Benim oyumun bir şey değiştirmeyeceğini düşünüyorum.I figure that my vote won't change anything.
Senin için yapabileceğim bir şey olursa, lütfen bana bildir.If there's anything I can do for you, please let me know.
Sen ve ben ortak bir şeye sahibiz.You and I have something in common.
Şikâyet edecek bir şeyim yok.I have nothing to complain about.
Ben bir şey yapabilir miyim?Can I do anything?
Bana içecek soğuk bir şey ver.Give me something cold to drink.
Bildiğim kadarıyla, o yanlış bir şey yapmadı.As far as I know, he did nothing wrong.
Bu tür bir şeyde iyi değilim.I'm not good at this sort of thing.
Son üç gündür bir şey yemedim.I have not eaten anything for the last three days.
Beklemekten başka yapabileceğim bir şey yok.I can but wait.
Beklemekten başka bir şey yapamam.I can but wait.
İyi bir şey yemek istiyorum.I want to eat something good.
Yurt dışına gitme fikrinden vazgeçmekten başka yapabileceğim bir şey yok.There's nothing I can do but give up the idea of going abroad.
Ben bir şey satın almadan asla dışarı çıkmam.I never go out without buying something.
Öğretmenime böyle bir şey söylediğime pişmanım.I regret having said such a thing to my teacher.
Japonya hakkında bir şey bilmiyorum.I don't know anything about Japan.
Japonya hakkında herhangi bir şey bilmiyorum.I don't know anything about Japan.
Birçok insan için, o bir mucizeden başka bir şey değildi.To many people, it was nothing short of a miracle.
Birisi bir şey söyledi ama onu anlayamadım.Someone said something, but I could not understand it.
Bir adam elini sallayarak bir şeyler bağırdı.A man shouted something, waving his hand.
Bir adam elini sallayarak, bağırarak bir şey söyledi.A man shouted something, waving his hand.
Işığı yak. Bir şey göremiyorum.Switch on the light. I can't see anything.
Japonya'da yaşamaya gelince, şikâyet edecek bir şeyim yok.As for living in Japan, I have nothing to complain about.
Pazar günü yapacak özel bir şeyin var mı?Do you have anything particular to do on Sunday?
O almak zorunda olduğu başka bir şey olmadığı için mağazadan ayrıldı.She left the store because she didn't have anything else that she had to buy.
Böyle bir şey söylemesi garip.It is strange that he should say such a thing.
Yaptığı delilikten daha az bir şey değildi.What he did was nothing less than madness.
O gün eve gelmemesinin dışında bir şey bilmiyoruz.We know nothing except that he did not come home that day.
Onun bir imzasını isteyeceğim. Yazmak için bir şeyin var mı?I'm going to ask him for an autograph. Do you have anything to write with?
Eğer ona bir şey olursa bana bildir.If anything happens to him, let me know.
Onun hakkında bir şey bilmiyorum.I do not know anything about him.
Onun için üzülmekten başka bir şey yapamıyorum.I cannot but feel sorry for him.
Onun iyileşmesi mucizeden başka bir şey değildi.His recovery was nothing short of a miracle.
Onun planlarından bir şey çıkmaz.Nothing will come of his plans.
O, çok aptalca bir şey yaptı.He did a very foolish thing.
O yalancıdan başka bir şey değil.He is nothing but a liar.
Elektronik hakkında bir şey bilmez.He knows nothing about electronics.
O, o olay hakkında bir şey biliyor gibi görünüyor.It seems that he knows something about that incident.
O zaman yanına bir şey almadı.He did not have anything with him then.
O, onunla ilgili bir şey yapmıyor gibi görünüyor.He seems to make nothing of it.
Böyle bir şey söylediğini inkar etti.He denied having said such a thing.
Böyle bir şey yapmaktan utandı.He was ashamed of having done such a thing.
Böyle bir şeyi yapacak son kişidir.He is the last man to do such a thing.
Böyle bir şey söylemeyecek kadar akıllıydı.He knew better than to say such a thing.
O böyle bir şeye para harcama konusunda isteksiz.He grudged spending money on such a thing.
Böyle bir şeye inanacak kadar aptal değildir.He knows better than to believe such a thing.
Böyle bir şeye inanmayacak kadar akıllıdır.He knows better than to believe such a thing.
Cebinden bir şey çıkardı.He took something out of his pocket.
O sık sık bir şey yapmadan saatlerce otururdu.He would often sit for hours without doing anything.
Bir şey yapmadan güneşte otururdu.He would sit in the sun doing nothing.
Bütün gün şikâyet etmekten başka bir şey yapmadı.He does nothing but complain all day long.
Bütün gün TV izlemekten başka bir şey yapmadı.He did nothing but watch TV all day.
Bütün gün yatakta uzanmaktan başka bir şey yapmadı.He did nothing but lie in bed all day.
Bütün gün oynamaktan başka bir şey yapmaz.He does nothing but play all day.
Sanırım bizden bir şey gizliyor.I think he is holding something back from us.
O, tatlı olan herhangi bir şeyden hoşlanır.He likes anything sweet.
Onun bizden bir şey sakladığından eminim.I'm sure he is holding back something from us.
O yapması gereken bir şeyi asla ertelemez.He never puts off anything he has to do.
O kadar aptalca bir şey yapmayacak kadar çok zekidir.He's too smart to do something that stupid.
Öldürmenin dışında bir şey yapacaktır.He will do anything but murder.