bir şey ile cümle
bir şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Onda hoşlanmadığım bir şey var.There is something about him I don't like.
Onun ailesi hakkında bir şey biliyor musun?Do you know anything about his family?
Bizim bir bayan arkadaşımız, geçen hafta küçük bir kasabaya bir seyahat yaptı.A woman friend of ours took a trip to a small town last week.
Bir şeyin yanlış gittiğine dair içimde kötü bir his var.I have a nasty feeling something's gone wrong.
Berbat bir şey olacağına dair içimde kötü bir his var.I have a nasty feeling that something awful is going to happen.
Ben asla öyle bir şey söylemezdim.I'd never say something like that.
Bize yiyecek bir şey kalmadığından gerçekten korkuyorum.I truly fear that nothing is left for us to eat.
Çabalarınızdan bir şey çıkmadı.Your efforts came to nothing.
Herkes Japonya'da artık kötü bir şey asla olmayacağını umuyor.Everyone is hoping nothing bad will ever happen in Japan.
Bana senin bir şey sakladığın söylendi.Something tells me that you're hiding something.
Japonya? Orada özel bir şey oldu mu?Japan? Did anything special happen there?
Çocuğun yemek yemeye ihtiyacı varsa, ona sağlıklı bir şey pişirin.If the child needs to eat, cook something healthy for him.
Onlar daha iyi bir şey istediler.They wanted something better.
Onun bir şey yazmasına izin vermezlerdi.They would not let him write anything.
Onun hakkında bir şey bilmediğini söyledi.He said he had not known about it.
Tartışma sırasında bir şey söylemedi.He had said nothing during the debate.
Başkandan bir şey yapmasını rica etti.He asked the president to do something.
Hiç kimse bir şey satın alamadı.No one could buy anything.
Hiç kimse dans etmekten başka bir şey yapmadı.No one did anything but dance.
Söyleyecek bir şeyim var.I have something to say.
Beklemekten başka, bir şey yapılamazdı.Nothing could be done, except wait.
Başkan Grant yasa dışı bir şey yapmamıştı.President Grant had done nothing illegal.
Bu, tarih okumaktan öğrendiğim bir şey.That's something I learned from reading history.
Kıçını kaldır ve bir şey yap!Get off your butt and do something!
O nadiren yeni bir şey sipariş eder.He seldom orders anything new.
Konsantrasyon çok basit bir şeydir.Concentration is a very simple thing.
Ona onun hakkında bir şey söylememek daha iyi.It's better not to say anything about her to him.
John temiz havanın iyi bir şey olduğundan emin.John is sure, that fresh air is a good thing.
Pencereden dışarı bir şey atma!Do not throw anything out of the window.
Bir şey söyle lütfen.Sing something, please.
Manga okumaktan başka bir şey yapmaz.He does nothing but read manga.
İnsanları parmakla göstermek toplumsal açıdan kabul edilebilir bir şey değildir.It is not socially acceptable to point at people.
Bizim ülkemiz barıştan başka bir şey istemiyor.Our country wants nothing but peace.
Annem hakkında bir şeyden bahsettin.You mentioned something about my mother.
O hakkında bir şey bilmediğim bir konudur.That's a subject I know nothing about.
Pekala, bu başa çıkabileceğimiz bir şey değil.OK, this is nothing we can't handle.
Biz bu konuda bir şey yapmak zorundayız.We have to do something about this.
Bilmek bir şey değildir, hayal gücü her şeydir.Knowing is nothing, imagination is everything.
Orada bir şey yapıyor.He's doing something there.
Yaşam maddenin kapsamlı organizasyonundan başka bir şey değil.Life is but a sophisticated way of organising matter.
Bir şey söylemesi gerekiyordu ama dudaklarından tek bir kelime dökülmedi.It was necessary that he say something, but no word came from his lips.
Böyle bir şey başımdan hiç geçmedi!Such a thing never passed through my head!
Pakistan istihbaratı gerçekten teröristin nerede olduğu hakkında bir şey biliyor muydu?Did Pakistani intelligence really know nothing about the terrorist's whereabouts?
O niçin öyle bir şey yaptı?Why did he do such a thing?
Bu, bir yalandan başka bir şey değil.That's nothing but a lie!
Ben herhangi bir şey bilmedim.I didn't know anything.
Köpek yiyecek bir şey istiyor gibi görünüyor.It looks like the dog wants something to eat.
Güzel bir yürüyüş yapmaktan daha iyi bir şey yoktur.There's nothing better than taking a nice walk.
O, onun hakkında bir şey bilmediğini iddia ediyor fakat ona inanmıyorum.She claims that she knows nothing about him, but I don't believe her.
O, onun hakkında bir şey bilmediğini iddia ediyor.She claims that she knows nothing about him.
O, ona içecek soğuk bir şey verdi.She gave him something cold to drink.
O, ona içmek için sıcak bir şey verdi.She gave him something hot to drink.
O, ona içecek bir şey verdi.She gave him something to drink.
O kendisi ona yiyecek bir şey verdi.She herself gave him something to eat.
O, onu kızdıracak bir şey söylemedi.She said nothing that would make him angry.
O ona bir şey söyledi.She said something to him.
Bugün oldukça erken uyanıyorsun. Bir şey mi var?You're waking up quite early today. Do you have something?
Köpeğini besleyecek bir şey almak için biraz paraya ihtiyacı vardı.She needed some money to buy something to feed her dog.
Hiçbir şey bir şey için yararlı değildir.Nothing is useful to anything.
Soğuk bir şey içmek istemiyorum.I don't want to drink anything cold.