Ana içeriğe geç
Sözlük

binme ile cümle

binme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Çiftlik hayvanları, binmeniz, kesmeniz veya kendilerinden yatak malzemesi çıkarmanız içindir.He has created beasts of burden and cattle for slaughter.
Onları kendilerine boyun eğdirdik; bir kısmına binmekte bir kısmından da yemektedirlerWhom We made subservient to them so that some of them they ride and some they eat?
Riga uçağına binmeden önce transit geçiş yapacağım Prog’da birkaç saat bekledim.My transit was in Prague, where I had several hours to wait until I boarded a plane to Riga.
Öte yandan bu sorunun asıl yükü, daha yoksul durumdaki ülkelerin sırtına binmektedir.""Meanwhile, it's poorer countries that are left having to pick up the burden."
22 Şubat Salı günü geç saatlerde Bingazi'de bir Türk feribotuna binmeyi bekleyen insanlar görülüyor.People wait to board a Turkish ferry at the port of Benghazi, late Tuesday (February 22nd).
Hırvatistan'da bisiklete binmenin geçmişi biraz daha kısa.The history of cycling in Croatia is a bit shorter.
Başkurt atı binmek ve paket, koşum takımı, taslak ve çiftlik işleri için kullanılır.The Bashkir horse is used for riding and for pack, harness, draught and farm work.
Emma'nın sağlığına iyi geleceğini bahane ederek onu at binmeye davet eder.He invites her to go riding with him for the sake of her health.
Otobüslere binmeye hazırlanan çocuklarGathering to board buses
Agresif bir stile sahip, bisiklete binmeyi bir hayranlık haline getiren iyi bir dağcıydı.He was a good climber, with an aggressive style, making cycling a spectacle, which gained him fans.
Teknelere veya sallara binip binmeme kararı genellikle toplanma tamamlandıktan sonra verilir.The decision whether to enter the boats or rafts is thus usually made after assembly is completed.
Ayrıca at yelesini karıştırırken ata binmeyi de sever.They also love riding horses, while mixing horses mane.
İngiliz Bisiklete binme.British Cycling.
Longboard sporu, longboard'a binmektir.Longboarding is riding on a longboard.
Güney Dalton, Yorkshire, İngiltere Doğu Binme bir köydür.South Dalton is a village in the East Riding of Yorkshire, England.
Kadınların mahremsiz taksiye binmesi yasaktır.Women were forbidden to ride in a taxi without a mahram.
2007 yılında kan dopingi nedeniyle bisiklete binme yasağı aldı.In 2007, he received a two-year ban from cycling for blood doping.
Tom'un gemiye binmesine izin ver.Lass Tom an Bord kommen.
Senin arabana binmem.Ich steige nicht in dein Auto.
Binmek isteyen var mı?Will jemand zusteigen?
Binme arabaya!Steige nicht ins Auto!
Uçmak neden trene binmek varken?Warum fliegen, wenn du den Zug nehmen kannst?
Yabancıların arabalarına binmeyin.Steigt nicht zu Fremden ins Auto.
Ata binmelisiniz.Sie müssen auf ein Pferd reiten.
Bu cinin bir özelliği de ata binmeyi çok sevmesidir.Es soll der Eindruck entstehen, dass es ein Vergnügen ist, dieses Pferd zu reiten.
Taksiye binmenin belirli bir ücreti vardır.Für den Zug gilt ein besonderer Tarif.
Sancak iskelesinden günümüzde de üst rütbeli kişiler inip , binmektedirler.Von dem Schacht ist heute noch die große, baumbestandene Halde erhalten.
Üstüste binme ilkesi uygulanabilmelidir.Die Außenstartberechtigung erfordert min.
31 Ekim'de ise birlikler gemilere binmeye yöneldi.Am 11. Dezember wollten zahlreiche Soldaten das Schiff verlassen.
Taksiye binmektense, yürümeyi tercih ederim.Je préfère marcher que de prendre un taxi.
Bisiklete binmeyi bilmiyor.Elle ne sait pas faire de la bicyclette.
Otobüse binmek daha ucuz.C'est moins cher de prendre le bus.
Pothos Argyros zar zor kaçabildi ama Aleksios Mosele bir gemiye binmeye çalışırken boğuldu.Pothos Argyros échappa de peu à la mort et Alexis Mosele mourut noyé en tentant de monter à bord d’un navire,.
Ata binmeyi küçük yaşlarında öğrenmiştir.Les enfants apprennent à monter à cheval dès leur plus jeune âge.
Otto rol için altı hafta boyunca dublör koreografisini ve ata binmeyi öğrendi.Pour le rôle, Otto a dû passer six semaines à apprendre la chorégraphie des cascades et l'équitation.
Mayıs 1949'da Kiel'den altı akanın tekneye binmesiyle operasyon başladı.Le premier transport d'agents a eu lieu en mai 1949, avec six agents à bord du bateau à Kiel.
Araç duraklarda, yolcuların araca binmesi için vakit kaybetmemiş olur.Fort heureusement la totalité des passagers a eu le temps de quitter le véhicule .
31 Ekim'de ise birlikler gemilere binmeye yöneldi.Le 28 août, les troupes embarquent sur les navires de guerre.
Ancak son anda bir bahaneyle kendisi uçağa binmez.Au dernier moment, il décide de ne pas prendre l'avion.
Özellikle ata binmeyi sevmekte ve İber atları ile ilgilenmektedir.C’est là qu’il apprend à aimer les animaux, particulièrement les chevaux.
Ben bisiklete binmeyi tercih ederim.Prefiero ir en bicicleta.
Motorsiklete binmek gençler için tehlikeli olabilir.Para los jóvenes puede ser peligroso ir en moto.
5 numaralı otobüse binmelisin.Deberías coger el autobús número 5.
Otobüse binmektense yürümeyi tercih ederim.Prefiero caminar que tomar el bus.
Yürümeyi bisiklete binmeye tercih ederim.Prefiero andar a montar en bicicleta.
Bisiklete binmeyi yürümeye tercih ederim.Prefiero montar en bicicleta a caminar.
İlk trene binmek istemiştim.Me hubiera gustado coger el primer tren.
Otobüse binmek için acele etti.Se dio prisa para coger el autobús.
Yürümektense bir taksiye binmeyi tercih ederim.Prefiero tomar un taxi a caminar.
Bu şehirde bir taksiye binmek çok zor.Es muy difícil coger un taxi en esta ciudad.
O dans etmeyi ve ata binmeyi sever.Le gusta bailar y montar a caballo.
O, ata binmeyi sever.Le gusta montar a caballo.
Otobüse binmek zorunda mıyız?¿Tenemos que coger el autobús?
Tom otobüse binmedi.Tom no se subió al autobús.
Tom arabaya binmedi.Tom no se metió en el coche.
Bu trene binmek zorundayım.Tengo que coger este tren.
Tom ata hiç binmedi.Tom no ha montado nunca a caballo.
Senin arabana binmem.No me subo a tu coche.
Bu şimdiye kadar benim ilk kez bir helikoptere binme zamanım.Es la primera vez que monto en helicóptero.
Tom on yaşındayken bisiklete binmeyi öğrendi.Tom aprendió a montar en bicicleta cuando tenía diez años.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod