bir arada ile cümle
bir arada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Küçük ve sakin balık türleri ile bir arada bulundurulmamalıdır.Man bör därför inte hålla skalarer tillsammans alltför små fiskar.
Bu bölgede buzun tamamı bir arada hareket eder.Då rör sig isen åt olika håll på de olika sidorna.
Monako yirmi yıllık bir aradan sonra 2004 yılında geri dönmüştür.2006 var Libyen tillbaka efter 24 års väntan.
Stewie ve Brian sürekli bir arada olmak zorunda olduklarından birbirlerine katlanamaz hâle gelmiştir.Cecilia och Robbie kanske aldrig såg varandra igen.
Zirvesi vardır ve tek başına ya da birkaç küçük yükselti ile bir arada bulunabilir.De sitter ensamma, eller upp till 10 ihop på en kort sporre.
Çiftlerde, çoğunlukla farklı ülkelerden sporcuların bir arada olduğu karma takımlar mücadele etti.Det används inte minst inom idrott där landsdelarna möter varandra.
Fiyat: İndirimler, birkaç ürün bir arada teklifler, fiyat bilgilendirmesi ve kuponlar.Pris: prisnedsättning, mängdrabatt, prismärkning och kuponger.
Festival yurt içinden ve yurt dışından birçok kişiyi bir arada topluyor.De många festivalerna lockar stora mängder med folk, både lokalt och utifrån.
Bunlar genelde birçok farklı hayvanın özelliğini bir arada bulunduran hibrit yaratıklardır.Odlade sorter är dessutom ofta hybrider av olika arter.
Meşalenin etrafındaki dehlizde 15 kişi bir arada dolaşabilir.Nu kan 15 bilar vara inblandade samtidigt.
3 yıllık bir aradan sonra, grup yeni bir albüm için stüdyoya girme kararı aldı.Nästan tio år senare dök möjligheten upp att spela in ett nytt studioalbum.
Ancak birçok cezaevinde tutuklu ve hükümlüler bir arada barındırılmaktadır.De skall verkställa domen över dig i många kvinnors åsyn.
"Team"; alternatif pop, EDM ve elektrohop tarzlarının bir arada olduğu bir şarkıdır."Team" är en hybrid mellan alternativ pop, EDM och electrohop.
E. coli 'de yedi farklı plazmid bir arada bulunmuştur.Наприклад, в E. coli знайдено сім різних плазмід.
Üç yıllık bir aradan sonra, El Camino yeni Chevelle serisinin bir parçası olarak tekrar sunuldu.Через три роки після відсутності, була відроджена модель El Camino як частина нової лінійки Chevrolet.
Günümüzde sıklıkla bu iki method bir arada kullanılmaktadır.Однак, часто ці два методи взаємопов'язані.
Çiçeklerin 30 - 40 tanesi bir arada bulunur.Плодів часто 30–40 на квітку.
Hüzün ve sevinç bir arada.Між війною і радою.
Modern bir bakış açısıyla festivalde, klasik ve modern bir arada yer almaktadır.Фестиваль поєднує у собі традиційне і сучасне.
İnsanlarla bir arada olmaya kuşçu köpekler kadar düşkün değillerdir.До людей коти не мають такої прив'язаності, як, наприклад, собаки.
Bu gruplarda farklı yaşlardan tapirler bir arada gözlemlenmiştir.Інколи хмари цих різновидів спостерігаються одночасно.
Bunlar genelde hep bir arada görülür.Саме тут вони зустрічаються найчастіше.
Erkan böylece uzun bir aradan sonra dünya şampiyonu olmayı başardı.Там йому для того, аби стати чемпіоном світу не вистачило зовсім трохи.
Ahiret günü; Allah'ın insanları yeniden diriltip bir arada toplayacağı gündür.I džinové budou souzeni v soudný den a budou se Bohu odpovídat za své skutky.
Yemekler ve çorbalar bir arada servis edilir.Polévka a hlavní jídlo se podávají zároveň.
Sekiz adet olan gözlerin tümü bir arada kümelenmiş, ön ortadakiler diğer hepsinden daha küçük.Lichopřeslenů vyrůstá až osm nad sebou, spodní jsou od sebe vzdálenější a horní k sobě bližší.
Bu iki kişi, İsa'da bir aradadır.Obě pak jsou však v jedné a téže osobě Ježíše Krista.
Zira bir arada bulunan örümcekler birbirini yerler.Někdy se sokové mezi sebou i poperou.
Elektronlar ve çekirdek elektrostatik kuvvet ile bir arada tutulur.Díra a elektron vznikají současně.
Festivalde bu yıl, uzun bir aradan sonra ilk kez para ödülü de verildi.Toto ocenění bylo na festivalu uděleno vůbec poprvé.
