bilinçli ile cümle
bilinçli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bilinçli düşünme-bilinçsiz düşünme.Ej att förväxla med Självmedvetande.
Özellikle tarım yapılan arazilerde, bilinçli olunmadan erozyonun artması sağlanmaktadır.Inom jordbruket avses mark som är obrukbar för åkerbruk.
Bu bilinçli olarak yapılmış bir çerçevedir.Це характеризується як пізнавальний релятивізм.
Ayrıca bilinçli tüketicilik konuları üzerinde durulur.Також розмовне позначення замовленої речі.
Gözdağı verme, bilinçli ya da bilinçsizce yapılabilir.Mohou být vědomá nebo nevědomá.
Tek başına bilinçlilik yeterli değildir.Samotné spoření nestačí.
Ayrıca bilinçli tüketicilik konuları üzerinde durulur.Kromě toho jim škodí posvěcené předměty.
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)Este o adevărată surprindere acest eveniment tipografic! (...)
Bu işlemin gerçekleşebilmesi için malzemelerin bir kısmının bilinçli biçimde ortadan kaldırılması gereklidir.E nevoie ca anumite părți din proiect să fie externalizate?
Bir gece, bilinçli olarak arabasıyla duvara çarpar ve kıl payı hayatta kalır.Pe jumătate intenționat, într-o noapte, a intrat cu mașina sa într-un zid.
Resimleri daha büyük, daha iddialı ve ve daha bilinçli tasarlanmış hale geldi.Textele sunt mai incisive, mai penetrante ca niciodată.
Bilinçli düşünme-bilinçsiz düşünme.Nu confundați cu Memorie.
Şamanlar ise bu tür gezintileri bilinçli halde yapabilirler.Simșii pot primi suveniruri din aceste vacanțe.
Gözdağı verme, bilinçli ya da bilinçsizce yapılabilir.A gondolatok lehetnek tudatosak vagy tudattalanok.
Fransa'nın kaptanı Thierry Henry'nin atılan golde eliyle yaptığı bilinçli katkı sonucu Fransa kazandı.A mérkőzést a házigazda Franciaország a hosszabbításban nyerte meg Thierry Henry aranygóljával.
Yapay seçilim, canlı popülasyondaki istenilir bir özelliğin bilinçli olarak seçilimidir.A mesterséges szelekció tudatos emberi tevékenység.
Gözdağı verme, bilinçli ya da bilinçsizce yapılabilir.Tarkkaavaisuus voi olla joko tiedostamatonta tai tietoista.
Suriye hükûmetinin bilinçli olarak muhalif bölgelerdeki halka su ve elektrik vermediği iddia edilmiştir.Puebloa hallinoiva heimoneuvosto ei salli historialliselle alueelle juoksevaa vettä tai sähköä.
Bulunan kemiklerde belirgin kırık ve çatlaklar vardı ve bunlar bilinçli bir şekilde yapılmış gözüküyordu.Kaikki idolit olivat löytyneet hajonneina ja arvellaankin, että ne oli hajotettu tarkoituksella.
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)Υπήρξε μόνο μια τρομερή, εξαντλητική σιωπή. (...)
Daha sonra, bu olasılıksal durumu bilinçli olup olmama durumuna bağlayan Kopenhag Yorumu ortaya atılmıştır.Ωστόσο, φήμες που χρονολογούνται από εκείνη την εποχή, επιμένουν για την πιθανή της απόδραση.
İnsan beyninin bilinçli süreçlerin tümünü içerir.Sindet omfatter alle hjernens bevidste processer.
Ayrıca bilinçli tüketicilik konuları üzerinde durulur.Det samme for bevidst ødelagte genstande.
Belirli beden dilsel işaretler kısmen bilinçli olarak meydana gelmektedir.Fagsprog - Særligt indforstået sprog præget af fagudtryk.
Bilinçli tarım ve hayvancılık mahallede mevcut değildir.At disse optræder i dyrknings- og husdyrsamfund overrasker ikke.
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)For det tredje denne arrogante løgners adresse: (...)
Prosedürel hafıza ise farklı olarak bilginin bilinçli geri çağrılması üzerine kurulu değildir.Langtidshukommelsen kan yderligere deles op: Procedural hukommelse er tavs viden.
İnsanın bu gerçek doğası açık ve parlaktır, bilinçlidir, düşüncelerden ve hislerden uzaktır, durudur.Den sanne naturen til menneskesinnet er klart, lysfullt og bevisst, uberørt av tanker og emosjoner.
Dolayısıyla tarihsel anlatılardan bilinçli olarak uzak duruyor.Deretter bare forsvinner han fra de historiske opptegnelsene.
Ayrıca yarı-sabit iç atıfta monolog bir bilinçli veya yarı bilinçli düzeyde kendini ile vardır.De har også høy hastighet ved å ha et halvplanende eller planende skrog.
Samehada ayrıca bilinçli bir silah ve sadece Kisame'nin kendisini kullanmasına izin vermektedir.Shamehada juga merupakan senjata yang peka perasaannya dan hanya Kisame yang diperbolehkan untuk memakainya.
