Baktığımız sahnede, sanatçının bilinçaltının canlandırdıklarını görüyoruz.A tak se ocitáme v této situaci, kdy si každou noc Giacomettiho podvědomí zahrává samo se sebou nebo s námi.
Bilinçaltım cevabı verdi. 16 üzeri 1/2, 4 eder.16 elevado a la 1/2 es cuatro.
Bilinçaltım cevabı verdi. 16 üzeri 1/2, 4 eder.16 на 1/2 степен е 4.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.Acho que devo ter acreditado, inconscientemente, nessa altura, que eu era uma espécie de herói dos negócios.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.Bănuiesc că am crezut inconștient în acea vreme că eram un soi de erou al lumii afacerilor.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.Creo que tal vez inconscientemente he creído que yo era una especie de héroe empresarial.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.Ich denke, ich habe damals unterbewusst geglaubt, dass ich so eine Art Businessheld war.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.Ik denk dat ik mogelijk onbewust heb geloofd dat ik een soort held uit de zakenwereld was.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.Je pense que j'ai peut-être cru inconsciemment alors que j'étais une sorte de héros des affaires.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.그 당시 나는 무의식적으로 믿고 있었는지도 모르겠습니다. 그때는 내가 비지니스 영웅같은 사람이었다라고요.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.Mogłem wtedy mieć złudne wrażenie, mogłem podświadomie wierzyć, że jestem jakimś guru biznesu.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.Tôi nghĩ rằng tôi có lẽ bị tin tưởng một cách vô thức rồi sao đó tôi đã trở 1 người hùng kinh doanh.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.Πιστεύω ότι μπορεί να πίστευα υποσυνείδητα τότε ότι ήμουν ένα είδος επιχειρηματικού ήρωα.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.Може би несъзнателно съм вярвал, че съм бил нещо като бизнес герой.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.Я тогда бессознательно поверил, что был своего рода бизнес-героем.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.אני חושב שבתת-מודע האמנתי .שאני גיבור עסקי
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.أعتقد أنني ربما أعتقدت بلا إدراك حينها أنني نوعا ما بطلاً للأعمال.
Bilinçaltımda kendimin bir cins iş kahramanı olduğunu zannediyordum.自分はある種のビジネス・ヒーローだと 私には15年かけて築き上げたフューチャーという会社がありました
Bilinçaltında, Hee-joong güçlere karşı gelmek istiyor.Dengan sengaja, Hee-joong ingin melawan
Bilinçaltında, Hee-joong güçlere karşı gelmek istiyor.Inconcientemente, hee-jong quiere ir contra lo establecido.
Bilinçaltında, Hee-joong güçlere karşı gelmek istiyor.Inconscientemente, Hee-joong deseja ir contra o poder.
Bilinçaltında, Hee-joong güçlere karşı gelmek istiyor.김희중 씨는 기존 권위의식에 저항하고 싶은 잠재의식이 있어요
Bilinçaltında, Hee-joong güçlere karşı gelmek istiyor.Хі Чжун неусвідомлено виступає проти тиску.
Bilinçaltında, Hee-joong güçlere karşı gelmek istiyor.في اللاوعي, هي جونغ تريد أن تكون ضد السلطة
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerAnh ấy nói rằng nhận thức là người cưỡi voi nhỏ bé này cưỡi trên một chú voi khổng lồ, vô thức.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerDia berkata bahwa pikiran sadar hanyalah pengendara kecil di atas gajah raksasa ini, pikiran bawah sadar.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerDice che è l'io cosciente a guidare il grande elefante dell'io inconscio.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerDice que el consciente es este pequeño jinete en este elefante gigante, el inconsciente.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerEle diz que a mente consciente é este minúsculo cavaleiro a montar este elefante gigantesco, o inconsciente.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerEl zicea că mintea conştientă e un mic călăreţ pe un elefant uriaş, inconştientul.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerEr sagte, dass das Bewusstsein ein kleiner Reiter auf dem riesigen Elefant, dem Unbewusstsein, ist.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerHa a saját életemet tekintem, 1962-ben Ausztriában születtem.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerHan sägar att det medvetna sinnet är som en liten ryttare på en stor elefant, det omedvetna.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerHan siger, at det bevidste sind, er en lillebitte rytter, på en kæmpe elefant, det ubevidste.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerHij zegt dat de bewuste geest een kleine ruiter is op een grote olifant, de onbewuste geest.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerIl dit que l'esprit conscient est le petit cavalier sur cet éléphant géant, l'inconscient.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söyler그는 의식은 무의식이라는 거대한 코끼리 위의 탑승자라고 일컬었습니다.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerMówi on, że świadomy umysł jest jak maluteńki jeździec na tym olbrzymim słoniu, to znaczy na nieświadomości.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerPovedal, že vedomie je malý jazdec na obrovskom slonovi, podvedomí.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerŘíká, že vědomá mysl je malý jezdec na obrovském slonovi - neboli nevědomí.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerΛέει ότι το συνειδητό είναι αυτός ο μικρός αναβάτης σ' αυτόν τον τεράστιο ελέφαντα, το ασυνείδητο.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerВін говорить, що свідоме- це маленький наїзник на великому слоні- підсвідомому.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerОн говорит, что сознание — крошечный наездник на огромном слоне — подсознании.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerТой казва, че съзнанието е този малък ездач на този огромен слон -- подсъзнанието.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerהוא אמר שהמוח ההכרתי הוא הרוכב הקטן על הפיל הענקי של תת ההכרה.
