bilmek ile cümle

bilmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Will kurtarılır ancak olayların ayrıntılarını çok az kimse bilmektedir.Тот, кто мало знает, малому может и учить.
Hakiki bilgi ise Allah'ı bilmektir.Сознание Бога и знание о Боге.
Dolayısıyla atıldığı yeri bilmek, korunmak için yeterli değildir.То есть использование только счисления для определения места недостаточно надёжно.
Miniklerin varlığını o da bilmektedir.Также царит беспокойство среди девочек команды.
Özel öğrenim gördü, Arapça bilmekteydi.Получил мусульманское образование, знал арабский язык.
Max buluşmaya giderken kendisini neyin beklediğini bilmektedir.Придя в себя Джек решает узнать, что с ним случилось во время сеанса.
Fransızca dilini ve Fransız edebiyatını çok iyi bilmekteydi.Приобрел глубокое знание французской литературы и французского языка.
Beş dil bilmektedir.يتكلم خمس لغات.
Fransız Üniversitesine girmek için fransız dili bilmek gerekli değil.لا يشترط على الطالب معرفة اللّغة الفرنسيّة لدخول الجامعة.
Diğer yandan, sadece yükü bilmek de durumun tanımlanması için yeterli değildir.إلا أنه على الجانب الآخر فإن مجرد معرفة الشحنة ليس وصفا كاملا للموقف.
Bu durumda, üç denklemi bilmek 5 değişkenin içinden geri kalan 2 değişkenin hesaplanmasına yetecektir.إذن، نحتاج في هذه الحالة إلى معرفة ثلاث من المتغيرات الخمس لحساب المتغيرين الآخرين.
Mayıs 2003-Aralık 2003 tarihleri arasında ABD'de İngilizce eğitimi alan Baydemir, 7 dil bilmektedir.درس الإنجليزية في الولايات المتحدة الأمريكية بين مايو 2003 وديسمبر 2003 ويتحدث 7 لغات.
Akıl, Allah'ı bulabilecek güçte bile olsa, Allah'ı bilmek şer'ân vâciptir.معرفة الله تورث الأدب مع الله: إن معرفة الله يورث حقيقة الأدب مع الله فلا يكون للعبد تقدير إلا ما قدر الله.
Dedi ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğünü yeterince bilmekle.وقال الصفدي: «أخذ العلم عن مالك رضي الله عنه، وهو من جلة أصحابه وفضلائهم وخيارهم.»
Kaptan da, mürettebatı da bunu bilmektedir.كما يتم تكليف ربان السفينة وطاقمها.
Kendisi Fransız boksu savate bilmektedir.يعمل أيضا مدرب ملاكمة فرنسية .
Miniklerin varlığını o da bilmektedir.وعرف عنها اهتمامها بالأقليات.
Arazisinin tamamı sulana bilmektedir.وقيل: عرفت أرض أميم بوبار، أي أرض "وبار".
3. Hududu bilmek: Tanrısal emirleri öğreten ve yayanlara “Hudud” denir.وأما صيغة التكبير : فمن أهل العلم من يرى أنه يكبر ثلاثًا تباعا فيقول: الله أكبر الله أكبر الله أكبر.
Evli ve üç çocuk babası olan Öz, az düzeyde Arapça bilmektedir.رزق الحطاب الفقير وزوجته ابنة، لما بلغت الثالثة من عمرها، لم يكن باستطاعة الوالدين إطعامها.
Korece bilmektedir.وقد كان الصحابة يتعلمون أحكام الدين من رسول الله صلى الله عليه وسلم، ويعلمون غيرهم.
Bilim insanı nesneye "bilmek için bilmek" amacı ile yönelir.ويقول أحد العلماء الكبار: "يجب أن تعرف لتفهم."
Ayrıca Sırpça da bilmektedir.ويعرف أيضا COT.
Kendisi iyi derecede İtalyanca bilmektedir.كان يجيد الإيطالية.
Son derece akıcı İtalyanca ve Türkçesi olan Perihan toplamda beş dil bilmektedir.وتجيد بريهان الرومية اللغة التركية و اللغة الإيطالية بدرجة كبير و تتكلم أيضاً خمس لغات.
Bu dili kullananların birçoğu en az iki dil bilmektedir.وأغلب هؤلاء يتقن لغتين على الأقل.
Bunlarda hasta, olayın nedenini bilmektedir.ومن الأفضل أن يتعرف المريض عليها تحسُّباً لحدوثها.
İngilizce bilmekte olup evli ve 2 çocuk babasıdır.يتقن اللغة الإنجليزية، ومتزوج وأب لطفلين.
Bunun ne olduğunu bilmek istiyordum.لو تعلمين ما جرى.
Kürtçe bilmektedir.فينت سيرف.
Annesi çok iyi Fransızca bilmekteydi.وتعلمت اللغة الفرنسية بشكل جيد جدا.
