bira ile cümle
bira kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onun iyileşmesi biraz zaman alacak.It will be some time before he gets well.
O bu yüzden okulu bıraktı.It is for this reason that he left school.
Onun masaya bırakdığı kitaba bak.Look at the book which he put on the desk.
O dönünceye kadar her şeyi olduğu gibi bırakalım.Let's leave things as they are until he comes back.
O, sigarayı bırakmakta haklıydı.He was right to give up smoking.
Onun işini bırakacağından eminim.I am certain that he will quit his job.
İşini bırakması için her türlü nedeni var.He has every reason to quit his job.
Yaptığı hileyi yanına kar bırakmamalısın.You shouldn't let him get away with cheating.
Onun canlı olmasında eğer hiç varsa biraz umut var.There is little, if any, hope of his being alive.
Ondan bana biraz ödünç para vermesini istediğimde, o, ricamı geri çevirdi.When I asked him to lend me some money, he turned down my request.
Lütfen ona bir bardak bira doldur.Please pour him a glass of beer.
O biraz korkak.He is a bit of a coward.
Maaşına ek olarak biraz geliri var.He has some income in addition to his salary.
Bana söyleyecek biraz acil haberi vardı.He had some urgent news to tell me.
Ondan biraz kalmasını rica et.Ask him to stay a while.
Lütfen ona birasını getir.Please bring him his beer.
Ona yerel koşullar hakkında biraz bilgi verebilirsen müteşekkir olurum.I would be grateful if you could give him some information on local conditions.
Artanını ona bıraktım ve dışarı çıktım.I left the rest to him and went out.
Ona biraz yararlı tavsiye verdim.I gave him some helpful advice.
Ben ona sadece biraz tavsiye vermedim, ona biraz para da verdim.I not only gave him some advice, I gave him some money.
Onu ona bırakalım.Let's leave it up to him.
Dul bir kadın ve bir kız evlat bırakıyor.He leaves a widow and a daughter.
Doktoru ona sigarayı bırakmasını tavsiye etti.His doctor advised him to give up smoking.
Onun konuşması benim üzerimde iyi bir izlenim bıraktı.His speech made a good impression on me.
Onun performansı arzulanan hiçbir şeyi bırakmadı.His performance left nothing to be desired.
Onun emri altında çalışmaktansa işi bırakmayı tercih ederim.I would rather quit than work under him.
Onun evini bulmakta biraz zorluk çektik.We had some difficulty finding his house.
Onun evini bulmada biraz sorun yaşadım.I had some trouble in finding his house.
Onun düşünce biçimi biraz aşırı.His way of thinking is a bit extreme.
Onun konferansı bize derinden bir izlenim bıraktı.His lecture made a deep impression on us.
Karısı iki sevgili çocuğunu arkasında bırakarak öldü.His wife died leaving behind their two beloved children.
İstifası kabinede boşluk bıraktı.His resignation left a vacancy in the cabinet.
O, pencereyi olduğu gibi, açık bıraktı.He left the window as it was, open.
Pencereyi öylece açık bıraktı.He left the window as it was, open.
Onun gitmesini ve kendisini huzur içinde bırakmasını istiyor.He wants her to go away and leave him in peace.
O " Beni yalnız bırak" dedi.He said: "Leave me alone."
O, iki hafta önce okulu bıraktı.He left school two weeks ago.
İki yıl önce sigarayı bıraktı.He gave up smoking two years ago.
O, kırk yaşını biraz geçti.He is a little over forty.
Beşten biraz önce dışarı çıktı.He went out a little before five o'clock.
Onun hapiste beş yıl yattıktan sonra serbest bırakıldığını duyuyorum.I hear he was set free after doing five years in prison.
O canlı bir izlenim bırakmıştı.He made a vivid impression.
O çok fazla bira içer.He drinks too much beer.
O biraz para çıkardı.He took out some coins.
O biraz bilgi topladı.He collected bits of information.
O, her şeyi şansa bıraktı.He left everything to chance.
Her zaman işlerini yarım bırakır.He always leaves his work half done.
O her zaman uyurken pencereyi açık bırakır.He always leaves the window open while he sleeps.
O bira bile içmez, bırak viskiyi.He doesn't even drink beer, not to mention whiskey.
O biraz viski içti.He drank a shot of whiskey.
O motoru çalışırken bıraktı.He left the motor running.
Biz onu ofiste bulamıyoruz. O, işini bırakmış olabilir.We cannot find him in the office. He may have quit his job.
O bir kenara biraz benzin koydu.He puts aside some gas.
O, kahvesinde biraz şeker eritti.He dissolved some sugar in his coffee.
Kahveye biraz şeker kattı.He added a little sugar to the coffee.
Bu civardaki barlara ve birahanelere sürekli takılır.He's a regular at the bars and pubs around here.
Biz bir süre onu yalnız bırakmaya karar verdik.We decided to leave him alone for a while.
O, kısa sürede yeni işi bıraktı.He soon left the new job.
O, birazdan gelecek.He will come in a moment.
O, her konuda beni geride bırakıyor.He outdoes me in every subject.