç değil misin?Aren't you a little young for this position?
Aval aval bakmayı bırak.Stop gawking.
O biraz yorgun hissetti.She felt a bit tired.
Kendi çabaları ve biraz şans sayesinde, o, yarışmada birincilik ödülünü kazandı.Through his own efforts and a bit of luck, he won first prize in the contest.
Hoşunuza gitmezse o zaman bırakabilirsiniz.If you don't like it then you can quit.
Doktorum bana bu ilacı almayı bırakmamı önerdi.My doctor has advised me to stop taking this medicine.
Biraz daha kahve, lütfen.More coffee, please.
Biraz zamanın olduğunda gel.Come when you have some time.
Nerede biraz alışveriş yapabilirim?Where can I do some shopping?
Biraz daha açık olur musun?Could you be more specific?
Andrea'nın bunu erken bırakması ne ayıp.What a shame that Andrea left this early.
Biraz daha uzun kalın.Stay a little longer.
Komedi her zaman biraz trajedi içerir. Üzgün palyaçolar olmasının nedeni bu.Comedy always includes a little tragedy. That's why there are sad clowns.
Buraya giren tüm umutlarını kapıda bıraksın.Abandon hope, all ye who enter here.
Buradan içeri giren umudunu geride bıraksın.Abandon hope, all ye who enter here.
Biraz daha kahveye ihtiyacımız var.We need some more coffee.
O biraz babası gibidir.He's a little like his father.
O, ona biraz para verdi.She gave him some money.
O sevgililer gününde biraz koyu çikolata ekledi.She enclosed a little dark chocolate in her valentine.
Onlar hiç bira içmez.They never drink beer.
Biri şemsiyesini salonda bıraktı.Someone left their umbrella in the hall.
Televizyon seyretmek yerine, dışarıya çıkıp biraz temiz hava al.Go out and breathe some fresh air instead of watching TV.
Televizyon izlemek yerine dışarı çık ve biraz temiz hava al.Go out and breathe some fresh air instead of watching TV.
TV izlemek yerine dışarı çık ve biraz temiz hava al .Go out and get some fresh air instead of watching TV.
Tom'un testte biraz yanlışı var.Tom got some wrong on the test.
Biraz omlet ister misin?Do you want some scrambled eggs?
Bana biraz haber ver!Give me some news!
Bir bira içmeye gidelim.Let's go for a beer.
Biraz paran var değil mi?You have some money, don't you?
Biraz çay içerken bekleyelim.Let's wait, while drinking some tea.
Biramız bitti.We're out of beer.
O ölmeden bir hafta önce vasiyetini değiştirdi,bütün servetini köpeği Pookie'e bıraktı.A week before she died she changed her will and left her entire fortune to her dog Pookie.