Rusça ve Çekçe bilmektedir.بفضل روسي ورفاقه..
Batı Almanya'da 18 ay araştırma ve inceleme görevinde bulunmuş; Almanca bilmektedir.في عام 1958 انتقل إلى ألمانيا الغربية لدراسة الهندسة وتعلم اللغة الألمانية ثم انتقل إلى فرنسا للعمل.
Yaptığı her şeyi ailesi için yaptığını da söylese bu gerçek değildir ve bunu kendisi de bilmektedir.ٱلْوَاجِدُ: هو الذي لا يعوزه شيء ولا يعجزه شيء يجد كل ما يطلبه، ويدرك كل ما يريده.
Bu nedenle dökülmenin hangi nedenle olduğunu bilmek önemlidir.ومن المهم أيضًا معرفة ما الحدث المتسبب.
Köylüler bu sözcüğü nereden bilmektedirler?كيف تجرؤ على نطق هذه الكلمات؟.
Sadece Tom'u ne zaman almam gerektiğini bilmek istiyorum.أريد أن أعرف في أي وقت علي أن أقلّ توم.
Tom'a ne olduğu hakkında biraz daha bilmek istiyorum.أريد أن أعرف المزيد عما حدث لتوم.
Kiminle konuşmam gerektiğini bilmek istiyorum.أريد أن أعرف مع من يتوجب علي أن أتكلم.
4 kitabı bulunmaktadır, İngilizce bilmektedir, evli ve 3 çocuk babasıdır.[1]يتحدث الإنجليزية ، ومتزوج وأب لثلاثة أطفال. [واحد]
Evli ve üç çocuk babasıdır. İngilizce bilmektedir.وهو متزوج ولديه ثلاثة أطفال. يتحدث الإنجليزية.
Fakat Zealotlar'ın gerçekte sosyal reform için bir programa sahip olduklarını bilmek zordur.Porém, é difícil de saber se os Zelotes de fato tinha um programa de reforma social.
Bill ve bazı insanlarsa Keşişlerin altı aydır Dünya'da olduğunu bilmektedir.Bill Potts e alguns outros sabem que os Monges só estavam presentes na Terra nos últimos seis meses.
Bir tanrının gerçek adını bilmek onun üzerinde güç sahibi olmak demektir.Conhecer o verdadeiro nome de uma divindade significava ter poder sobre ela.
Yazar bölgeyi iyi bilmekteydi.O autor conhece bem a história.
"Allah: Tanımak-Bilmek-Anlamak", "Pasif İyiden Aktif İyiye", "İslâm Nedir?" yayımlanmış son kitaplarıdır.Seu último livro (2003) foi Allah weet het beter ("Alá sabe melhor"), no qual ele condenou fortemente o Islã.
İsolde onu daha önceden bilmektedir.(Que mostrou que ele sabia que nós antes).
Danay; Bale, Salsa, Africa Dansı, Merengue, Göbek Dansı ve Flamenko bilmektedir.Danay sabe Balé, Salsa, Dança Africana, Merengue, Dança de Salão e Flamenco.
İkisi de birlikte olamayacaklarını bilmektedir.Não se sabe se os dois ainda estão juntos.
Beş dil bilmektedir.Fala cinco línguas.
Bunun arkasında kim olduğunu bilmek istiyorum.Questão se pergunta quem está por trás disso tudo.
Milletvekili adayları okuma-yazma bilmek ve belirli bir mal varlığına sahip olmak zorundaydı.Os candidatos a deputado tinham que saber ler, escrever e possuir uma determinada quantidade de riqueza.
Fehr, İbranice, İngilizce ve biraz da Almanca bilmektedir.Fehr fala hebraico, inglês e um pouco de alemão.
İslâm inancına göre Allah'ın kendisi bilinmez, Allah'ı bilmek, sıfatlarını bilmekle olur.Embora inacessível e incognoscível, Deus é tido como consciente de Sua criação, com vontade e propósito.
Loeak aynı zamanda İngilizce bilmektedir.Letícia também fala inglês.
Kaptan da, mürettebatı da bunu bilmektedir.A lista inclui capitães e membros da tripulação.
Üçüncü grup ise ariflerdir (gnostikler) O'nu vecd yoluyla bilmek isterler.Não se sabe se os outros três – Piauí ]], Beto e Antônio ]] – também escaparam.”
Bu da son derece doğaldır çünkü kendi sadhanalarını yakından bilmektedirler.É onisciente, pois sabe tudo a respeito de suas personagens.
Kendisi iyi derecede İtalyanca bilmektedir.Tem um bom conhecimento da língua Italiana.
Bugün İskoç dilini bilen herkes İngilizce de bilmektedir.Quase todos os que falam a língua também falam o inglês.

İlgili Sayfalar