bilmek ile cümle
bilmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bunun arkasında kim olduğunu bilmek istiyorum.Wiadomo już, kto za tym stoi.
Bunun ne olduğunu bilmek istiyordum.Nie wiedzieli, o co w tym chodziło.
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Cieszy się ze szczęścia syna.
İsminin kaynağı "bilmek" "bilgi" kelimelerinden gelmektedir.Jej imię bierze się od słowa „RemEMBER” czyli zapamiętać.
İkisi de birlikte olamayacaklarını bilmektedir.Wierzy, że oboje mogą być razem.
Okuma ve yazma bilmektedir.Uczono czytania i pisania.
IAU günümüzde bunlardan beş tanesini bilmektedir; Ceres, Plüton, Haumea, Makemake ve Eris.Obecnie do kategorii tej zaliczają się: Ceres, Pluton, Haumea, Makemake i Eris.
Fransız Üniversitesine girmek için fransız dili bilmek gerekli değil.Nie jest wymagana znajomość języka francuskiego.
Müşteriyi bilmek ve anlamak demek müşterinin gereksinimlerini anlamak için çaba göstermek demektir.W oparciu o wiedzę na temat przedsiębiorstwa, określa i realizuje wymagania klienta.
Max buluşmaya giderken kendisini neyin beklediğini bilmektedir.Jack skłamał jej, że niedługo się zobaczą.
Zorostro fırtınaların sonunda dindiğini ve sonunda her şeyin sükunete döneceğini bilmektedir.Urszula mówi, że czeka na koniec deszczu, żeby w końcu umrzeć.
Yazar bölgeyi iyi bilmekteydi.Sowieci dobrze wiedzieli o tym.
Kürtçe bilmektedir.Kostkowce, WIEM .
Halen 50 yaş üzerindeki insanlar mahallesi buzağı Tokat olarak bilmektedirler.Te małe pięcioletnie dziewczynki już wiedziały jak mnie podrywać.
Birkaç tane dil bilmektedir.Zna kilka języków.
Aynı zamanda İngilizce bilmektedir.Praktycznie wszyscy znają też angielski.
Doğru hikâyeyi bilmek ve hızlı tanı koymak önemlidir.Istotna jest odpowiednia szybkość i czas wypowiedzi.
Fakat gelecekte bunlardan bir saf ve aptal kişi tarafından kurtarılacağını bilmektedir.Cała ta sytuacja zaczyna przerastać tego w gruncie rzeczy prostego i wrażliwego człowieka.
Miniklerin varlığını o da bilmektedir.Z ich związków z tymi kobietami pochodzić mieli Minojczycy.
Ölüm Yadigârlarını bilmektedir.Informacja o śmierci.
Evli ve iki çocuk annesi olup iyi derecede İngilizce bilmektedir. ^ "Tuğba Yılmaz kimdir?I są tam mężczyźni i kobiety, którzy nie znają ani słowa po angielsku, ale (mówią) tylko po kornijsku”.
Sergey Şoygu, dokuz dil bilmektedir.Edgardo Mortara władał biegle 9 językami.
İnsanlar genellikle bir kişinin kendileri hakkında ne düşündüğünü bilmekte iyi değildir.Zazwyczaj poszczególne osobowości nie wiedzą o istnieniu pozostałych.
Neyse ki ninesi cadılar hakkında her şeyi bilmektedir.O wszystkim dowiedział się od czarownicy.
Bir ihtimalle de Aristoteles MÖ 325'te kümeyi bilmekteydi.Prawdopodobnie odkrył ją Arystoteles około 325 roku pp. n.e.
Jesse: Neden bu aptal kitabı yazdığımı bilmek istiyorsundur?Varför valde du texten?
11) Yâd-daşt Anlamı; kendini daima Allah'ın huzurunda bilmektir.Med tanke på hans kännedom om Josefus, hade han känt till den om den funnits vid hans tid.
Kışkırtıcıların kim olduğunu bilmek istiyorum.Man krigar om vad ateister bör kalla sig.
