bira ile cümle

bira kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Gevezelik etmeyi bırakın ve işinizi bitirin.Stop chattering and finish your work.
Bırakalım ve eve gidelim.Let's quit and go home.
Büyük babam biraz zor işitiyor.My grandfather is a bit hard of hearing.
Dedem duymakta biraz zorluk çekiyor.My grandfather is a bit hard of hearing.
Ne kadar süre onu fırında bırakmalıyız?How long should we leave it in the oven?
Lezzetli görünüyor. Sanırım biraz deneyeceğim.Looks delicious. Think I'll try some.
Motoru açık bıraktığım için kısa sürede gitmeliyim.I have to go soon because I left the engine running.
Motoru çalışırken bırak.Leave the engine running.
Klimayı açık bırakma.Don't leave the air conditioner on.
Sadece biraz bahçemiz var.We have just a tiny bit of garden.
Biraz Worcestershire sosu eklemeye ne dersin?How about adding some Worcestershire sauce?
Beni arkadan itmeyi bırak.Stop pushing me from behind!
Eğer interneti kullanamazsan onu biraz uygunsuz bulabilirsin.You may find it a bit inconvenient if you can't use the Internet.
Sandalyeleri olduğu gibi bırak.Leave the chairs as they are.
Ne kadar denersen dene, bu alışkanlığı bırakmanın zor olduğunu göreceksin.Try as you may, you will find it impossible to give up that habit.
Biraz boş zamanım olduğunda ben her zaman klasik müzik dinlemenin tadını çıkarırım.I always enjoy listening to classical music when I have some free time.
Biraz yerel şaraba sahibiz.We have some local wine.
Maya bira fermentasyonu yapar.Yeast makes beer ferment.
Ann'in yanında biraz parası var.Ann has a little money with her.
Bir gün Mike ve Jane biraz alışveriş yapmak için şehir merkezine gittiler.One day Mike and Jane went downtown to do some shopping.
Alplerin manzarası bende kalıcı bir izlenim bıraktı.The scenery of the Alps left a lasting impression on me.
Çok fazla sorun değilse, beni arabayla bırakabilip bırakamayacağını merak ediyordum.I was wondering if you could give me a lift, if it isn't too much trouble.
Niçin o beyaz şaraptan biraz denemiyorsunuz?Why not try some of that white wine?
Kötü bir izlenim bırakıyor.He makes a bad impression.
Ona biraz borç para verdim, halen geri vermedi.I lent him some money, but he hasn't returned it yet.
Lütfen şu trafik ışığının bu tarafında beni bırak.Please let me off on this side of that traffic light.
O köpek serbest bırakılmak için çok tehlikeli.That dog is too dangerous to be left loose.
Lütfen beni o binanın önünde bırak.Please let me off in front of that building.
O barda biraya su kattıklarından şüpheleniyorum.I suspect they water down the beer in that pub.
Masaya bırakılmış kitabı al.Take the book that has been left on the table.
-O reklam güçlü bir izlenim bırakıyor-Özellikle müzik.O, kafanın içinde kalıyor.That commercial makes a strong impression - especially the music. It stays in your head.
Sanırım şu andaki işini bırakmasan iyi olur.I think you had better stick to your present job.
Sigara içmeyi bıraksan iyi olur.You had better stop smoking.
Planı gerçekleştirmede biraz zorlukla karşılaşacaksınız.You'll find some difficulty carrying out the plan.
Ne zaman sigarayı bırakacaksın?When are you going to quit smoking?
Kardeşine muziplik yapmayı bırak.Stop playing tricks on your brother.
Senin ingilizce kompozisyonun neredeyse istenecek bir şey bırakmıyor.Your English composition leaves almost nothing to be desired.
Sana biraz tatlı ısmarladım.I've ordered you some dessert.
Senin için biraz alayım mı?Shall I get some for you?
Anneme senin için biraz almasını rica ettim.I asked Mom to get some for you.
Size biraz tavsiye verirsem umursamayacağınızı ümit ediyorum.I hope you won't mind if I give you some advice.
Her şeyi sana bırakacağım.I'll leave everything to you.
Uzun yaşamak istiyorsan sigarayı bırak.Give up smoking if you want to live long.
İşi bırakman gerekli değil.It is not necessary for you to quit the job.
Adres defterimi odamda bıraktım.I left my address book in my room.
Bay Fuji arkasında dört çocuk bırakarak öldü.Mr. Fuji died, leaving 4 children behind him.
Atina'ya giden bir yük gemisi, bir iz bırakmadan Akdeniz'de battı.A cargo vessel, bound for Athens, sank in the Mediterranean without a trace.
Lütfen buradan uzaklaş ve canımı sıkmayı bırak.Please go away and stop annoying me.
Maalesef o yer biraz çok pahalı.I'm afraid that place is a little too expensive.
Bir bira için hayatımı feda ederim.I'm dying for a beer!
Yediden biraz önce görüşürüz.See you a little before 7.
Beş dolar'dan biraz fazla param var.I have little more than 5 dollars.
Her iki şişeyi içemedim, bu yüzden birini sana bıraktım.I couldn't drink both bottles, so I left one for you.
Birkaç öğrenci arkada bırakıldı.A few students were left behind.
Bir çift eldiven takside bırakıldı.A pair of gloves was left in the taxi.
Bırak bir doları bir sentim bile yokI don't have a cent, let alone a dollar.
Bir ay geçti ve iş biraz ilerleme kaydetti.A month has passed and the work has made little progress.
Onüçüncü doğum gününden birkaç gün sonra Tony de okulu bıraktı.A few days after his thirteenth birthday, Tony left school, too.
O, on bire çeyrek kaladan biraz sonra.It is a little after a quarter to eleven.
"Bugünün işini yarına bırakma" bir atasözüdür."A stitch in time saves nine" is a proverb.

İlgili Sayfalar