bira ile cümle

bira kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Pencereleri açık bırakmayın.Don't leave the windows open.
Pencereyi aç da içeri biraz temiz hava girsin.Open the window and let in some fresh air.
Biraz hava girmesi için pencereleri açın.Open the windows to let in some air.
Pencereyi aç ve odaya biraz temiz hava girsin, lütfen.Open the window and let some fresh air into the room, please.
Pencereyi kapatmamın bir sakıncası var mı? Biraz üşüyorum.Would you mind if I shut the window? I have a slight cold.
Yerde ayak izleri bırakılmıştı.Footprints were left on the floor.
Biraz gecikmeyi hesaba katmalıyız.We must allow for some delay.
Benim onun biraz kızgın olduğunu söylemem gerekiyor.I should say she is a little angry.
Taro'nun acelesi vardı ve cüzdanını geride bıraktı.Taro was in a hurry and left his wallet behind.
Çantada biraz para var.There is a little money in the bag.
Lütfen değerli şeyleri burada bırakmayın.Please don't leave valuable things here.
Birisi masanın üstünde yanan bir sigara bıraktı.Someone left a burning cigarette on the table.
Biri kapıyı açık bırakmış olmalı.Someone must have left the door open.
Biri onun şemsiyesini geride bıraktı.Somebody left his umbrella behind.
Biri suyu açık bıraktı.Someone left the water running.
Biri suyu açık bırakmış olmalı.Someone must have left the water running.
Biri şapkasını bıraktı.Somebody has left his hat.
Pencerenin açık bırakılmasından kim sorumlu?Who is responsible for leaving the window open?
Birisi pencereyi açık bırakmış olmalı.Someone must've left the window open.
Birçok kişi depremin sonucu olarak evsiz bırakıldı.Many people were left homeless as a result of the earthquake.
Er ya da geç, rehineler serbest bırakılacak.Sooner or later, the hostages will be set free.
Er ya da geç rehineler serbest bırakılacak.Sooner or later, the hostages will be released.
Fiyat kullanılmış bir araba için biraz yüksek.The price is kind of high for a used car.
Konuları sallantıda bırakmayı sevmiyorum.I don't like to leave things up in the air.
Ben kahvaltıdan önce biraz egzersiz yaparım.I always take some exercise before breakfast.
Uzun kara kış sonunda bitti ve yerini yumuşak ılıman bahara bıraktı.The long cruel winter at last came to an end, giving place to a gentle warm spring.
Acı biraz azaldı.The pain has lessened a little.
Küçük erkek kardeşim biraz para istedi.My little brother asked for some money.
Onu yalnız bırak.Leave him alone.
Erkek kardeşim odasını karmaşa içinde bırakır.My brother leaves his room in a mess.
Hırsız hiçbir iz bırakmadan kaçtı.The thief fled without leaving any traces.
Hava bugün biraz daha iyi.The weather is a shade better today.
Maziye sünger çekip yeniden başlamak için işimi bıraktım ve taşındım.I quit my job and moved so I could start off with a clean slate.
Ben bir mesaj bırakabilir miyim?Can I leave a message?
Tenis raketimi trende bıraktım.I left my tennis racket on the train.
Şemsiyemi trende bıraktım.I left my umbrella on the train.
Çantamı trendeki baş üstü rafında bıraktım.I left my bag on the overhead rack in the train.
Lütfen biraz bekleyin.Please hold on a moment.
Sigarayı bırakabileceğime artık eminim.I bet I can quit smoking from now on.
Thomas, biraz gayret et!Thomas, make some effort!
Koltuğunuzu biraz geriye çeker misiniz?Could you put your seat back up a little?
Burada biraz kar var.We have little snow here.
Meseleyi şimdilik olduğu gibi bırakalım.Let's leave the matter as it is for the present.
İki adam hapishaneden serbest bırakıldı.The two men were released from jail.
Ete biraz tuz koyacağım.I'll put some salt on the meat.
Etinin üzerine biraz tuz koy.Put some salt on your meat.
Güneşin batarken, onlar işlerini bıraktılar.The sun having set, they left off their work.
Gölgede biraz dinlenelim.Let's take a rest in the shade.
Japonya'da kendi biranı doldurmazsın; bunu başka biri senin için yapar.In Japan you don't pour your own beer; someone else does it for you.
Japon olanları bir yana bırak, onun çok sayıda yabancı pulları var.He has many foreign stamps, not to mention Japanese ones.
Hiç Japon biran var mı?Do you have any Japanese beer?
Biraz Japonca biliyorsun.You know some Japanese.
Biraz sıcak çikolata isterim.I'd like to have some hot chocolate.
Postacı onun için bir mektup bıraktı.The mailman left a letter for her.
Benim için biraz alışveriş yapar mısın?Can you do some shopping for me?
Suçlu ayak izleri bıraktı.The criminal left footprints.
Eğer o, o zaman sigara içmeyi bıraksaydı, böyle bir hastalıktan muzdarip olmayabilirdi.If he had given up smoking then, he might not be suffering from such a disease.
Sigarayı bırakmak onun için olanaksızdır.It is impossible for him to give up smoking.
İşini niçin bıraktığı bir sırdır.It is a mystery why he quit his job.
O biraz daha dikkatli olsaydı, o başarılı olurdu.If he had been a little more careful, he would have succeeded.

İlgili Sayfalar