Arıza frekansının harmonikleri, bir dış bilezik arızasının daha hassas bir göstergesidir.The harmonics of the fault frequency is a more sensitive indicator of an outer race fault.
Erich Franke, 1934'te tel bilezikli rulmanı icat etti ve patentini aldı.Erich Franke invented and patented the wire race bearing in 1934.
Bilezik esnektir ve topun üzerine bastığı yerde hafif bir eliptik oturma yüzeyi oluşturur.The race is also elastic and develops a slight dent where the ball presses on it.
Şekli de çoğunlukla küçük bileziklerden meydana gelmiş bir anten gibidir.La ponte se présente généralement comme un ruban enroulé constitué de petites perles colorées.
Minaresi kesme beyaz taştan yapılı ve kırmızı taş bileziklerle süslenmiştir.El minarete está construido con arenisca roja, cubierta con elaboradas tallas y versículos del Corán.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .L'anno seguente l'azienda decide di dedicarsi alla produzione di orologi da polso.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .С тех пор мануфактура занимается производством наручных часов.
Hasir bilezikler günümüzde de büyük ilgi görmektedir.As impressões de palma sobre estas ainda atraem muita atenção.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .Obecnie cała produkcja koncentruje się na wytwarzaniu zegarków mechanicznych.
Bazı gömütlerde tunç levha bilezikler vardır.Всередині були таблички із іменами похованих.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .Відтоді мануфактура займається виробництвом наручних годинників. .
Karımın bileziklerini ve alyanslarımızı sattık.Тут продавалися сільськогосподарська продукція та вироби ремісників.
Cılız boyunun etrafından sayısız zincir ve boncuk sarkar ve elleri kolları bileziklerle yüzüklerle doludur.Із її довгої шиї звисало безліч ланцюжків і намиста, а пальці й руки були всіяні перснями та браслетами.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .Od této chvíle se manufaktura zaměřila na výrobu náramkových hodinek.
Karımın bileziklerini ve alyanslarımızı sattık.Redigovala Ženskou bibliotéku a svůj almanach Souzvuk.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .Manufactura se consacră, începând din acel moment, ceasurilor cu brățară..
Şişlik oluşabileceğinden saat, yüzük, bilezik vb. takılar çıkarılır.A rajtunk lévő órát, gyűrűt, karkötőt levesszük.
Kapsül çevresindeki bilezik, üzerinde 0-360 arasında dereceler işaretlenir.Kääntönupin ympärillä on 0–360 astetta käsittävä asteikko.
Hasir bilezikler günümüzde de büyük ilgi görmektedir.Πτυχές αυτών των προβλημάτων παρουσιάζουν ακόμη και σήμερα μεγάλο ενδιαφέρον.
Bileklerinde toplam altı tane bilezik bulunur.I hver kæbehalvdel findes seks kindtænder.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .Sejak saat itu, pabrik tersebut memusatkan kegiatannya pada pembuatan jam tangan..
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .Xưởng chế tạo kể từ đó bắt đầu tập trung vào việc sản xuất đồng hồ đeo tay.
Bilezikler altın, gümüş olabilir.Nó có thể được thêu bằng vàng hoặc bạc.
Bilezik (Tallirer) kadınlarca kullanılır.遮瑕主要為女性所用。
Anlamı Bilezikli Kuyudur.팔찌에는 동그란 공이 달려있다.
Trusotski, Velçaninov'u nişanlısını ziyaret etmeye götürür ve nişanlısı için bir bilezik alır.טרסוצקי לוקח את ולצ'אנינוב איתו לבקר את ארוסתו וקונה לה צמיד.
Karımın bileziklerini ve alyanslarımızı sattık.בלדי אחזקות - זרוע הנדל"ן וההשקעות של הקבוצה.
Hasir bilezikler günümüzde de büyük ilgi görmektedir.Към магнитосъпротивителния ефект има огромен интерес и в наши дни.
Karımın bileziklerini ve alyanslarımızı sattık.Redigovala Ženskú bibliotéku a svoj almanach Souzvuk.
Arefe günü pazara gidip bilezik almayı veya elime kına yaktırmaya bayılırdım.Jako osoba dorosła, odbieram Ramadan jako okres poświęcenia uwagi innym, szczególnie biednym.
Bileziklerini kırdılar.Eltörték a karpereceit.
Bileziklerini kırdılar.I-au rupt brăţările.
Bileziklerini kırdılar.Ils cassèrent ses bracelets.
Bileziklerini kırdılar.그녀의 팔찌를 부러뜨려버렸죠.
Bileziklerini kırdılar.Le rompieron sus pulseras
Bileziklerini kırdılar.Ruppero i suoi braccialetti.
Bileziklerini kırdılar.Sie zerbrachen ihre Armreifen.
Bileziklerini kırdılar.Ze braken haar armbanden.
Bileziklerini kırdılar.Zniszczyli jej bransoletki.
Bileziklerini kırdılar.Της έσπασαν τα βραχιόλια της.
Bileziklerini kırdılar.Они сломали ее браслеты.
Bileziklerini kırdılar.Счупиха й гривните.
Bileziklerini kırdılar.הם שברו את האצעדות שעל ידיה.
Bileziklerini kırdılar.و كسروا خلالخيلها.
Bileziklerini kırdılar.彼女の娘、ラニは
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum.Alors, nous avons distribué des bracelets.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum.Also haben wir die Armbänder verteilt.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum. Artık ufak şeyler büyük şeyler.그래서 팔찌를 나누어 드린 것입니다. 작은 것이 새로운 큰 것이니까요.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum. Artık ufak şeyler büyük şeyler.אז חילקנו את הצמידים האלו. קטן זה הגדול החדש.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum. Artık ufak şeyler büyük şeyler.気に入っていただければ幸いです 以上です ありがとうございました
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum.Aşa că v-am dat brăţările.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum.Así que hemos repartido brazaletes.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum.Dus we deelden de armbandjes uit.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum.Ecco il perché dei braccialetti.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum.Náramky jsme rozdali.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum.Nên chúng tôi phân phát những chiếc vòng.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum.Por isso distribuímos estas pulseiras.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum.Tehát kiosztottuk a karkötőt.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum.Więc rozdaliśmy bransoletki.
Bu nedenle size bu bileziklerden biriyorum.Μοιράσαμε λοιπόν δωρεάν βραχιόλια.