Bu yüzden günlerimizi saymayı bize öğret ki, Bilgelik kazanalım.Taníts minket úgy számlálni napjainkat, hogy bölcs szívhez jussunk.
Bu yüzden günlerimizi saymayı bize öğret ki, Bilgelik kazanalım.Uči nas torej prav šteti naše dni, da si pridobimo srce modro.
Bu yüzden günlerimizi saymayı bize öğret ki, Bilgelik kazanalım.Διδαξον ημας να μετρωμεν ουτω τας ημερας ημων, ωστε να προσκολλωμεν τας καρδιας ημων εις την σοφιαν.
Bu yüzden günlerimizi saymayı bize öğret ki, Bilgelik kazanalım.Научи ни така да броим дните си Щото да си придобием мъдро сърце.
Bu yüzden günlerimizi saymayı bize öğret ki, Bilgelik kazanalım.למנות ימינו כן הודע ונבא לבב חכמה׃
Bu yüzden günlerimizi saymayı bize öğret ki, Bilgelik kazanalım.احصاء ايامنا هكذا علمنا فنؤتى قلب حكمة
Bu yüzden günlerimizi saymayı bize öğret ki, Bilgelik kazanalım.求 你 指 教 我 們 怎 樣 數 算 自 己 的 日 子 、 好 叫 我 們 得 著 智 慧 的 心
Bu yüzden günlerimizi saymayı bize öğret ki, Bilgelik kazanalım.求你 指教 我 們怎樣數 算 自己 的 日子 、 好 叫 我 們 得 著 智慧 的 心
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.Capulet A prečo, pani múdrosť? držte jazyk za zubami, dobrá opatrnosť, smatter s ohováranie, choďte.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.Capulet A proč, paní moudrost? držte jazyk za zuby, dobrá opatrnost, smatter s pomluvy, jděte.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.Capulet En waarom, mijn vrouwe wijsheid? Hou je mond, Good voorzichtigheid; smatter met je roddels, gaan.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.Capulet És miért, asszonyom bölcsesség? Fogja be a száját, jó óvatosság; smatter az Ön pletyka, megy.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.Capulet et pourquoi, ma sagesse dame? Taisez-vous, la prudence Bonne; papoter avec votre commères, allez.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.CAPULET In zakaj, gospa moja modrost? imajo svoj jezik, Good previdnosti; smatter s svojim gossips, go.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.Capulet Ja miksi minun nainen viisaus? Pidä kieli, Good varovaisia smatter kanssa juorujen, mene.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.Capulet Och varför, min fru visdom? Håll tungan, Bra försiktighet, smatter med skvaller, gå.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.Capuleto E por que, minha sabedoria senhora? segurar a língua, a prudência Bom; smatter com seu fofocas, vá.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.Capulet Og hvorfor, min frue visdom? hold din tunge, Good forsigtighed; smatter med din Gossips, gå.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.CAPULET 왜, 내 여자의 지혜? 가서 당신의 수군과 함께 smatter, 혀, 좋은 신중함 '을 개최.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.CAPULET И защо, милейди мъдрост? дръжте езика си, Добър предпазливост; малко количество с клюки, отидете.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.CAPULET ולמה, גברת חכמה שלי? לנצור את לשונך, זהירות טוב; ידיעה שטחית עם הרכלנים שלך, עבור.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.CAPULET ولماذا ، والحكمة سيدة بلدي؟ عقد اللسان والحصافة جيد ؛ مع عدد قليل الثرثرة ، اذهب.
Capulet Ve neden, benim hanım bilgelik? dedikodu smatter; dil, iyi basiret tutun.看護私 は反逆罪を話すこと。
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Aber das Kind wuchs und ward stark im Geist, voller Weisheit, und Gottes Gnade war bei ihm.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.A dete je raslo in se krepilo v duhu in se napolnjevalo modrosti, in milost Božja je bila ž njim.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.A dieťatko rástlo a silnelo duchom, plnené súc múdrosťou, a milosť Božia bola obrátená naň.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.A dzieciątko ono rosło, i umacniało się w Duchu, pełne będąc mądrości, a łaska Boża była nad niem.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Anak itu bertambah besar dan kuat. Ia bijaksana sekali dan sangat dikasihi oleh Allah
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Con trẻ lớn lên, và mạnh mẽ, được đầy dẫy sự khôn ngoan, và ơn Ðức Chúa Trời ngự trên Ngài.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Con_trẻ lớn lên , và mạnh_mẽ , được đầy_dẫy sự khôn_ngoan , và ơn Ðức_Chúa_Trời ngự trên Ngài .
