Ölümün bilinmezliği insana hayatın bilinen acılarından daha heyecanlan verici geliyor." demiştir.Jos kuolema on todellakin Yhden lahja ihmisille, on se katkera ottaa vastaan!»
Parayı büktükten sonra, paranın turalarından çıkacak doğru ihtimal bilinmez.Eräänä päivänä äiti huomaa, että kassasta puuttuu rahaa.
Bu ilk tapınağın yapılış tarihi bilinmez.Temppelin myöhemmät vaiheet eivät ole tiedossa.
Adaletsizlik olmasaydı adaletin adı bilinmezdi.Nimestään huolimatta kysymyksessä ei ole tuomioistuin.
O, bilinmez ve bilinemez, tahayyül edilemez.Κανένα από αυτά δεν είναι άγνωστο, ανοίκειο, μη αντιληπτό.
Bu ilk tapınağın yapılış tarihi bilinmez.Το οριστικό τέλος αυτού του ναού δεν είναι γνωστό.
Neden olduğu bilinmez sebeblerden dolayı bu eşyaların değerlerine hiç bakılmadan hemen hepsi tahrip edilmişti.Όπως στην κατάθλιψη έτσι και στη δυσθυμία τα αίτιά της δεν έχουν ερευνηθεί πλήρως.
Ölümün bilinmezliği insana hayatın bilinen acılarından daha heyecanlan verici geliyor." demiştir.Dødens usikkerhed prædikes som mere spændende end livets velkendte smerte."
Yaşı bilinmez.Alder ukendt.
Haklarında fazla şey bilinmez.Og få kender nok til deres rettigheder.
Mezarının yeri kesin olarak bilinmez.Hans gravsted er ukendt.
Sakın bilinmez güzellikleri yansıtıyor olmasın.For alternative betydninger, se Den skønne Ubekendte.
(Honaz’da akrabamız vardır ama bilinmez) Biz hiç keçi beslememişiz.(«Aldri ble vi ( i hjemmet vårt) satt i skammekroken, aldri ble vi nektet dessert.»)
Sakın bilinmez güzellikleri yansıtıyor olmasın.Ask er ingen samvittighetsløs sjarmør.
Familyadaki birçok balığın ilişkileri pek iyi bilinmez.Slektskapsforholdene mellom mange av gruppene er fremdeles utilstrekkelig kjent.
Bilinmezler alemini bilir.Den regnes ikke blant de mest kjente.
Michael Fader'ın hatırladığına göre: "Her şey o kadar çabuk gelişti ki bilinmezlikte kaybolurdun.Michael Fader mengingat, "Semua terjadi begitu cepat, sebelum sadar Anda sepertinya sudah ditangkap.
Allah'nın özü ve esas nitelikli insan için her zaman bilinmez olarak kalacaktır.Penebusan Allah dan tuntutan Allah atas kehidupan manusia dikenang."
Kitabın sonuna kadar anlatıcının kimliği bilinmez.Tidak diketahui nasibnya sampai akhir cerita.
Crispus 326 yılında ölüme mahkûm edildi ancak Lactantius'un ne zaman ve nasıl öldüğü bilinmez.クリスプスは326年に死罪となったがラクタンティウスがいつどのような状況で死んだかは不明である。
Clodia Pulchra akıbeti bilinmez.紅蓮 詳細不明。
Bilinmezler alemini bilir.編著者は不明。
Bu sebeple Gaybu’l-Guyûb (bilinmezlerin en bilinmezi), Gayb-ı Mutlak (mutlak bilinmez) isimleriyle de bilinir.またその人物の言葉から下の名前が「信雄(のぶかつ)」であることが分かる。
Bir pn asal kuvvetinin bir yandaş sayı olup olmadığı bilinmez.一介の巡査がいきなりSPになれるのか不明である。
Bordurya hakkında çok şey bilinmez, çünkü her zaman biraz kendi içine kapanık bir ülke olmuştur.少し妄想癖があり、自分だけの世界に入り込んでは度々響に呆れられている。
Sakın bilinmez güzellikleri yansıtıyor olmasın.美しくない物には見向きもしない。
Hakkında henüz pek bir şey bilinmez, ama ilk sezonun üçüncü bölümünde gelebileceği tahmin edilmektedir.最出色的?这很难说,但可以肯定他在前三之列。
(Honaz’da akrabamız vardır ama bilinmez) Biz hiç keçi beslememişiz.如果我曾經有過阻止的權限及情報,我絕不允許這類事情的發生。
Yaşı bilinmez.年齡不明。
Gökleri delip bilinmez yüksekliklere çıkar.” “天地无知,使伯道无儿。
Bu ilk tapınağın yapılış tarihi bilinmez.大庙的始建年代不详。
Diğer sandukalarda yatanların kim olduğu kesin olarak bilinmez.记里鼓车到底是谁人制作,则是不得而知。
Bu sebeple Gaybu’l-Guyûb (bilinmezlerin en bilinmezi), Gayb-ı Mutlak (mutlak bilinmez) isimleriyle de bilinir.그러나 하느님께서는 주님께서 청하시는 것은 무엇이나 들어주신다는 것을 저는 지금도 알고 있습니다.”