Köy rahat ve huzurlu bir atmosferde bir arada yaşama sahiptir.Nade všechno ostatní si přejí mírumilovné a klidné prostředí.
Ailesinin bir arada kalabilmesi hayattaki en büyük gayesidir.Pro jeho otce je to nejsilnější okamžik jeho života.
Uganda genelinde 40'tan fazla etnik grup bir arada yaşamaktadır.V dnešním Senegalu žije víc než 21 etnických skupin.
Cinsiyet değişkenliğine sahip bir kişi aynı anda bir ya da daha fazla cinsiyeti bir arada yaşayabilir.Mohou kolísat mezi pohlavími nebo se vyjadřovat více pohlaví najednou.
Birkaç çocuk bir arada toplanır.Některé může hrát souběžně několik dětí.
3 Kasım 2004'te 5 yıllık bir aradan sonra ilk kez sahaya çıktı.Do druhého týdne na Grand Slamu tak prošla poprvé po pěti letech.
Hüzün ve sevinç bir arada.Záletný ďábel a jiné radosti.
Bir aradan sonra, Yale Üniversitesine girer.Poté nastoupil na Yaleovu univerzitu.
Akor, en az üç ayrı perdenin bir arada tınladığı ses kümesidir.Akord je souzvuk nejméně tří tónů stupnice.
Monako yirmi yıllık bir aradan sonra 2004 yılında geri dönmüştür.Do roku 2006 byla sopka po čtyřicet let v klidu.
Onların bir arada olmalarını çok geç olmadan korumak istiyorum.Se vor descoperi oare ei reciproc înainte de a fi prea târziu?
(Düşük nabız hızı ve düşük kan basıncının bir arada olması Bezold-Jarisch refleksi olarak bilinmektedir).(Combinația dintre ritmul cardiac lent și hipotensiune este cunoscută sub numele de reflex Bezold–Jarisch).
Günün sıcaklığında grup bir arada saklanarak dinlenir.În timpul zilei, la anumite intervale, grupul se odihnește.
Grubun bir arada durmasını sağlamıştır.Ar face orice să țină grupul împreună.
Şehrin Almanca adı Biel, Fransızca adı ise Bienne'dir ve çoğu kez iki isim bir arada kullanılır.Biel este numele german al orașului, Bienne este numele francez.
Aynı yıl, Yi Bang-won uzun bir aradan sonra tahta Kral Taejong olarak çıktı.In acelasi an, Yi Bang-won asumat tronul Joseon în cele din urmă ca Rege Taejong .
Bu kadroyu bir arada görmek gerçekten çok eğlenceli.Este foarte distractiv să arunci o privire înăuntru cu prietenii.
Bazen bu her iki durum bir arada bulunabilir.Cele două situații pot să apară simultan.
Artık hamur haline gelmiş hammadde, ağacın lignin denilen ve lifleri bir arada tutan maddeden arınmıştır.Ea a fost făcută din lemn, dar putrezind lemnul, a fost (re)făcută din vălătuci".
Nükleonları "residual strong force" adı verilen kısa menzilli bir çekici güç bir arada tutar.Nucleonii sunt legați împreună de un potențial atractiv cu rază mică de acțiune numit forță tare reziduală.
Ancak parçaları bir arada tutan tutkalın iyi korunması gerekir.Doar cei care vor implora protecția noastră se vor afla în siguranță.
NÜKLEER KUVVET Bu makale nükleonları çekirdekte bir arada tutan kuvvet hakkındadır.Forța normală este forța de respingere între atomii aflați în contact strâns.
Birkaç çocuk bir arada toplanır.A kölykök olykor összegyűlnek.
(Düşük nabız hızı ve düşük kan basıncının bir arada olması Bezold-Jarisch refleksi olarak bilinmektedir).(Az alacsony szívritmus és alacsony vérnyomás kombinációját Bezold-Jarish reflex(en)nek nevezik.)
Uzun bir aradan sonra katiller ortaya çıkar.Kis idő elteltével a gyilkos is megjelenik.
Çoğu durumda, bulguların tümüne bir arada rastlanmaz.Feltűnő, hogy legtöbbször nem látunk egy alakot teljes egészében.
Hüzün ve sevinç bir arada.Öröm és bánat.
Üçü asla bir arada çalışmadı: ancak birbirine koşut çalışmaları birbirlerinden bağımsız olarak gerçekleşti.Ezt azonban nem mindig tartották be pontosan, és a gyakorlatban a két fél egymástól függetlenül működött.
Bunlar genelde hep bir arada görülür.Ezek gyakran együtt fordulnak elő.
Oyuncuların çoğu daha önce de çeşitli yapımlarda bir arada rol almıştır.A film több színésze dolgozott már együtt más-más produkciókban.