bira ile cümle

bira kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O biraz daha uzun kalmam için bana baskı yaptı.He pressed me to stay a little longer.
Biz onu yalnız bıraksak iyi olur.We'd better leave him alone.
O, birayı bitirdi ve bir tane daha ısmarladı.He finished the beer and ordered another.
Karısına çok büyük bir servet bıraktı.He left his wife an enormous fortune.
İşten usandı ve onu yarım bıraktı.He got tired of the work, and left it half-done.
İşin peşini bırakmamaya karar verdi.He has decided to carry on the work.
O bana koleje girme konusunda biraz iyi tavsiyeler verdi.He gave me some good advice about entering that college.
Haberi duyduğunda biraz hayal kırıklığına uğradı.He was somewhat disappointed to hear the news.
O sigarayı bırakmaya çalıştı ama nafile.He tried to give up smoking but in vain.
Sigarayı bırakmaya karar verdi.He decided to quit smoking.
Sigarayı bıraktı.He stopped smoking.
Sigarayı bırakmak için çok gayret ediyor.He is trying hard to give up smoking.
O biraz bir sanatçı.He is something of an artist.
O, biraz İngilizce konuşabilir.He can speak a little English.
O biraz solgun görünüyor.He looks kind of pale.
O, biraz babasına benzer.He is a bit like his father.
Kutuyu masanın üstüne bıraktı.He set the box down on the table.
O, kapıyı kilitlemeden bıraktı.He left the door unlocked.
Kapıyı açık bıraktığı için onu azarladı.He scolded her for having left the door open.
Çok susamıştı ve biraz su istedi.He was very thirsty and asked for some water.
O, biradan sarhoş oldu.He was drunk on beer.
O, bir bardak bira istedi.He asked for a glass of beer.
O başka bir bardak bira için seslendi.He called for another glass of beer.
O bir bira istedi.He asked for a beer.
O, üç şişe bira içti.He drank three bottles of beer.
O bira istedi.He called for beer.
Kalemini bıraktı ve sandalyesine yaslandı.He laid down his pen and leaned back in his chair.
Kalemini bıraktı ve bana baktı.He laid down his pen and looked at me.
Kolaylıkla kandı ve ona biraz para verdi.He was easily deceived and gave her some money.
Kolayca aldatıldı ve ona biraz para verdi.He was easily deceived and gave her some money.
O sık sık trende şemsiyesini bırakır.He often leaves his umbrella on a train.
O, raketini yere bıraktı.He put down his racket.
O, ipi bıraktı.He let go of the rope.
Eskisinden biraz daha erken geldi.He came a little earlier than he used to.
O vasiyetinde tüm servetini karısına bıraktı.He left all his property to his wife in his will.
O, doktorunun tavsiyesiyle sigarayı bıraktı.He stopped smoking on his doctor's advice.
O, biraz İngilizce konuşur.He speaks English a little.
Bagajını istasyonda bıraktı.He left his luggage at the station.
O sigara içmeyi birden bıraktı.He quit smoking cold turkey.
O biraz matematik, daha az kimya bilir.He knows little of mathematics, still less of chemistry.
O, herhangi bir mesaj bırakmadı.He hasn't left any message.
O birkaç kez sigarayı bırakmak için çalıştı, ancak başarısız oldu.He tried to give up smoking several times, but failed.
O, toplantıda sigarayı bırakmamız gerektiğini önerdi.He suggested we should stop smoking at the meeting.
Minnettarlık göstergesi olarak bana biraz para verdi.He offered me some money in token of gratitude.
Kendini sınıf arkadaşlarının alayına maruz bıraktı.He exposed himself to the ridicule of his classmates.
O, geçen yıl sigara içmeyi bıraktı.He stopped smoking last year.
O, sigarayı bırakmak için söz verdi.He vowed to give up smoking.
O biraz para istedi.He asked for some money.
O, ona biraz borç para verme konusunda amcasına yaklaştı.He approached his uncle about lending him some money.
O, senden biraz daha uzundur.He's a little taller than you are.
Sağlığının iyileşmesi için sigara içmeyi bıraktı.He stopped smoking for the improvement of his health.
Sağlığının hatırına sigara içmeyi bıraktı.He quit smoking for the sake of his health.
Sağlığı için sigarayı bıraktı.He quit smoking for the sake of his health.
O sağlığının uğruna sigara içmeyi bıraktı.He has given up smoking for the sake of his health.
O, köpeği bahçede serbest bıraktı.He let the dog loose in the garden.
Bilerek onu tehlikeye maruz bıraktı.He deliberately exposed her to danger.
Onun hapishanedeki beş yıldan sonra serbest bırakıldığını duydum.I hear he was released after five years in prison.
Çocuklarına ayırdığı bir hesapta biraz parası vardı.He had some money in an account that he'd set aside for his kids.
Aceleyle, kapıyı açık bıraktı.In haste, he left the door open.
O, çayına biraz şeker ve süt kattı.He added a little sugar and milk to his tea.

İlgili Sayfalar