Yaşı bilinmez.나이는 알려져 있지 않다.
Haklarında fazla şey bilinmez.그의 치세에 대하여는 별로 알려진 바가 없다.
(Honaz’da akrabamız vardır ama bilinmez) Biz hiç keçi beslememişiz.그러한 이미지의 원인으로서의 물질은 생각될 수 없으며, 그러므로 그것은 우리에게 아무것도 아니다.
Mezarının yeri kesin olarak bilinmez.מקום קברו אינו ידוע בוודאות.
Diğer sandukalarda yatanların kim olduğu kesin olarak bilinmez.לא ידוע בוודאות מה קרה לבונקרים הנותרים.
Haklarında fazla şey bilinmez.על קורותיו לא ידוע הרבה.
Yazarın gerçek kimliği kesin olarak bilinmez.זהות המחבר איננה ידועה בוודאות.
Adları bilinmez.Имената им са неизвестни.
Showalter'ın sakladığı 920.000 doların başına ne geldiği bilinmez.Sudbina skrivenih 920 tisuća dolara ostaje nepoznata.
Kimi sözcüklerin ise nereden gelindiği bilinmez.Nemoj na trenutak pomisliti da ne znamo odakle su došle te riječi.
Yazarın gerçek kimliği kesin olarak bilinmez.Bližšiu identitu autora sa nepodarilo odhaliť.
Mezarının yeri kesin olarak bilinmez.Miesto jeho skutočného hrobu nie je známe.
Ancak Albert Wesker'ın akîbeti bilinmez.Všetko sa uskutočnilo bez vedomia Alberta Laskeho.
Mezarının yeri kesin olarak bilinmez.Lastnik grobnice ni zanesljivo znan.
Kilisenin yapım tarihi bilinmez.Datum posvečenja cerkve ni znan.
Diğer bir görüşe göre ise kayıp ve bilinmez gök ruhlarının lideridir.Taip pat tikima Paskutiniuoju teismu, kada bus nuspręstas dorų ir nedorų sielų likimas.
Yazarın gerçek kimliği kesin olarak bilinmez."Protokollide" tegelik koostaja ei ole kindlalt teada.
Yaşı bilinmez.Vanusepiir ei ole teada.
Bir fahişe olan Vistilia'nın kızıdır ve babasının kim olduğu bilinmez.Perimedel oli tütar Astypalaia, kelle isa pole nimetatud.
Ölüm bilinmezlik ve gizemdir.Teadvus ja surma müsteerium.
Ancak geleceğe bakınca bir dahaki projem bir bilinmez ve tamamen açık.Aber wenn ich in Richtung Zukunft schaue, dann ist das nächste Projekt noch komplett unbekannt, völlig offen.
Ancak geleceğe bakınca bir dahaki projem bir bilinmez ve tamamen açık.Ale když se podívám do budoucnosti, všechno další je naprosto neznámé a otevřené.
Ancak geleceğe bakınca bir dahaki projem bir bilinmez ve tamamen açık.Ale keď sa pozriem do budúcnosti, nasledujúci projekt je úplne neznámy a otvorený.
Ancak geleceğe bakınca bir dahaki projem bir bilinmez ve tamamen açık.Dar când privesc spre viitor, proiectul următor e o mare enigmă.
Ancak geleceğe bakınca bir dahaki projem bir bilinmez ve tamamen açık.De ha a jövőbe tekintek, a következő projekt teljesen nyitott és ismeretlen.
Ancak geleceğe bakınca bir dahaki projem bir bilinmez ve tamamen açık.Jednak kiedy spoglądam w przyszłość, kolejny projekt to wielka niewiadoma.
Ancak geleceğe bakınca bir dahaki projem bir bilinmez ve tamamen açık.저는 앞으로 제가 무슨일을 하게 될 지 전혀 모르지만, 그와 동시에 무한한 가능성을 느낍니다.