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söylerقال ان العقل الواعي هو عبارة عن رجل صغير يجلس على فيل كبير والذي هو يمثل العقل الغير واعي
Bilincin, kocaman bir fil olan bilinçaltının üzerinde minicik bir sürücü olduğunu söyler下の巨大な像は無意識だと彼はいいます そして乗り手は
Bilmek iyi yolu onun bilinçaltından inanıyorum onun kanıtı bulmak.A melhor maneira de saber é encontrar a prova de sua acreditar de seu inconsciente.
Bilmek iyi yolu onun bilinçaltından inanıyorum onun kanıtı bulmak.Cách tốt nhất để biết là để tìm bằng chứng của mình tin từ vô thức của mình.
Bilmek iyi yolu onun bilinçaltından inanıyorum onun kanıtı bulmak.La mejor manera de saberlo es encontrar pruebas de su de creer su inconsciente.
Bilmek iyi yolu onun bilinçaltından inanıyorum onun kanıtı bulmak.Pour le guérir, il faudrait trouver une preuve qui lui fasse voir qui il est.
Bilmek iyi yolu onun bilinçaltından inanıyorum onun kanıtı bulmak.הדרך הטובה ביותר לדעת היא למצוא הוכחת שלו מאמינה מ הלא המודע שלו.
Bilmek iyi yolu onun bilinçaltından inanıyorum onun kanıtı bulmak.أفضل طريقة لمعرفة هو العثور على دليل له يعتقد من اللاوعي له.
Bilmek iyi yolu onun bilinçaltından inanıyorum onun kanıtı bulmak.医者。これはどのように可能であることができますか?
Bir cok sey yapiyorum, konusmamim cogu bilincaltindan, daha once defalarca denenmis ve dusunulmus.Estoy haciendo varias cosas. La mayoría de mi plática es subconsciente; la he practicado y la he pensado.
Bir cok sey yapiyorum, konusmamim cogu bilincaltindan, daha once defalarca denenmis ve dusunulmus.Ich mache sehr viel; der Großteil meiner Rede ist unterbewusst. Sie wurde eingeübt und durchdacht.
Bir cok sey yapiyorum, konusmamim cogu bilincaltindan, daha once defalarca denenmis ve dusunulmus.Ik doe veel, het grootste deel van mijn speech is onderbewust, ik heb hem vaak geoefend en er over nagedacht.
Bir cok sey yapiyorum, konusmamim cogu bilincaltindan, daha once defalarca denenmis ve dusunulmus.제가 지금 하는 행동, 지금 강연 역시 무의식적으로 나오고 있어요 리허설도 많이하고, 머리속으로도 많이 연습했거든요.
Bir cok sey yapiyorum, konusmamim cogu bilincaltindan, daha once defalarca denenmis ve dusunulmus.Molto, la maggior parte del mio discorso è subconscia è stata provata e ci ho riflettuto molto.
Bir cok sey yapiyorum, konusmamim cogu bilincaltindan, daha once defalarca denenmis ve dusunulmus.Sokat csinálom, a beszédem nagy része tudatalatti, sokszor elpróbáltam és gondolkodtam róla.