bir arada ile cümle

bir arada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Flaubert zaman, mekan ve karakterleri yansıtmak için bu karşıtlığı bir arada kullanır.Flaubert uses this juxtaposition to reflect both setting and character.
Gürcü meşesi, tarla akçaağacı ve diğerleri bir arada yaşayabilir.The Georgian oak, the field maple and the other are mixed together.
Bozkır, orman ve dağlardan türler bu bölgede bir arada yaşamaktadır.There species from steppes, forests and mountains mix.
Çift tur robin, tüm maçlar bir arada.Double round robin, all matches are best-of-one.
Bu iki olayı her zaman bir arada görmemizde bir zorunluluk yokturWe only observe a constant conjunction of events, with no necessity whatsoever.
İş parçaları elektrotların uyguladığı basınçla bir arada tutulur.Work-pieces are held together under pressure exerted by electrodes.
Pim Mafsal içinde yaprakları bir arada tutan çubuk.Pin The rod that holds the leaves together, inside the knuckle.
Bacak prangaları, zincir çetelerin üyelerini bir arada tutmak için de kullanılırdı.[1]Leg shackles also are used for chain gangs to keep them together.[3]
Bunlar, ciltte ölü hücreleri bir arada tutan hücre içi "yapıştırıcının" çözülmesine yardımcı olur.These help to dissolve the intracellular "glue" that holds dead cells together on the skin.
Sleater-Kinney'den uzun bir aradan sonra Wild Flag grubunu kurdu.During a long hiatus from Sleater-Kinney, she formed the group Wild Flag.
Yükseltilmiş toprakların ve çöküntülerin bir arada bulunduğu bir bölgenin parçasıdır. [1]It is part of a region with a combination of raised lands and depressions.[1]
Birçok bireyin bir arada bulunması, onun gruplar halinde yaşadığını gösterir.[1]Many individuals have been found together, indicating that it lived in groups.[1]
Film, Crawford'un 10 yıllık bir aradan sonra MGM'ye dönüşünü simgeler.The film marked Crawford's return to MGM after a 10-year absence.
Ayrıca, Başbakan Yardımcıları görevlerini başka bir hükümet görevi ile bir arada yürütülebilirler.Also, Deputy Prime Ministers may or may not combine the post with another government portfolio.
Gergin bir aradan sonra Lubitsch gülmeye başladı.After a tense pause, Lubitsch broke out laughing.
Bu hayati önem taşır çünkü sebzeli burger köftesinin bir arada kalmasına yardımcı olur.This is important, as it allows the veggie burger to stick together to form the patty.
Bu malzeme, baştan sona baskın olan yerel çanak çömlekle bir arada bulunmaktadır.This material co-exists with local pottery, which remains dominant throughout.
Osmanlı yönetimi barış içinde bir arada yaşamayı sağlayan bir sistem izlemiştir.Ottoman administration followed a system that led to peaceful coexistence.
Bankanın uzun bir aradan sonra onu neden yeniden işe alıp terfi ettirdiği ise bilinmemektedir.It is not known why the bank rehired and promoted him after a long absence.
Saç, bir kişinin kafasında doğal olarak bir arada gözükür.Hair naturally groups together on a person's head.
Alevileri terör örgütleriyle bir arada tutuyorlar.They are holding Alevis together with terror organizations.
Köy rahat ve huzurlu bir atmosferde bir arada yaşama sahiptir.Das Dorf liegt in einer ländlichen und ruhigen Umgebung.
Ayrıca dört mevsim bir arada yaşanabilir.Es ist auch möglich zwischen den vier Jahreszeiten hin und her zu wechseln.
Bunun alternatifi olarak biri kırmızı, diğerleri mavi ve yeşil olmak üzere üç kuark bir arada bulunabilir.Ich kann zum Beispiel nicht sagen: An einem und demselben Punkt ist rot und blau zugleich.
3 Kasım 2004'te 5 yıllık bir aradan sonra ilk kez sahaya çıktı.Am 24. April 2004 verhängte sie zum dritten Mal innerhalb von fünf Monaten den Ausnahmezustand über das Land.
Hüzün ve sevinç bir arada.Zwischen Freude und Niedergeschlagenheit.
Genellikle 2-6 tanesi bir arada, uçları aşağı meyillidir.1 bis 2 von ihnen sind manchmal gehakt.
Her iki noktada sadece yüzlerle ifade edilebilecek insan bir arada görülmüştür. (...)Wenn der Mensch Ich spricht, meint er eins von beiden. (...)
13 yıllık zorunlu bir aradan sonra, 1 Mayıs 1993 tarihinde yeniden günlük gazete olarak yayınlanmaya başladı.Anstelle von 2000'e Doğru erschien ab dem 1. Mai 1993 Aydınlık wieder als Tageszeitung.
Yaprakları kalındır, küremsi meyve topluluklarının iki-yedi tanesi bir arada bulunur.Er war zweimal verheiratet und hatte insgesamt sieben Kinder, von denen einige noch vor ihm verstarben.
Mahallede kürtler ve türkler kardeşçe bir arada yaşamaktadırlar.Er möchte, dass Menschen und Chiropterans irgendwann friedlich zusammenleben.
