Benim hakkımda bilmeniz gereken şey, yükseklikten korktuğumdur.Something you should know about me is that I'm afraid of heights.
Hakkımda bilmen gereken şey öfkelendiğim zaman sessizliğe bürünmemdir.Something you should know about me is that when I get angry, I get quiet.
Benimle ilgili olarak, sinirlenince sessizliğe büründüğümü bilmelisin.Something you should know about me is that when I get angry, I get quiet.
Bizim bilmediğimiz neyi biliyorlar.What do they know that we don't?
Başladığımızda bilmediğimiz şeyler vardı.When we started out, there were things we didn't know.
Kırışıklıkları nasıl önleyeceğini bilmek istiyor musun?Would you like to know how to prevent getting wrinkles?
O, bilmediğini ifade etti.He said that he didn't know.
O, bilmediğini söyledi.He said that he doesn't know.
Senin bunu bilmemen, bunun bir yalan olmadığı anlamına gelmez.Just because you didn't know about it doesn't mean it is a lie.
Özgür irade sorunu din için bir dikenli bir bilmece.The question of free will is a prickly conundrum to religion.
Onun bunu nasıl planladığını bilmek istiyorum.I want to know how he planned this.
Ne olduğunu bilmediğimi mi sanıyorsun?Do you think I don't know what's going on?
Neler olduğunu bilmediğimi mi sanıyorsun?Do you think I don't know what's going on?
Ne olduğunu bilmediğimi mi düşünüyorsun?Do you think I don't know what's going on?
Tom şu anki yaşında daha iyisini bilmeli.Tom ought to know better at his age.
Tom cevabı bilmeyebilir.Tom might not know the answer.
Tom daha iyiyi bilmek için yeterince yaşlıdır.Tom is old enough to know better.
Tom gerçeği bilme hakkına sahip.Tom has a right to know the truth.
Tom sporlar hakkında çok şey bilmez.Tom doesn't know much about sports.
Tom Endonezya hakkında çok şey bilmez.Tom doesn't know much about Indonesia.
Tom sanat hakkında çok şey bilmez.Tom doesn't know much about art.
Tom Fransızcayı adam akıllı konuşmayı bilmez.Tom doesn't know how to speak French properly.
Tom Fransızca bilmez.Tom doesn't know French.
Tom daha iyi bilmez.Tom doesn't know any better.
Tom bu tür şeyleri bilmez.Tom doesn't know about those kinds of things.
Tom ne yapacağını bilmek için yeterli tecrübeye sahip değildi.Tom didn't have enough experience to know what to do.
Tom bilmeceyi nasıl çözeceğini bulamadı.Tom couldn't figure out how to solve the puzzle.
Tom yüzme bilmez.Tom can't swim.
Ne beklediğini bilmediğinden, Tom gafil yakalandı.Not knowing what to expect, Tom was caught off guard.
Tom'un sözünden döndüğünü asla bilmedim.I've never known Tom to break a promise.
Tom hakkında tüm bilmek istediğim şey onun telefon numarası ve e-posta adresi.All I need to know about Tom is his phone number and email address.
Tom Mary'ye güvenmekten daha iyisini bilmeliydi.Tom should have known better than to trust Mary.
Tom Mary'ye ödünç para vermekten daha iyisini bilmeliydi.Tom should have known better than to lend money to Mary.
Tom herkesin içinde Mary'yi öpmekten daha iyisini bilmeliydi.Tom should have known better than to kiss Mary in public.
Tom Mary'yi gece yarısından sonra aramaktan daha iyisini bilmeliydi.Tom should have known better than to call Mary after midnight.
Tom Mary'ye inanmaktan daha iyisini bilmeliydi.Tom should have known better than to believe Mary.
Tom Mary'nin gerçeği bilmesine izin verdi.Tom let Mary know the truth.
Tom, Mary'nin cevabı bilmediğini biliyor.Tom knows that Mary doesn't know the answer.
Tom Mary'nin nasıl olduğunu bilmek için endişeli.Tom is anxious to know how Mary is.
Tom Mary'nin ondan daha genç mi daha yaşlı mı olduğunu bilmez.Tom doesn't know whether Mary is younger or older than he is.
Tom Mary hakkında hiçbir şey bilmediğini iddia ediyor.Tom claims he knows nothing about Mary.
Tom Mary'ye konserin ne zaman başladığını bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew when the concert started.
Tom Mary'ye o şarkının flütle nasıl çalındığını bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew how to play that song on the flute.
Tom Mary'ye nasıl örgü öreceğini bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew how to knit.
Tom Mary'ye onun yeni adresini bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew his new address.
Tom herhangi birinin Mary hakkında bir şey bilip bilmediğini sordu.Tom asked if anybody knew anything about Mary.
Tom, Mary'ye John'un yeni telefon numarasını bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew John's new telephone number.
Tom Mary'ye John'un adresini bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew John's address.
Tom Mary hakkında her şeyi bilmek istiyordu.Tom wanted to know everything about Mary.
Tom Mary'ye bilmesi gereken her şeyi söyledi.Tom told Mary everything she needed to know.
Mary'nin ne zaman varacağını Tom'un bilmesi imkansızdı.Tom had no way of knowing when Mary would arrive.
Tom Mary'nin haberi bilmek isteyeceğini düşündü.Tom figured that Mary would like to know the news.
Tom deniz evinin yasa dışı eylemler için kullanıldığını bilmediğini iddia etti.Tom claimed that he didn't know his beach house was being used for illegal activities.
Bu kadın kesinlikle ne istediğini bilmediğini biliyor.This woman definitely knows that she doesn't know what she wants.
Şu an nerede olduğunu bilmek istiyorum.I want to know where you are now.
Şimdi nerede olduğunuzu bilmek istiyorum.I want to know where you are now.
Şimdi nerede olduğunu bilmek istiyorum.I want to know where you are now.
Ben yüzmeyi iyi bilmediğim için, boyumu aşan yerde yüzmekten sakınırım.As I'm not good at swimming, I avoid swimming out of my depth.
Yüzmeyi çok iyi bilmediğim için, boyumu aşan suda yüzmekten sakınırım.Since I'm not so good at swimming, I avoid swimming in water that's over my head.
Lola'yı hiç bilmeyen sen, nasıl aşktan konuşmaya cüret ediyorsun?How dare you speak of love, you who never knew Lola?