bir arada ile cümle
bir arada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Ben de "Nasıl yani, diğer hastalarla bir arada olmak istemedi mi?" dedim.And I said, "Well, but why didn't he hang out with the other patients?"
Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." --I don't believe in joints, but they do hold your body together.'" --
Şimdi herşeyi vektör olarak tutup bir arada çöeceğiz.Now we'll keep everything as vectors and solve it all at once.
Bu tesiste siyahlarla beyazlar bir arada mı olacak, nedir yani?"Is this plant going to be integrated or what?"
Her şey sınırsız bir küçüklüğün içinde bir aradaydı ve ardından patladı.That everything was infinitely packed in together and then it exploded.
Bu sayfada bir çok yeni özelliği bir arada görebilirsiniz.And this, again, is sort of a little bit of an amalgam of different - different things here.
Kesinlikle ikisi bir arada olmalı !They're probably meant to be a pair.
Fosfat gruplarının arasındaki hidrojen bağları aracılığı ile bir arada duruyordu.-- and so, it was held together by hydrogen bonds between phosphate groups.
Haykırışlar ve danslar, onların insanlarıyla bizimkiler hep bir arada dans ettiler.Shouting and dancing, these people mixed with ours and all hands danced together.
Bu kadar müthiş insanları ve gülen yüzleri bir arada gördüğüme sevindim.Happy to see so many fine folks out here and so many smiling faces.
BU beşlinin son üçünü bir arada grupladım.The last three of the five, I've grouped together.
- Belki de bir arada iş yapan birkaç gen vardır? -Maybe it would have to be a whole set of genes that have to work together.
Bir arada iş yapan genlerin sayısı birkaç taneden bile fazla.It's actually whole chromosomes determine it.
Derinlik ve mahremiyet bir arada.At once profound, yet virginal.
10 yıldır aslanları ve filleri bir arada... ...yakalamaya çalışıyorduk.But, for 10 years, we tried to capture
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"The way an elder sister might speak to a younger brother.
Ama bunu anlamanın kolay yolu bu grubu görmek, bu sülfat grubu bir arada kalıyor.But the key here to realize is that this group right here, this sulfate group, stays together.
Miselyum, her türlü araziye yayılır. Toprağı sıkı sıkıya kavrar ve bir arada tutar.The mycelium infuses all landscapes, it holds soils together, it's extremely tenacious.
Yani onların bir arada olması, tanımlarını da birbiriyle ilişkili yapıyor.So they kind of use each other to define each other.
Iki ayri doneme ait iki farkli medyayi bir arada kullanmisti.He put together two different media from different periods of time.
Hepsi bir arada.They all go together.
Burada sanat ve bilim bir arada.I have kind of the art and science.
Aletin bazı tartıları var ve her şeyi bir arada tutuyor.And the mater has some scales and puts it all together.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.So, eventually, the manufacturers actually arrived at a compromise, which was the combo pack.
Hikayeler bana eşlik eder; varoluş yapıştırıcısı gibi parçalarımı ve hafızamı bir arada tutarlar.Stories accompany me, keeping my pieces and memories together, like an existential glue.
6ıncı şef dediki, ancak tüm şefler bir aradayken ... hainin ismi açıklanacaktıSixth chief only said to gather everyone... so headman's last words could be announced
Dünya üzerindeki tüm levhaların bir arada olduğu bir süper-kıta hayal edebiliriz.And now it's broken up into our current-day geography.
Bu Einstein'ın 1905 yılında uzayla zamanın bir arada olmasına dair teorisiydi.So the smart money is that there is no warp drive in the real laws of physics.
Clarice, uzun bir aradan sonra Baban artık aramızda.Clarice, your father is no longer among us.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.They'd become extremely adept at living with us.
Yani benzer şeylerin teknoloji, eğlence ve tasarımla birbirlerini bir arada tuttuklarına inanıyorum.And so, the parallel thing holds with technology, entertainment and design, I believe.
Üç ateş bir arada çok fazla alev oluşturur.Three fires together, that's a lot of flames.