Bu kadroyu bir arada görmek gerçekten çok eğlenceli.Die wiederum findet diese Eröffnung höchst amüsant.
Ev ve stüdyonun bir arada olması tercih edilmelidir.Haus und Atelier können besichtigt werden.
Haziran-Temmuz aylarında açan çiçekler tek tek ya da 2-3 tanesi bir arada bulunur.Die im Dezember blühenden Blüten stehen einzeln oder zu zweit.
Çiçeklerin 30 - 40 tanesi bir arada bulunur.Etwa 30 bis 40 Blüten oder mehr stehen in Bündeln zusammen.
Zaten onları ve beraberlerindeki bir düzine kadar paralı askeri bir arada tutan da bu çıkar birliğidir.Von dort seien sie gemeinsam mit anderthalb Dutzend ebenfalls hilflosen Soldaten zurück ins Feldlager gelangt.
Toplu halde milyonlarcası bir arada bulunabilir.Sie können vereinzelt bis zahlreich gegabelt sein.
Altı yıl bir aradan sonra yeniden opera besteciliğine başladı.Zwölf Jahre später überarbeitete er die Oper.
Ahiret günü; Allah'ın insanları yeniden diriltip bir arada toplayacağı gündür.Un jour, il leur annonce qu'ils ont été élus pour devenir des martyrs d'Allah.
Hüzün ve sevinç bir arada.La Tristesse et la Joie.
Üç aylık bir aradan sonra yayınlanan sezonun yedinci bölümünün izlenme oranı, 14.5 milyon kişiyle düştü.Le septième épisode de la saison, de retour d'une pause de trois mois, a baissé à 14,5 millions.
Attila üçünü bir arada bulur ve kendisine ihanet edildiğini anlar.Attila survient, les surprend tous les trois et comprend qu'ils veulent le tuer.
Çift üç gün bir arada kalabilir ve bu süre boyunca çeşitli sayıda çiftleşebilir.Un couple peut rester ensemble pendant trois jours, et s’accoupler plusieurs fois au cours de cette période.
Bradford City, uzun bir aradan sonra bunu başaran ilk takım oldu.Sa première saison à Bradford City est une grande réussite.
Uzun bir aradan sonra katiller ortaya çıkar.Peu après, deux tueurs font leur apparition.
Mahallede zamanında Ermeni ve Müslüman halk bir arada yaşamışlardır.Dans un village du Liban, chrétiens et musulmans vivent ensemble depuis toujours.
Tek bir salonda okuyucu hizmetleri ve ödünç verme işlemleri bir arada yürütülmüştür.Le prêt à domicile ou en salle de lecture est ouvert à tous.
Yüzyılın sonuna kadar çok sayıda yenilikçi akım bir arada bulunmuştur.Jusqu'à la fin du siècle, différentes tendances novatrices coexistent.
Anlamca birbiri ile ilgili kelimeleri bir arada kul­lanmaktır.Et c'est d'après moi, aussi ridicule l'une que l'autre.
Ailesinin bir arada kalabilmesi hayattaki en büyük gayesidir.Sa famille est la chose qui compte le plus dans sa vie, pour toujours.
Farklı değerlikteki aynı metallerin bir arada bulunduğu oksitlerdir.Un second problème apparaît lors de l'utilisation de métaux différents au sein d’un même circuit.
2008 yılından bu yana ağır dijital büyü, büyü ve teknik yenilikleri bir arada yer almıştır.À partir de 1998, les inégalités d’accès au niveau des connaissances et des compétences sont prises en compte.
Meğerse bir ayrılık yokmuş. Onlar tekrar bir arada kalmaya karar vermişler.Al parecer no hubo separación. Ellos decidieron quedarse juntos de nuevo.
Ahiret günü; Allah'ın insanları yeniden diriltip bir arada toplayacağı gündür.Qiyāma (Resurrección): Dios hará resucitar a la humanidad en el Día del Juicio.
Üç yıllık bir aradan sonra, El Camino yeni Chevelle serisinin bir parçası olarak tekrar sunuldu.Después de una ausencia de tres años, El Camino fue reintroducido como parte de la nueva línea de Chevelle.
Anhidrit genellikle tuz birikintilerinde kayatuzu ve jipsle bir arada bulunur.Es muy frecuente encontrar anhidrita en los depósitos de sal junto con yeso.
Novell Evolution: bir posta makinesi, bir takvim ve bir kişi rehberi, hepsi bir arada.Evolution: un programa de correo, calendario y gestor de contacto, todo en uno.
Aynı yıl, Yi Bang-won uzun bir aradan sonra tahta Kral Taejong olarak çıktı.Ese mismo año, Yi Bang-won asumió el trono de Joseon finalmente como el rey Taejong.
Bu durumda Nagg ve Nell isimleri bir arada düşünüldüğünde, akla Almanca "Nagel" (çivi) kelimesi gelmektedir.Según esto, Nagg y Nell, juntos, podrían sugerir el alemán Nagel (nail: clavo).
Bu iki yaklaşım sıklıkla bir arada kullanılır (bkz.A veces se usan ambos enfoques simultáneamente (Dance Dance Revolution).

İlgili Sayfalar