bir arada ile cümle
bir arada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Toplantı, kısa bir aradan sonra iki saat içinde tekrar toplanacak.The meeting will reconvene in two hours after a brief recess.
Sen havluları ve temizlik bezlerini bir arada tutmamalısın.You shouldn't keep towels and cleaning rags together.
Günümüzde tuvalet ve banyo bir aradadır.Nowadays toilet and bathroom is one piece.
Onu bir arada tut, Tom.Keep it together, Tom.
Tom kısa bir aradan sonra çalışmaya devam etti.Tom continued working after a short break.
Bir arada kalmamız gerek.We need to stay together.
Tom bunu zar zor bir arada tutabilir.Tom can barely keep it together.
Eşyalarını bir arada tut.Keep your stuff together.
O, evliliğini bir arada tutmak istedi.He wanted to keep his marriage together.
Tembellik ve başarı bir arada gitmez.Laziness and success do not go together.
İnsanlar ve dinozorlar asla bir arada var olmadılar.Humans and dinosaurs have never coexisted.
Biz farklılıklarımızı bir kenara ve grubumuzu bir arada koymalıyız.We must put our differences aside and band together.
Attila üçünü bir arada bulur ve kendisine ihanet edildiğini anlar.Attila finds the three together and realizes he has been betrayed.
Rodeo 4 ve Rodeo 6 1972 yılından 1981 yılına kadar bir arada üretilmiştir.The Rodeo 4 and the Rodeo 6 coexisted from 1972 to 1981.
Hüzün ve sevinç bir arada.La Tristesse et la Joie.
Ancak yavrularını emziren dişiler ve dişilere kur yapan erkekler bir arada görülür.Among his plates are: The Wise and Foolish Virgins; after Marten de Vos.
Anlatıcı ruhlarının hâlâ bir arada olduğuna inanmaktadır.It is said that their souls are together throughout time.
Kur yapma sırasında yüzlerce kuş bir arada yıkanabilir.Hundreds of birds may bathe together around the time of courtship.
Çift üç gün bir arada kalabilir ve bu süre boyunca çeşitli sayıda çiftleşebilir.A couple may stay together for up to three days and mate several times during that period.
Ürdün fiziksel ve ruhsal tedavilerin bir arada yapıldığı ülkelerden biridir.Special Consensus was a state where spiritual and physical good things physically came together.
Novell Evolution: bir posta makinesi, bir takvim ve bir kişi rehberi, hepsi bir arada.Novell Evolution: a mailer, a calendar and a contact manager, all in one.
Bu parçalar bir arada tutulur ama hareketleri serbesttir.Its particles are still close together but move freely.
Bu fikir ayrıca atomları bir arada tutan kimyasal bağları tasvir etmeye olanak sağlar.This is also useful for describing the chemical bonds that hold atoms together.
Bir aradan sonra, Yale Üniversitesine girer.A year later he entered Yale University.
Pionlar ayrıca atomun çekirdeğini bir arada tutmayı sağlarlar.Pions also play a role in holding atomic nuclei together via the residual strong force.
Sürü ne kadar büyükse, bir arada beslenen kuşlar birbirlerine o kadar yakındır.When food is abundant, grizzly bears will feed in groups.
Üçlü noktada, tüm üç faz bir arada bulunabilir.At the triple point, all three phases can coexist.
Günün sıcaklığında grup bir arada saklanarak dinlenir.Groups often shelter and rest together during the heat of the day.
Aynı yıl, Yi Bang-won uzun bir aradan sonra tahta Kral Taejong olarak çıktı.That same year, Yi Bang-won assumed the throne of Joseon at long last as King Taejong.
150.000 kişi burada bir arada namaz kılabiliyordu.50,000 to 60,000 people can pray in the mosque at a time.
Şiş, yiyecek parçalarını bir arada tutmak için kullanılan ince bir metal veya tahta çubuktur.A skewer is a thin metal or wood stick used to hold pieces of food together.
Pansiyon olarak kabul edilebilecek bu mekanda çok sayıda insan bir arada yaşamaktadır.One can find a large number of retired people living in this place.
Kısa bir aradan sonra 1994 yılında, Japonya millî takımı teknik direktörü oldu.After a brief hiatus, in 1994, he was the manager of the Japanese national football team.