İnsan beyninin bilinçli süreçlerin tümünü içerir.Nó bao gồm tất cả các quá trình có ý thức của bộ não.
Adaya ilk uğrayan türler, rüzgârın sürüklediği ya da bilinçli olarak buraya gelen uçan böcekler olmuştur.Các loài ban đầu đến đảo là côn trùng có cánh, chúng bay đến đây và nhờ gió.
Güneş Bilinçlilik demektir.Véda có nghĩa là "tri thức".
Kendisinin bilinçli olarak vergi kaçırmak için sahtekarlık yaptığına inanmıyorum.Thôi Trữ nhận ra mình bị lừa gạt bèn tự sát.
Gerçek mesajların varlığı hakkında bilinçli bir tahminde bulunmak bile trafik analizini kolaylaştıracaktır.また、本物のメッセージの存在の有無が推測できるというだけでもトラフィック解析の助けとなる。
Tek başına bilinçlilik yeterli değildir.実際、単独では知性は無い模様。
Ancak onu henüz bilinçli olarak kontrol edemiyor.意識的には、未だに観てないね。
Ayrıca bilinçli tüketicilik konuları üzerinde durulur.言い換えると、認識論的な問題を考慮しなければならない。
Gözdağı verme, bilinçli ya da bilinçsizce yapılabilir.随意に開閉したり、無意識に閉じられたり瞬きしたりする。
Bazen insanlar bilinçli olarak tek başına kalmayı tercih ederler ve yalnız olmaktan zevk alırlar.冒険好きで、勝手にひとりきりで遠出して迷子になってしまったこともある。
Bilinçli bir gözlemciye göre kutu açılmadan önce kedi ölü ya da diri olabilirdi.薛定谔猫对他来说并不是什么謎題,在盒子被一个有意识观察者打开之前,猫早已不是死的就是活的了。
Köyün asıl geçim kaynağı kayısıdır.Susuzluktan dolayı kimi bilinçli aileler susuz kayısı yetiştirmektedir.(有好消息從遠方來,就如拿涼水給口渴的人喝。
Farkındalık: Farkındalık bilinçli olarak dikkatimizi o anki deneyimlerimize yoğunlaştırmamızdır.它教會我們深入思考我們的想法。
Ancak onu henüz bilinçli olarak kontrol edemiyor.此子是否是他本人已不可考。
Belirli beden dilsel işaretler kısmen bilinçli olarak meydana gelmektedir.일부 열거자 자료형은 언어에 기본 소속되어 있을 수 있다.
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)끔찍하고 참기 힘든 정적이었다. (...)
Tek başına bilinçlilik yeterli değildir.그러나 고고학은 혼자만으로는 별 의미가 없다.
Büyük İskender’in bilinçli bir Helenleştirme politikası izlemiş olduğunu düşünmek mantıklıdır.이로 보아 조선의 민족지도자 양성을 의식적으로 기피하는 정책의 일단을 볼 수 있다.
Belirli beden dilsel işaretler kısmen bilinçli olarak meydana gelmektedir.אחדות מיצירותיה תורגמו למספר שפות, ביניהן לעברית.
Wagner etkisi etkisiz olarak değerlendirildi, bilinçli bir şekilde, en azından eski modelinde.עבודתו של קאנט בתורת המידות נחשבת למשפיעה ומקיפה לפחות כמו עבודתו בתורת ההכרה.
Bu anımsama tereddüt ya da bilinçli bir çaba olmadan gerçekleşir.זיכרון מרומז אינו דורש מאמץ מודע או כוונה להיזכר.
Ama bu karmaşıklığın bilinçli olduğunu düşünmüyorum.זה לא אומר שתורה זו חסרת סיבתיות.
Ayrıca, ressam tarafından bilinçli bir şekilde birbirlerinden uzağa yerleştirilmişlerdi.בנוסף לציורים משותפים הם גם ציירו בנפרד.
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)ניסוח זה ("...פשע נתעב...")
Bazen insanlar bilinçli olarak tek başına kalmayı tercih ederler ve yalnız olmaktan zevk alırlar.נדמה כי הם אדישים לאנשים אחרים, ולעיתים קרובות נראה כי הם מעדיפים להיות לבד.
I. Tür - α ve II. Tür - β tipi hatalar bilinçli olarak yapılan hatalardır.שגיאות מסוג I ו-II: מתייחסות למצבים של False Positive או False Negative.
Adaya ilk uğrayan türler, rüzgârın sürüklediği ya da bilinçli olarak buraya gelen uçan böcekler olmuştur.ראשונים היו חרקים מעופפים שנישאו אל האי עם הרוח או שעופפו אליו בכוחות עצמם.
Güneş Bilinçlilik demektir.חוסר הכוונה מודעת של החלום.
Ayrıca amaca yönelik bilinçli davranışlardan sorumludur.כמו כן, היא אחראית לחוויה של רגשות.