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Dítě pak rostlo a posilovalo se v duchu, plné moudrosti, a milost Boží byla v něm.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.El niño crecía y se fortalecía, y se llenaba de sabiduría; y la gracia de Dios estaba sobre él
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.E o menino ia crescendo e fortalecendo-se, ficando cheio de sabedoria; e a graça de Deus estava sobre ele.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Iar Pruncul creştea şi se întărea; era plin de înţelepciune, şi harul lui Dumnezeu era peste El.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Il bambino cresceva e si fortificava, pieno di sapienza, e la grazia di Dio era sopra di lui
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Ja lapsi kasvoi ja vahvistui ja täyttyi viisaudella, ja Jumalan armo oli hänen päällänsä.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.아기가 자라며 강하여지고 지혜가 충족하며 하나님의 은혜가 그 위에 있더라
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Men barnet växte upp och blev allt starkare och uppfylldes av vishet; och Guds nåd var över honom.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Men Barnet voksede og blev stærkt og blev fuldt af Visdom: og Guds Nåde var over det.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Men barnet vokste og blev sterkt og fullt av visdom, og Guds velbehag var over ham.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Or, l`enfant croissait et se fortifiait. Il était rempli de sagesse, et la grâce de Dieu était sur lui.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Το δε παιδιον ηυξανε και εδυναμουτο κατα το πνευμα πληρουμενον σοφιας, και χαρις Θεου ητο επ' αυτο.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.А Детенцето растеше, крепнеше, и се изпълваше с мъдрост; и Божията благодат бе на Него.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Младенец же возрастал и укреплялся духом, исполняясь премудрости, и благодать Божия была на Нем.
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.Хлопятко ж росло й міцніло духом, сповняючись премудростю; і благодать Божа була на Ньому;,
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.ויגדל הנער ויחזק ברוח וימלא חכמה וחסד אלהים עמו׃
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.وكان الصبي ينمو ويتقوى بالروح ممتلئا حكمة وكانت نعمة الله عليه
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.孩 子 漸 漸 長 大 、 強 健 起 來 、 充 滿 智 慧 . 又 有 神 的 恩 在 他 身 上
Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrının lütfu Onun üzerindeydi.孩子 漸漸 長大 、 強健 起來 、 充滿 智慧 . 又 有神 的 恩在 他 身上
Çocuk olarak resmedilmekle birlikte, Rafael bilgelik duygusunu Hz. İsa'nın vücudunda yansıtmayı başarmış.Ale w tym przypadku, myślę że Rafael chciał pokazać nam coś poprzez postawę ciała Chrystusa.
Çocuk olarak resmedilmekle birlikte, Rafael bilgelik duygusunu Hz. İsa'nın vücudunda yansıtmayı başarmış.Toto ovšem Rafael vyjadřuje elegancí Kristova těla.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Akulah hikmat, lebih berharga dari berlian; tak dapat dibandingkan dengan apa pun yang kauidamkan
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Albowiem lepsza jest mądrość niż perły, także wszystkie pożądane rzeczy nie porównają z nią.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Car la sagesse vaut mieux que les perles, Elle a plus de valeur que tous les objets de prix.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Denn Weisheit ist besser als Perlen; und alles, was man wünschen mag, kann ihr nicht gleichen.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Edelstenen vallen in het niet bij de wijsheid; zelfs uw stoutste dromen vallen daarbij in het niet.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.For visdom er bedre enn perler, og ingen skatt kan lignes med den.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.대저 지혜는 진주보다 나으므로 무릇 원하는 것을 이에 비교할 수 없음이니라
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Lebo múdrosť je lepšia než koraly, a jakékoľvek prežiadúcne veci sa jej nevyrovnajú.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Mert jobb a bölcseség a drágagyöngyöknél; és semmi gyönyörûségek ehhez egyenlõk nem lehetnek.