Ana içeriğe geç
Sözlük

binme ile cümle

binme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ata binme, yüzme ve basketbol sporları da yapmıştır.She was involved in horse riding, swimming, and basketball.
Hıçkıdık ejderhanın sırtına binmek için bir de eyer yapmıştır.He then built a shrine to the dragon.
İnsanlar otobüse binmek için çırpınıyorlardı.We were lying down in the bus.
Georges Prêtre'nin ilgi alanları arasında ata binme, yüzme, havacılık, judo ve karate bulunmaktadır.Interests included riding, swimming, aviation, judo, and karate.
Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi severdi.She loves reading, running, singing, swimming and travelling.
Ayrıca gayrimüslimlerin silah taşıması ve atlara ya da develere binmesi de yasaktı.They were forbidden to carry weapons or ride atop horses and camels.
Kuvvetli bir adamdır, Uçmaktan çok korkar bu yüzden uçağa binmek istemez.A beautiful aeroplane to fly, terrible to fly in!
Paten kaymaktan ve bisiklete binmekten hoşlanıyor.She loves to ride a bicycle and going to the beach.
31 Ekim'de ise birlikler gemilere binmeye yöneldi.On 31 October, the locals would go down to the shore.
"Tek korkusu uçağa binmekti"."Fear Takes Flight".
Şu anda benim için araca binmeyi mümkün kılan daha büyük,... ...enerji tesisleri kuruyoruz.We are now installing larger powerplants, which will make it possible for me to get back on board.
Sırtıma binmeyi dene.Try getting on my back.
İşte şimdi üst üste binmeyen üç tane üçgen çizebildik.За би давхарладахгүй 3 гурвалжин зурчихлаа.
Boğalar sahiplerinin binmesine yetecek kadar sabit durabilecekler mi?Can these straining bulls be held down long enough to get the riders on their boards?
Eminim ata binmeye sabırsızlanıyorsunuzdur.I bet you can't wait to get on with it.
Ata binmek istiyor musun?You want to get on with it?
Eđer bisikletini çalarsam Otobüse binmek zorunda kalýrsýn Ama onu sadece kopyalarsamIf I steal your bicycle you have to take the bus, but if I just copy it there's one for each of us!
Ha Ni'ye binmesini söyleyin.Tell Ha Ni to ride it.
New York metrosunda metroya binmek okuman arasında uyumlu bir bağ kurdum.So for the subway in New York, I saw a correspondence between riding the subway and reading.
"Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim.I said, "I've given up riding and driving in cars."
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."You don't ride in cars, you don't talk -- you're going to have to do those things."
Nasıl devam ettiğini biliyorsunuz, dedi ki, "Arabalara binmeye, sürmeye ve konuşmaya başlamalısın.You know what went on, he said, "You've got to start riding and driving and start talking.
Hayatta o arabaya binmeyiz." dediler.We wouldn't be caught dead on it."
"O arabaya asla binmeyiz" dediler ve sonra da...They said, "Oh, we just won't even be riding in it," and they said,
Ve eğer ona ne yapmak istediğini sorarsanız size "Ata binmek istiyorum" diyecektir.And if you ask him what he wants to do, he will say, "I want to horsing."
Burda, "ata binmek" at sürmek anlamında.Now, "horsing" is going for a horse ride.
Arabaya biner binmez, ilk iş olarak camı açan çocuklardandım.I was one of those kids that, every time I got in the car, I basically had to roll down the window.
Ve eğer öyle olurlarsa, o zaman, tabiki de, şartlar iyileşir, mobiletlere binmeye başlarlar.And if they do so, then, of course, the conditions improve, and they start riding on scooters.
"Bisiklete binme ile ilgili sayılara baksam mı?""Well, what about taking a look at all of cycling?"
Hayatım boyunca bu bisiklete binmeyeceğim.Big time! I ain't gonna be ridin' this bike for the rest of my life.
(Azra) Ne o, kýzýn arabasýna binmeler, havuzda sarýlmalar falan, ne oluyor be? Ţiţt!What's that, you're in her car and she is hugging you in pool? .
Burda, annem ve teyzem Donna'ya bisiklete binmeyi öğretiyorlar.This is my mother and aunt teaching Donna how to ride a bike.
Yani inip, önce senin binmeni bekleyip... sonra tekrar binmemi mi istiyorsun ?You mean I have to get down, let you get on, and then get back up here again?
Einstein, Burt'un uzay gemisine binmek istermiydin?Einstein, would you like to ride in Burt's spaceship?
Asansöre binmek senin için hala zor geliyor mu?Is it still too hard to get in an elevator?
Bence bisiklete binmek güzel bir egzersiz.It is good exercise to ride a bicycle.
Bu nedenle o makineye binmek ve ileriye gitmek istiyorum.So I want to get in the machine, and I want to go forward.
Bisiklete binmek veya kır yürüyüşü yapmak ister misin?Wanna go for a bike ride or take a hike?
Bu upuzun sıralar uçağa binmeye çalışıyor!These long lines trying to get on an airplane!
Muhtemelen duyduğunuz en iyi oyuncularımdan biri Yine bir yere maça giderken, otobüse binmeye geldi.I had one of my greatest players that you probably heard of, Bill Walton.
Kimsenin arabasına binme.Never take a ride from just anyone.
Kimsenin sırtına binme.Never let anyone piggyback you.
Bir sürü insanın içinde sırtına binmek.- "Piggyback ride amongst a lot of people." - Hey, hey!
Tek tekerlekli bisiklete binmeyi ogrenmek istiyor.He wants to learn how to ride a unicycle.
Sizin ve benim orada olmamız lazım, onların tepesine binmemiz lazım.You and I have to be right there, breathing down their throat!
Sanki bisiklete binmek gibi. Bazen düşebilirsiniz.Do not look at English as just another subject.
Bisiklete binme korkumuzu yenmek.Getting over our fear of riding bikes.
Çocukluğunda, bir kayalık üzerinde kızağa binmek isterdiWhen she was a child, she wanted to ride her sled backwards over a cliff.
Atlar binmek ve takip etmek zorunda. inek, vb.I didn't fancy the idea a bit. I should have had to ride horses and pursue cows, and so forth.
Sana söylemiştim, değil mi? Bu adamın arabasına sakın binme.I told you not to get in his car.
Ve burda otobüsümüze binmek üzereyiz.And here we are about to board our bus.
Eğer bir kabınız varsa, bunu arabaya binmeye benzetebiliriz.So if you have a container, it's like getting in your car.
Daha önce bay Kim'in arabaına binmeliydik!We should've just gotten into Mr. Kim's car earlier!
Allah'tır ki kimine binmeniz, kiminden yemeniz için size hayvanları yarattı.It is God who made the cattle for you so that some you ride and some you eat.
Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı).He created horses, mules and donkeys for riding and for splendour.
Ve onlar için binmekte oldukları bunun benzeri (nice) şeyleri yaratmamız da.And We made similar vessels for them to ride.
Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve (gözlere) zinet olsun diye (yarattı).He created horses, mules and donkeys for riding and for splendour.
Hem binmeniz, hem de zinet olsun diye atlar, katırlar, merkepler yarattı.He created horses, mules and donkeys for riding and for splendour.
De ki: “Acele ile istediğiniz o azabın bir kısmı belki de ensenize binmek üzeredir.”Say: "Perhaps some of what you wish to hasten is right behind you."
Bütün çiftleri yaratan, binmeniz için gemileri ve hayvanları var eden de O'dur.He who created pairs of everything, and fashioned for you boats and beasts on which you ride,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod