Ana içeriğe geç
Sözlük

bilme ile cümle

bilme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un bilme hakkı var.Tom has a right to know.
Herkes her şeyi bilmez ama hiç kimse hiçbir şeyi bilir.Everybody knows everything but nobody knows anything.
Onun nereye gittiğini bilmek imkansız.It's impossible to know where he has gone.
Birçok kişi antibiyotiklerin viral hastalıklara karşı etkisiz olduğunu bilmez.Many people don't know that antibiotics are ineffective against viral diseases.
Bizim her an ölebilir olduğumuzu bilmek üzücü.It's sad to know that we may die any moment.
Onu bilmek istemiyorsun!You don't want to know it!
Bunu nasıl bilmem gerekiyor?How am I supposed to know this?
Bilmek istemeyen insanlar için benim haberim fazla önemli değildir.My news isn't too important to people who don't want to know.
O bir bilmece mi?Is that a riddle?
Bilmen gerektiğini sanıyordum.I thought you should know.
Onun nereye gittiğini bilmek istiyorum.I want to know where she went.
Onun ne kadar süreceğini bilmek istiyorum.I want to know how long it'll take.
Kimin aradığını bilmek istiyorum.I want to know who called.
Asla bilmeyeceğiz.We'll never know.
Benim bilmek istediğim odur.That's what I want to know.
Nasıl sessiz kalacağını bilmeyen biri nasıl konuşacağını da bilmez.He who does not know how to remain silent, does not know how to speak either.
O, kumsalın yanında yaşar ama yüzmeyi bilmez.She lives near the beach, but she can't swim.
Okyanusun yanında yaşar ama yüzmeyi bilmez.She lives near the ocean, but she can't swim.
Sen bile ne zaman vazgeçeceğini bilmeyen bir adamsın.Even you are a guy who doesn't know when to give up.
Herkes bilmelidir.Everybody must know.
Onun nasıl hissettiğini asla bilmeyeceğiz.We will never know how he's feeling.
Çok küçük çocuklar çok kelime bilmezler.Very young children don't know many words.
O mesele hakkında bir şey bilmemen tuhaf.It's strange that you don't know anything about that matter.
O, İngilizce bilmez.He doesn't know English.
Bir şey bilmeden, George merdivenlere tırmanmaya başladı.Without knowing anything, George began to climb the stairs.
Bana haşlanmış yumurtayı nasıl pişireceğini bilmediğini mi söylüyorsun?Are you telling me you don't know how to cook hard-boiled eggs?
Mary'nin gülümseyen yüzü herkesin onun mutlu olduğunu bilmesine izin verdi.Mary's smiling face let everyone know that she was happy.
Tom Mary'nin telefon numarasını bilmeyi diledi.Tom wished that he knew Mary's telephone number.
Niçin benim bilmemi istemiyorsun?Why don't you want me to know?
Bazen, gerçeği bilmek çok acı verir.Sometimes, knowing the truth hurts a lot.
Söylediğim her şeyin bir yalan olduğunu bilmek acı veriyor.It hurts to know that everything I say is a lie.
Aramızdaki her şeyin bittiğini bilmek acı veriyor.It hurts to know that everything between us is over.
Asla bilmezsin.You never know.
O, çiçekleri kimin gönderdiğini bilmek istiyor.She wants to know who sent the flowers.
Tom bir dilden daha fazlasını bilmeyi diledi.Tom wished he knew more than one language.
Cahilliğin en yüksek formu, hakkında hiçbir şey bilmediği bir şeyi reddetmektir.The highest form of ignorance is to reject something you know nothing about.
Bunun sana son kez yazıyor olacağımı bilmek çok üzücü.Knowing this is the last time I'll be writing to you is very sad.
Gelecekte ne olacağını kimse bilmez.No one knows what'll happen in the future.
Başka ne bilmek istersin?What else would you like to know?
Onlar burada olduğumuzu hiç bilmeyecekler.They'll never know we're here.
Onun hakkında bilmek istemiyorum.I don't want to know about it.
Yarına kadar bir şey bilmek istemiyorum.I don't want to know anything until tomorrow.
Ne yapacağımı bilmediğim için ondan tavsiye istedim.Since I didn't know what to do, I asked him for advice.
Tüm öğrencilerin okul yönetmeliklerini bilmesi gerekiyor.All students are supposed to know the school regulations.
Her öğrencinin okul yönetmeliklerini bilmesi gerekiyor.Every student is supposed to know the school regulations.
Ne diyeceğini bilmediği için, sessiz kaldı.Since he didn't know what to say, he remained silent.
Senin pozisyonunda olsaydım muhtemelen ne yapacağımı bilmezdim.If I were in your position, I probably wouldn't know what to do.
Bir sözcüğün anlamını bilmediğin zaman bir sözlüğe bakmalısın.You should consult a dictionary when you don't know the meaning of a word.
Tom Mary'nin arkadaşlarını bilmek zorunda.Tom got to know Mary's friends.
Sana söyleyecek bir şeyim var, bilmediğimi söylediğimde yalan söyledim.I have something to tell you. I lied when I said I didn't know.
Senin bu konuda ne düşündüğünü bilmek istemiyorum.I don't want to know what you think about this.
Bir dili tamamen bilmek o dili konuşan insanları tamamen bilmek anlamına gelir.Knowing a language fully means knowing fully the people who speak that language.
Bu camı kim kırdı bilmek istiyorum.I want to know who broke this window.
Bu pencereyi kim kırdı bilmek istiyorum.I want to know who broke this window.
Pencereyi kimin kırdığını bilmek istiyorum.I want to know who broke this window.
Onlar daha iyi bilmeliydi.They should have known better.
Bagajımın Tokyo'ya yeniden gönderilip gönderilmediğini bilmek isterim.I would like to know whether or not my luggage was reshipped to Tokyo.
O, Kazak dilini bilmez.He doesn't know Kazakh language.
Tüm bilmek istediğim bu.That's all I wanted to know.
Hesabımda ne kadar para olduğunu bilmek istiyorum.I would like to know how much money there is in my account.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
bilme ile cümle - Sayfa 7 - bilme kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App