bir şey ile cümle

bir şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bir şey yapmak zorunda kalacağız.We will have to do something.
Bir şey bulur bulmaz seninle irtibat kuracağız.As soon as we find out anything, we will contact you.
Onun hakkında ona bir şey söylememelisin.You shouldn't tell him anything about her.
Kız arkadaşın hakkında ona bir şey söylememelisin.You shouldn't tell him anything about your girlfriend.
Eğer yanımda olsan başka bir şeye ihtiyacım olmaz.If you are by my side, I don't need anything else.
Henüz bir şey yemedim.I haven't eaten yet.
Kimsenin söyleyecek bir şeyi yoktu.No one had anything left to say.
Bir şey duyuyorum.I hear something.
İptal edecek bir şey yok.There is nothing to cancel.
Bir şey alamayacak kadar çok uzak.To take something too far.
Böyle bir şey satın almadığıma memnun oldum.I'm glad that I didn't buy something like this.
Beni tehdit etmenin anlamı yok. Ben sana hâlâ bir şey söylemeyeceğim.No point in threatening me. I'll still tell you nothing.
Bir şey kaçırdım mı?Did I miss anything?
Bir sürü kitap okumak iyi bir şeydir.Reading a lot of books is a good thing.
Bir çocuk için bir şeye ihtiyacım var.I need something for a child.
Gözümde bir şey var.There is something in my eye.
O bir şey mırıldanıyor.He's mumbling something.
Tarih tarih kitaplarında okuduğun gibi bir şey değil.History is nothing like what you read in history books.
Bir şeye ihtiyacın olursa, bana bildir.If you need anything, let me know.
Onun hakkında kesinlikle bir şey bilmiyorum.I know absolutely nothing about that.
O, her zaman bir şey hakkında şikâyet ediyor.He's always complaining about something.
Sevgiden daha pahalı bir şey yoktur.There's nothing more expensive than love.
Ben onun hakkında bir şey bilmiyorum.I don't know a thing about her.
O, bir şey mırıldanıyor.She's muttering something.
Orada herhangi bir şey görebiliyor musun?Can you see anything at all there?
Bir şeye odaklan ve onu iyi yap.Focus on one thing and do it well.
Bir şey bana onun şeytanlık düşündüğünü söylüyor.Something tells me that she's up to no good.
Sen bir şeyin peşindesin.You're up to something.
Bana daha kolay bir şey sor.Ask me something easier.
Ne olursa olsun, hiç kimseye bunun hakkında bir şey anlatmayacağım.Whatever happens, I won't tell anybody about it.
Özel bir şey değil.Nothing special.
Özel bir şey yok.Nothing special.
Sen her gün yeni bir şey öğreniyorsun.You learn something new every day.
Şimdi o konuda bir şey yapmak için çok geç.It's too late to do anything about that now.
"Bir şey içmek ister misin?" "Hayır, ama öneri için teşekkürler.""Would you like something to drink?" "No, but thanks for offering."
O düşünmediğim bir şey.That's the one thing I hadn't thought of.
Eğer bir şey için söz verirsen, sözünü tut.If you promise something, keep your word.
İçecek sıcak bir şeyiniz var mı?Do you have anything hot to drink?
Ben sadece gerçekten ilginç bir şey düşünmüştüm.I just thought of something really interesting.
Biraz bekle. Senin için bir şey hazırlayacağım.Wait a bit. I'll prepare some for you.
Sana söylemem gereken bir şey var ve bundan hoşlanmayacağını biliyorum.There's something I need to tell you, and I know you're not going to like it.
Bugün yeni bir şey duydum.I heard something new today.
Evli bir adamın asla unutmaması gereken bir şey onun evlilik yıl dönümüdür.One thing a married man should never forget is his wedding anniversary.
Bir şey mi arıyorsunuz?Are you looking for something?
Bir şey mi arıyorsun?Are you looking for something?
Okuyacak bir şey istiyorum.I would like something to read.
Pekala çocuklar, gerçekten içecek bir şeye ihtiyacım var.OK guys, I really need something to drink.
O zengin, bu yüzden bir şey yapabilir.He's rich, so he can do anything.
Bence fakir olmak utanılacak bir şey değildir.I think being poor is nothing to be ashamed of.
Bu kitabı okuduğumda her zaman yeni bir şey bulurum.When I read this book, I always find something new in it.
Demir taşıdım ama borçtan daha ağır bir şey bulmadım.I carried iron, but didn't find anything heavier than debt.
Alışılmış olandan farklı bir bağlamda bir şey görmek şaşırtıcı olabilir.Seeing something in a different context than the accustomed one can be surprising.
O, bir şey değildi.That was nothing.
Onlar bir şey izliyor gibi görünüyordu.They seemed to be watching something.
Aptalca bir şey söyledim mi?Had I said something stupid?
Tamam, bu oldukça çevrilemez bir şey, değil mi?Well, that's pretty untranslatable, isn't it?
Öğrenim yapmak gerçekten kolay bir şey değildir.Studying really isn't something easy.
Onun böyle bir şey yapması inanılmaz.It is unbelievable that he did something like that.
O her zaman bir şey tartışmak için hazır görünüyordu ve çok hoşgörülüydü.He always appeared to be ready to discuss anything and was very tolerant.
Anlamadığım bir şey var.There is something I don't understand.

İlgili Sayfalar