Ben tam saati bilmek istiyorum.I'd like to know the exact time.
Artık İncil'i bilmeyen insanlarla tanışmak oldukça yaygın.It is quite common now to meet with young people who do not know the Bible.
Bir bebek iyi veya kötüyü bilmez.A baby does not know good or evil.
Herkesin hukuku bilmesi gerekiyor ama birkaç kişi gerçekten biliyor.Everybody is supposed to know the law, but few people really do.
Bilmek başka şey, yapmak başka şey.To know is one thing, and to do is another.
Sözlüğünde bilmediğin kelimelere bak.Look up words you don't know in your dictionary.
Bilgelik, yalnızca gerçekleri bilmekten ibaret değildir.Wisdom does not consist only in knowing facts.
Bir harita nerede olduğumuzu bilmemize yardımcı olur.A map helps us to know where we are.
Şehirde yaşayan insanlar kır yaşantısının zevklerini bilmezler.People living in town don't know the pleasures of country life.
Yolu bilmediklerinden, çok geçmeden kayboldular.As they didn't know the way, they soon got lost.
Bir müşteri patronun kim olduğunu bilmek istedi.A customer wanted to know who the head honcho was.
Her vergi mükellefinin, parasının nereye gittiğini bilmeye hakkı vardır.Each taxpayer has the right to know where his money goes.
Onun buraya gelip gelmeyeceğini bilmek istiyorum.I want to know if he'll come here.
Onun bunu bilmemesi gerektiği şaşırtıcıdır.It is surprising that he should not know this.
Onun konuyla ilgili hiçbir şey bilmemesi garip.It is strange that he knows nothing about the matter.
Nereye gittiğini bilmenin hiçbir yolu yok.There is no way of knowing where he's gone.
Onun yatakta hasta olduğunu bilmen gerekirdi.You ought to have known that he was sick in bed.
Ona ödünç para vermekten daha iyisini bilmeliydin.You should have known better than to lend him money.
Onun adresini bilmediği için, o ona yazmadı.Not knowing his address, she didn't write to him.
Elektronik hakkında bir şey bilmez.He knows nothing about electronics.
Bu konuda hiçbir şey bilmediğini iddia ettiHe professed to know nothing about it.
O, konu hakkında bir şey bilmediğini açıkladı.He explained that he knew nothing about the matter.
Sonucu bilmekten memnun oldu.He was satisfied to know the result.
Formülü bilmemiş olabilir.He may not have known the formula.
O, daha iyisini bilmez.He doesn't know any better.
Onun hangisinden hoşlandığını bilmek istiyorum.I'd like to know which he likes.
O, hiç Fransızca bilmez.He doesn't know French at all.
Fransızca bilmediğini yanıtladı.He answered that he knew no French.
O, daha çok bilmek yeterince yaşlıdır.He is old enough to know better.
O, hiç İngilizce bilmez.He doesn't know English at all.
O hiç İngilizce bilmez.He knows no English.
İngilizcenin dışında yabancı dil bilmez.He knows no foreign language except English.
Çocuklarla nasıl baş edeceğini bilmez.He doesn't know how to handle children.
Gerçeği bilmesine rağmen, o bize hiçbir şey anlatmadı.Though he knew the truth, he told us nothing.
O, araba sürmeyi bilmez.He does not know how to drive a car.
Japonya hakkında çok şey bilmez.He doesn't know a lot about Japan.
Onların planı hakkında bir şey bilmediğini inkar etti.He denied knowing anything of their plan.
Kendisi bunu bilmeyecek kadar akıllıdır.He is too wise not to know that.
Onlar onu bilmeyebilirler.They may not know about it.
Önce ne yapacaklarını bilmediler.They did not know what to do first.
Onun hakkında bir şey bilmediğini iddia ediyor.He claims he knows nothing about her.
Telefon numarasını bilmeyince onu arayamıyorum.Not knowing her telephone number, I couldn't call her.
Onun adını bilmek istiyorum.I would like to know her name.
Onu söylememesi gerektiğini bilmeliydi.She ought to have known better than to say that.
O, bilmeceyi kolaylıkla çözdü.She solved the puzzle with ease.
O, bana Tom'un adresini bilip bilmediğimi sordu.She asked me if I knew Tom's address.
O gerçeği bilmek için geldi.She came to know the fact.
O, nasıl araba süreceğini bilmez.She doesn't know how to drive a car.
Bana onun adresini bilip bilmediğimi sordu.She asked me if I knew her address.
Çeviri yapmak, bize ana dilimizi daha iyi bilmemizde yardımcı olur.Translating helps us to know our mother tongue better.
Yarın güneşli olup olmayacağını bilmek istiyoruz.We want to know if it will be sunny tomorrow.
Benim yarına kadar bilmem gerekiyor.I need to know by tomorrow.
Sorun etrafımızda neler olduğunu bilmememizdir.The point is that we don't know what is happening around us.
Onu bilmelisin.You should know it.
Ben yarını bilmeliyim.I need to know tomorrow.
Aşkın üzüntüsünü bilmeyenler ondan bahsetmeyebilir.Those who do not know the sadness of love may not speak of it.
Ben valiyi bilmem ama ben onunla tanışmak isterdim.I don't know the mayor but I'd like to meet him.
Batman hakkında bilmeniz gereken şey, onun süper kahraman olmasıdır.The thing you have to know about Batman is, he's a superhero.
Gerçekten bilmek istiyorum.I really want to know.
Bilmek işin en zor tarafıdır.Knowing is half the battle.