Onların bir arada olmalarını çok geç olmadan korumak istiyorum.They now wonder if they will be together forever.
SPIE Conference and Exhibitions optik bilimi ve optik endüstrisini bir arada tutmak için çabalar.SPIE Conferences and Exhibitions connect optical science and the optics industry.
Bu iki gradyan, elektrokimyasal gradyan olarak -bir arada- ifade edilebilir.These two gradients taken together can be expressed as an electrochemical gradient.
Özellikle Metin hocamızla bir arada olmak beni mutlu ediyor.I'm so, so happy, especially to be up there with my teammate.
Yaprakları kalındır, küremsi meyve topluluklarının iki-yedi tanesi bir arada bulunur.Both are from the same (mass) grave of seven people, and are presumed near-contemporary.
MS'in özelliği (multipl) olduğundan genellikle birkaçı bir arada bulunabilir.The existence of M(A) can be shown in several ways.
Ama kesinlikle ikisini bir arada değil!Yeah, we're definitely both.
En çok 200 kuşun bir arada avlandığı kaydedilmiştir.More than 200 species of birds have been recorded on the refuge.
NÜKLEER KUVVET Bu makale nükleonları çekirdekte bir arada tutan kuvvet hakkındadır.This energy is a measure of the forces that hold the nucleons together.
Bu albüm grubun 1989 beri çıkardığı ilk yeni albümdür, uzun bir aradan sonra çıkmıştır.It is the first full-length studio album released by the band since 1989's The Warmer Side of Cool.
Çoğu durumda, bulguların tümüne bir arada rastlanmaz.Most often, kobolds remain completely invisible.
Böylece uzun bir aradan sonra 28 Şubat 2011 tarihinde yeniden bir takımın başına geçti.After more than a year, this feature was finally re-released on 28 December 2011.
11-14 testi temel olarak iki ayrı incelemenin bir arada değerlendirilmesi ile yapılır.Commonly 1–4 controls are selected for each case.
Bizim için nasıl bir arada yaşayacağımızın bir sınır var mı?Is there a frontier for us of how we live together?
Bizi bir arada tutan bu küçük organizasyon başka konularda da yardım bekliyor.This small foundation we put together is looking for other ways to help.
Hepsi bir arada bazen bir döngü içinde daire bir nükleoit çağırdı.It's sometimes in a loop all in one circle called a nucleoid.
Burada 14-15 yıldan beri mavi ve sarı yüzgeçli Tunaları bir arada tutabiliyoruz.Here, for over 14 or 15 years, we've actually brought in both bluefin and yellowfin in captivity.
Sevgi, mutluluk, haz, bilgi, hepsi bir arada. 3,2,1...love, happiness, bliss, knowledge 3...2...1...pressure.
Biz bu o kum taneciklerini nasıl bir arada yapıştırıyoruz?How do we glue those grains of sand together?
Siktir et, bence adreslerini bir arada tutmak bile zordur onun içinFuck it, I guess he had trouble keeping up with every address
Ve üçümüzün bir arada olduğu bir fotoğrafımız olmadığından gerçekten çok mutluyum.And I'm really happy that no photo survives of the three of us anywhere close together.
Mrs. Hall, nefes biraz kısa bir aradan sonra ortaya çıktı, ancak, şiddetli bunun için.Mrs. Hall appeared after an interval, a little short of breath, but all the fiercer for that.
"Yer gömülü musunuz?" Mr. Thomas Marvel bir aradan sonra, dedi."Are yer buried?" said Mr. Thomas Marvel, after an interval.
O kadar küçüklerdir ki, bir arada kümelenmedikleri sürece onları göremezsiniz.So small you can't even see them unless they cluster together.
Sokak sanatında işlev ve form bir arada olabilir.You can also have function and form with public art.
Budizm, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm... ...burada bütün dinler bir arada.Buddhism, Christian, Islam, Hindu... we handle all religions here.
Bu Godtfred'i meraklandırdı.LEGO parcalarını bir arada tutmanın yolunu bulmak istiyordu.That made Godtfred wondered. He wanted to find a way to make the LEGO bricks stick together.