İki kadın bir arada olunca tartışma oluyor.Two women together, they have an argument.
Üç kadın bir arada olursa, dikkat edin, zina.Three women together, be careful, it's adultery.
Pentikost Günü geldiğinde bütün imanlılar bir arada bulunuyordu.Now when the day of Pentecost had come, they were all with one accord in one place.
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.All who believed were together, and had all things in common.
Doğrusu hüküm günü hepsinin bir arada bulunacağı gündür.The Day of Judgement is your promised day of meeting,
Şüphesiz (hakkı batıldan ayıran) hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı gündür.The Day of Judgement is your promised day of meeting,
Eğer onlara karışır(onlarla bir arada yaşar)sanız (onlar) sizin kardeşlerinizdir.And if you intermix with them, they are your brothers.
Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir.Say: 'To set their affairs aright is good. And if you intermix with them, they are your brothers.
Allah'ın düşmanları o gün cehenneme sürülürler. Hepsi bir aradadırlar.Upon the day when God's enemies are mustered to the Fire, duly disposed,
Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir."And if you intermix with them, they are your brothers.
Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de bir sorumluluk yoktur.No sin on you whether you eat together or apart.
Allah hepimizi bir arada toplayacaktır.Hepimiz de O'nun huzuruna götürüleceğiz.” [10,41]God will bring us together, and to Him is the ultimate return.”
Gevgeliya'dan gelen konuk, Ivan Kavazov, "Makedonya'da bu kadar çok insanı bir arada görmemiştim."I haven't seen so many people at one place in Macedonia.
İbrahimi, ailesinin Sırplarla bir arada yaşamaya hazır olduğunu da ekledi.He added that his family is ready to coexist with Serbs.
Arnavutluk'ta Ramazan dinlerin bir arada yaşamasını simgeliyorRamadan symbolises religious co-existence in Albania
Mitroviça’daki Boşnak Mahallesinde, Sırplar ve Arnavutlar bir arada yaşıyor.The Bosnian Mahalla neighbourhood in Mitrovica is a mixing bowl for Serbs and Albanians.
Sorun, sonunda Pacolli'nin seçilmesiyle sonuçlanan meclis oturumunda verilen bir aradan oluşuyor.At issue is an interruption in the parliamentary session that ultimately resulted in his election.
Parti, beş yıllık bir aradan sonra 22 Temmuz'da yapılan erken seçimlerde meclise geri döndü.Following a five year break, the party returned to parliament after the July 22nd snap elections.
İnsanlara farklı kültürlerin bir arada yaşayabileceğini gösterdiniz.You have shown that people with different cultures can live together in peace.
Bugün buradayım, son defa bir aradayız." diyor.Here I am today, we are together for the last time," says Mejrema.
BH 2013 yılında, yani 22 yıllık bir aradan sonra nüfus sayımı yapmayı planlıyor.BiH is planning to hold a new census in 2013 -- 22 years after the last one.
Atom çekirdeği güçlü nükleer kuvvet tarafından bir arada tutulur.Nuclei are bound together by the residual strong force (nuclear force).
Bu fikir ayrıca atomları bir arada tutan kimyasal bağları tasvir etmeye olanak sağlar.The concept is also useful for describing the chemical bonds that hold atoms together.
Black'in 1949'daki ölümüne kadar 17 yıl boyunca bir arada kaldılar.They remained together for 17 years until Black's death in 1949.
Himalia grubu, diyagramın tepesi yakınlarında bir arada yer almaktadır.The Himalia group is bunched together near the top of the diagram.
Günümüzde Ermeni ve Kürt etnisitesi Türkleri barış içinde bir arada bulunmaktadır.Today, Turks of Armenian and Kurdish ethnicity coexist in peace.
Ege medeniyeti gibi bir arada "Ege" olarak gruplandırılırlar..They are grouped together as "Aegean" in terms such as Aegean civilization.
Polifilektik canlıların bir arada gruplandığı sınıflamaya polifili denirThe arrangement of the members of a polyphyletic group is called a polyphyly.