Kendinizi bilmek, kendiniz olmak.Insikt om sig själv.
Köydeki yaşlılardan bazıları oyunlarımızı çok iyi bilmekte ancak devam ettiren maalesef bulunmamaktadır.Som många av er säkert redan har läst har vår nöjespark ekonomiska problem, vilket vi inte längre kan förneka.
Mikkelsen aynı zamanda İsveççe bilmektedir.Du vet att du är svensk...
Bunun arkasında kim olduğunu bilmek istiyorum.Vem som låg bakom denna förfrågan vet jag inte.
Bir diğer anlamı ise bilmektir.För andra betydelser, se Menznau.
Beş dil bilmektedir.Familjen inkluderar 35 språk.
Ölüm Yadigârlarını bilmektedir.Känd är historien om hans död.
Salma Hayek İspanyolca, İngilizce, Arapça ve Portekizce bilmektedir.Salma Hayek talar flytande spanska, engelska, franska, arabiska och portugisiska.
Evli, iki çocuk babası olup, Fransızca ve Almanca bilmektedir.Han är gift, har två barn och talar engelska, tyska och franska.
Bilginin temeli bu bakımdan kendi bilincimizi yani Tanrı'yı bilmektir.För att veta något om Guds erfarenhet måste vi själva vara Gud.
Aşkenazların çoğu Rusçayı bilmekle beraber bazıları Azerice de biliyordu.Främst många svenskspråkiga finländare kände sig givna åt ryssen.
Loeak aynı zamanda İngilizce bilmektedir.Manly själv blev anglikan.
Hakim mesleği gereği bu hükmü bilmektedir).Терміни та визначення.]]
Korece bilmektedir.磐梯山 Бандай-сан), також відомий як Айдзу-Бандай-сан (яп.
Hal ise onu dünya güzeli olarak bilmektedir.Також відомий як Мухаммад-хан.
Sanki her biri, diğerinin o anda ne yaptığını bilmektedir.Кожен із них знає, про що думає інший.
Matüridiye göre din, Allah'ı bilmek ve O'na ibâdet etmektir.عبادة — служіння) — поклоніння, в якому розуміють всі явні та приховані слова та дії, угодні Аллаху.
Beş dil bilmektedir.Розмовляє п'ятьма мовами.
Açlıktan ölmenin ne anlama geldiğini kendi tecrübelerinden bilmektedir.Віруючі на власному досвіді пізнають почуття голоду.
Sanki oğlunun kaderini bilmektedir.Саме ви визначаєте майбутнє своєї дитини.
Jesse: Neden bu aptal kitabı yazdığımı bilmek istiyorsundur?Мені б хотілося дізнатися, чому у вашій біографії нічого про це не написано?»
Ölüm Yadigârlarını bilmektedir.У свідоцтві про смерть.
Bunun ne olduğunu bilmek istiyordum.Проте, я не знаю, що трапилось.
Kürtçe bilmektedir.Катехізис знає.
Yani Sokrates kendini bilmekte ve kendini tanımaktadır.Морхед розуміє, що вони знайомі.
Fakat gelecekte bunlardan bir saf ve aptal kişi tarafından kurtarılacağını bilmektedir.У подальшому ця інформація стає основою у сприйманні й розумінні іншої людини.
Fakat Jack babasının ameliyattan önce alkollü olduğunu bilmektedir.Батько Джека став алкоголіком.
Bu nedenle dökülmenin hangi nedenle olduğunu bilmek önemlidir.Але для цього слід знати що таке чеснота.
Ayrıca Sırpça da bilmektedir.Також він знає суахілі.
Miniklerin varlığını o da bilmektedir.Далі йде власне історія знайомства дівчат.
Almancaya ek olarak, mükemmel Fransızca konuşurdu ve İngilizceyi yeterli olarak bilmekteydi.Непогано володіючи німецькою і досконало знаючи французьку, він не терпів англійську мову.
Fakat Enkidu, onu bilmekte, tanımaktadır.Баоюй вирішив, що його впізнали.