bir şey ile cümle
bir şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Dostluk kadar önemli bir şey yoktur.There is nothing so important as friendship.
Arkadaşıma kupa verildiği zaman sevinçle bağırmaktan başka bir şey yapamadım.I could not but cheer when my friend was handed the trophy.
Verimli bir FBI ajanı görevlerini yürütme hakkında bir şey söylemiyor.An efficient FBI agent does not make any bones about carrying out his duties.
Şakadan böyle bir şey yapmayın.Don't do such a thing in fun.
Verecek bir şeyim yok.I've nothing to give.
Bir şey istiyorsan, istemeye çekinme.Don't hesitate to ask if you want anything.
İstediğin herhangi bir şeyi al.Take anything you want.
Ertesi sabaha kadar beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.There was nothing to do but wait until the next morning.
Yolda ona bir şey olmuş olmalı.Something must have happened to him on the way.
Bir seyahata gidecek misin?Will you go on a trip?
Bir seyahat acentasına soralım.Let's ask a travel agent.
Soğuk bir şey yememelisin.You shouldn't eat anything cold.
Buzdolabında içilebilecek herhangi bir şey var mı?Is there anything to drink in the refrigerator?
Yaşlı insanlar, uğruna yaşayacak bir şeye ihtiyaç duyar.Old people need something to live for.
Seninle bir şey hakkında konuşmak istiyorum.I want to talk to you about something.
O takımın güçlü oyunculardan başka bir şeyi yok.That team has nothing but strong players.
Köri özel bir şey değildi.The curry was nothing special.
Bazı sorunlarla ya da bir şeyle karşılaştın mı?You've run into some trouble or something?
Riskli bir şey yapmak istemiyorum.I don't want to do anything risky.
Öyleyse, birisinin hatasını düzeltmekte geç kalmak diye bir şey yoktur.Well, there's no such thing as being too late to correct one's faults.
Geçmiş hakkında bir şey bilmiyorum ama artık fakslarımız ve e-postalarımız var.I don't know about the past, but now we have faxes and emails.
Kasabada ilginç bir şey buldum.I found something interesting in the town.
Onun geçmiş yaşamı ile ilgili bir şeyin farkında mısınız?Are you aware of anything concerning his past life?
O, kaynanasını gücendiren bir şey söylediği için için için pişman oldu.She bitterly regretted having said something that displeased her mother-in-law.
Bir şey daha var. Eğer Mayu üzerinde bir şey denersen belini kırarım.One more thing. If you try anything on Mayu I'll break your spine.
Zor ve üzüntülü zamanlarda diğer insanlar için bir şey yapmaya çalışırız.In hard times, in sorrowful times, let's try doing something for other people.
Şaşırtıcı bir şey buldum.I've found something amazing!
Müthiş bir şey buldum!I've found something amazing!
Geçen gün Noel hediyesi olarak ona küçük bir şey verdim.I also gave him a little something as a Christmas present the other day.
"İçecek bir şey ister misin?" "Üzgünüm, hayır teşekkürler.""Would you like something to drink?" "Sorry, no thanks."
Sağlıklı bir merak, aslında güzel bir şeydir.A healthy curiosity is truly a fine thing.
Keşke güzel bir şey olsa.I wish something nice would happen.
Devletten aldığım yardımla geçiniyorum, ne arabam ne başka bir şeyim var.I'm living on welfare, without a car or anything.
Ben, şu anda ters bir şey düşündüğüne dair bahse girerim.I just bet you were thinking something perverse just now.
Bahse girerim ki sen sapıkça bir şey düşünüyordun.I just bet you were thinking something perverse just now.
Japon kültürü hakkında bilgili olmak iyi bir şeydir.Being knowledgeable about Japanese culture is a good thing.
Makas bir şey kesmez.The scissors won't cut anything.
Bir şey bilmiyorum.I don't know anything.
Kaybedecek bir şeyi olmayan birine meydan okuma.Don't challenge someone who has nothing to lose.
Açım, bu yüzden yiyecek bir şeyler alacağım.I'm hungry, so I'm going to get something to eat.
Sadece net bir cevap istiyorum. Daha fazla bir şey değil.I just want a straight answer. Nothing more.
O bana geldi ve hiç anlamadığım bir şeyler söyledi.She came to me and said something that I didn't understand at all.
Ben olmayan bir şey arıyordum.I was searching for something that didn't exist.
Sen sadece yanlış bir şey yapma.You just don't do anything wrong.
O, kötü bir şey yapsa bile, onu asla kabul etmeyecektir.Even if he does something bad, he'll never admit it.
O, böyle bir şeye inanacak kadar aptal mı?Is she so stupid that she believes such a thing?
Onun öyle bir şey yapmasına şaşırdım.I'm surprised that she did such a thing.
Rüşvet güç örgütleri ile birlikte ortaya çıkan bir şeydir.Bribes are something that arises in conjunction with power organizations.
Aşk birine sahip olmadığı bir şeyi veriyor.Love is giving something one doesn't have.
Sessiz olun, ya da işitmeye değer bir şey konuşun.Be silent, or speak something worth hearing.
Ona söylemek istediğim bir şeyim var.I have something that I want to say to him.
Onların ilişkisi hakkında bir şey bilmiyorum.I don't know anything about their relationship.
Onların sorunlarıyla ilgili yapacak bir şeyim yok.I have nothing to do with their troubles.
Gramer çok karmaşık bir şey.Grammar is a very complex thing.
Dil bilgisi çok karmaşık bir şeydir.Grammar is a very complex thing.
Bir şeyler ye lütfen.Please eat something.
Onun geçmişi hakkında bir şey bilmiyorum.I don't know anything about his past.
Onun için bir şey almalı mıyım?Should I buy something for him?
Ona itaat etmekten başka bir şey yapamıyorum.I can't do anything but obey him.
Ben bir şey duymadım.I've heard nothing.