Otto rol için altı hafta boyunca dublör koreografisini ve ata binmeyi öğrendi.为了演好这个角色,奥托花了六个星期学习骑马和特技舞蹈。
Taksiye binmenin belirli bir ücreti vardır.出租车纷纷提价。
Kuvvetli bir adamdır, Uçmaktan çok korkar bu yüzden uçağa binmek istemez.(本人廣播談) 有懼高症,也非常害怕搭乘飛機。
Binicilik, kısaca ata binme becerisidir.忠勇有胆略,尤善骑射。
Sancak iskelesinden günümüzde de üst rütbeli kişiler inip , binmektedirler.擘窠端严今天柱,巨笔震荡驱阳侯。
Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi severdi.他喜欢登山、飞行、航海、骑自行车和音乐。
Ata binmekten korkar.염소를 무서워하고 있다.
Hıçkıdık ejderhanın sırtına binmek için bir de eyer yapmıştır.유일하게 용의 등에 탑승할 자격을 취득한 사람을 일컫는 낱말이기도 하다.
Kullanırken yük sadece başlangıç tarafına binmelidir.한편, 육척봉은 초기 이야기에서 오직 수도승 만이 사용한다.
Açık alan faaliyetlerinde, bisiklete binmek, kaymak ve uçmak gibi, göz normalden daha fazla ışığa maruz kalır.자전거 타기, 스키 등과 같은 실외 활동에서, 눈은 평소보다 더 많은 빛을 받아들인다.
Ata binmeyi küçük yaşlarında öğrenmiştir.הוא למד לרכוב מגיל צעיר.
Kuvvetli bir adamdır, Uçmaktan çok korkar bu yüzden uçağa binmek istemez.בלו: הציפור הזאת מפחדת לעוף ולכן היא מנסה לעוף ללא הצלחה.
Ancak son anda bir bahaneyle kendisi uçağa binmez.Самият той не е в автобуса по това време.
Ata binmekten korkar.Той води кобилата.
Bu sırada Kont Dooku kaçmaya başlar onları Obi-wan ve Anakin onu izler ve gemisine binmeden yakalarlar.На друг кораб се качват Оби-Уан и Анакин и преследват Дуку до скривалището му.
Gemiye binmek üzere Hong Kong'a gider.Заминава с френски кораб за Конго.
Maggie, Beth'e de binmesini söyler ancak Beth onu aramak için binmez.Джери набира смелост да покани Бети на вечеря.
Paten kaymaktan ve bisiklete binmekten hoşlanıyor.Voli daskati i voziti bicikl.
Trene binmeyi bekliyorlardı.Otporna su prema vlaku.
Ata binmeyi küçük yaşlarında öğrenmiştir.Iz Stoca je pobjegao u vrlo mladoj dobi.
Trene binmeden önce acıma duygusu onu tekrar tutar ve dr.Opet dobije napadaj panike i opet ga primi dr.
Paten kaymaktan ve bisiklete binmekten hoşlanıyor.Preferujú prechádzky, jazdu na koňoch a bicyklovanie.
Kuvvetli bir adamdır, Uçmaktan çok korkar bu yüzden uçağa binmek istemez.Má vznášajúci, ale pomalý let a nerád cestuje na dlhé vzdialenosti.
Mahallenin asıl adı "Kocadere" olarak binmektedir.Jej hlavné mesto je, ako už z názvu vyplýva, Sisak.
Trene binmeyi bekliyorlardı.Igrali so na vozovih.
Gemiye binmek üzere Hong Kong'a gider.Milady se vkrca na ladjo za Anglijo.
Dane, bir ata binme kazasından dolayı öldüğünde Tesla beş yaşındaydı.Dane je umrl pri padcu s konja, ko je bilo Nikoli 5 let.
Taksiye binmenin belirli bir ücreti vardır.Za gradnjo koče obstajajo posebna pravila.
Bundan başka bu ulusal parkta ata binme parkurları ve bisiklet parkurları da bulunmaktadır.Na tem travniku se še vedno pojavljajo posamezni motorni zmaji in motorni padalci.
Bu sırada Kont Dooku kaçmaya başlar onları Obi-wan ve Anakin onu izler ve gemisine binmeden yakalarlar.Grafas Dūku mėgina pabėgti, bet Obi-Vanas ir Anakinas jį suseka ir stoja į kovą su juo.
Araç duraklarda, yolcuların araca binmesi için vakit kaybetmemiş olur.Įlipantieji nelauks, kol kiti keleiviai išlips iš traukinio.
Otobüse binmedim,bu yüzden şimdi evde değilim.Į autobusą neįlipau, todėl dabar nesu namie.
İnsanlar otobüse binmek için çırpınıyorlardı.Lapsed läksid grupina bussi poole.
Paten kaymaktan ve bisiklete binmekten hoşlanıyor.Vabal ajal meeldib talle suusatada ja jalgrattaga sõita.
Trene binmeyi bekliyorlardı.Õpilased tulid kohale rongkäigus.
At binmeyi ve at kuyruğu örmeyi ve çocukları çok sever.Ta armastas väga hobuseid ja ratsutamist.
Ailemi yardıma çağırdım. "Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim.Chiamai i miei genitori e dissi loro:
Ailemi yardıma çağırdım. "Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim.Обадих се на родителите ми и им казах - отказах се да се возя и да карам кола.
"Anne, uçağa binme" diye ağladı."Anyu ne szállj föl arra a gépre" fajta műsort csinálta.
"Anne, uçağa binme" diye ağladı."엄마 가지마, 비행기 타지마." 라고 했습니다.
"Anne, uçağa binme" diye ağladı."Mamã, não entres no avião".
"Anne, uçağa binme" diye ağladı."Mama, nechoď na to lietadlo."
"Anne, uçağa binme" diye ağladı."Mama, nicht in das Flugzeug steigen."
"Anne, uçağa binme" diye ağladı."Mor, tag ikke afsted".
"Anne, uçağa binme" diye ağladı."Мамо, не се качвай на самолета."
"Anne, uçağa binme" diye ağladı."Мамочка, не улетай!" и всё в таком духе.
"Anne, uçağa binme" diye ağladı."Матусю, не сідай в літак".
"Anne, uçağa binme" diye ağladı.לבכות "אמא אל תטוסי".
"Anne, uçağa binme" diye ağladı.باكية "امي ارجوكي لا تسافري بالطائرة"
"Anne, uçağa binme" diye ağladı.罪悪感に悩ませられます
"Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim.Jag sade, "Jag har slutat använda och köra bilar."
"Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim.Azt mondtam: "Nem ülök kocsiba."
"Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim."Desisti de andar de carro e de conduzir."
"Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim.Dije, "He dejado de manejar y de andar en automóviles".
"Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim.Ich sagte: "Ich habe aufgehört, Auto zu fahren."
"Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim.Ik zei, "Ik rijd niet langer in auto's."
"Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim.I powiedziałem: "Zrezygnowałem z jeżdżenia samochodami."
"Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim.Je leur ai dit : "J'ai abandonné la moto et la voiture."
"Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim."차를 타거나 운전하지 않기로 했어요."
"Arabalara binmeyi ve sürmeyi bıraktım." dedim.Le-am spus, "Am renunțat să fiu pasager și să conduc mașini."