Bilerek yaptım.Zrobiłem to specjalnie.
Bilerek yaptım.Το έκανα επίτηδες.
Bilerek yaptım.Я это специально сделал.
KIA'leri bilerek racking up.He taistelevat kuin haluaisivat mahdollisimman monen kaatuvan.
Bu doğrulama listesini dünyada sekiz hastanede uyguladık, bilerek kırsal Tanzanya'dan이런 체크리스트를 전세계 8개 병원에 만들었습니다. 일부러 탄자니아 시골에서 부터
Bu doğrulama listesini dünyada sekiz hastanede uyguladık, bilerek kırsal Tanzanya'danביום הראשון שלך בעבודה. יישמנו את רשימת התיוג הזו בשמונה בתי חולים בעולם,
Bu doğrulama listesini dünyada sekiz hastanede uyguladık, bilerek kırsal Tanzanya'danنفذنا هذه المرجعية في ثمانية مستشفيات في أنحاء العالم، عمدا في أماكن من تنزانيا الريفية
Bu doğrulama listesini dünyada sekiz hastanede uyguladık, bilerek kırsal Tanzanya'dan世界中の8つの病院で 導入しました 意図して広く タンザニアの田舎から シアトルのワシントン大学まで 選びました
Bu halde bilerek bıraktım.저는 계속 저 형식을 유지하고 싶어요.
Bu halde bilerek bıraktım.Исках да го запазя в тази форма.
Bu halde bilerek bıraktım.اريد ان ابقيها على هذا الشكل
Bunu bilerek yapmadın.<br />Pişman olmanı gerektirecek bir durum yok, Kang Hwi.Du hast das ja nicht wissentlich getan. Es ist nich etwas das du, Kang Hwi, bedauern solltest.
Bunu bilerek yapmadın.<br />Pişman olmanı gerektirecek bir durum yok, Kang Hwi.Kau tidak melakukannya karena tahu. Ini buka sesuatu yang Kang Hwi harus khawatirkan.
Bunu bilerek yapmadın.<br />Pişman olmanı gerektirecek bir durum yok, Kang Hwi.Nie! Nie zrobiłeś tego świadomie. To nie jest coś za co ty powinieneś Kang Hwi przepraszać.
Bunu bilerek yapmadın.<br />Pişman olmanı gerektirecek bir durum yok, Kang Hwi.Non lo ha fatto intenzionalemente, non è una cosa per la quale dovrebbe dispiacersi.
Bunu bilerek yapmadın.<br />Pişman olmanı gerektirecek bir durum yok, Kang Hwi.Nu ai facut-o intentionat, deci nu ai de ce sa-ti ceri scuze.
Bunu bilerek yapmadın.<br />Pişman olmanı gerektirecek bir durum yok, Kang Hwi.Vous ne l'avez pas fait intentionellement. Ce n'est pas une chose pour laquelle vous devriez être désolé.
Bunu bilerek yapmadın.<br />Pişman olmanı gerektirecek bir durum yok, Kang Hwi.Δεν το έκανες από πρόθεση. Δεν είναι έτσι Κανγκ Χουί, μην ζητάς συγνώμη για αυτό.
Bunu bilerek yaptık.Esto lo hicimos a propósito. No fue casualidad.
Bunu bilerek yaptık.Nie było tu przypadku, zrobiliśmy to celowo.
Bunu bilerek yaptık.Ми зробили це з певною метою, а не випадково.
- Bunu bilerek yaptın!- Dat was met opzet.
- Bunu bilerek yaptın!- Det där var med flit!
- Bunu bilerek yaptın!- Det var med vilje!
- Bunu bilerek yaptın!- Ez direkt volt!
- Bunu bilerek yaptın!- Ήταν επίτηδες!
- Bunu bilerek yaptın!- Направи го нарочно!
- Bunu bilerek yaptın!- Това беше нарочно!
Bunu yaparsak, sistem başedemez, çünkü sistemdeki çoğu insan bunu bilerek yapmıyor.Protože když to uděláme, systém nebude schopen to zvládat.
Bu önemli ölçümleri bilerek, araştırarak, anlayarak elde etmelisiniz.이런 중요한 측정지표를 알아내고, 탐색하고, 파악해야 하는 건데요
Bu önemli ölçümleri bilerek, araştırarak, anlayarak elde etmelisiniz.Musisz te znaczące wskaźniki poznać, wyszukiwać, rozumieć i się nimi nie martwić.
Bu önemli ölçümleri bilerek, araştırarak, anlayarak elde etmelisiniz.عليك أن تعرف تلك القياسات وأن تبحث عنها وتفهمها، ولا تقلق،
Bu önemli ölçümleri bilerek, araştırarak, anlayarak elde etmelisiniz.もちろんビジネスモデル・キャンバスや 顧客開発プロセスは
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Aici am ales-o pe aceasta în mod deliberat pentru că prezintă un bărbat cumpărând o legumă.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Aku memilih ini karena ini adalah gambar pria yang membeli sayuran.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Das habe ich absichtlich ausgesucht, weil ein Mann hier Gemüse kauft.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Escolhi este deliberadamente porque é um homem a comprar um vegetal.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Ésta la elegí a propósito porque es un hombre el que compra un vegetal.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Ezt direkt azért választottam, mert itt egy férfi vesz zöldségeket.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Ici, j'ai délibérément choisi ceci parce qu'il s'agit d'un homme qui achète un légume.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Jeg valgte det her billede med vilje, fordi det er en mand der køber en grøntsag.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Kijk, ik koos specifiek deze omdat het een man is die groente koopt.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.이 사진을 일부러 선택했습니다. 바로 야채를 사고있는 사람의 모습이었기 때문이죠.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Ở đây, tôi chọn bức ảnh này vì đó là ảnh một người đàn ông đang mua rau quả.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Qui ho scelto apposta questa immagine perché mostra un uomo che compra un ortaggio.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.To jsem vybrala schválně, protože tam je muž, jak si kupuje zeleninu.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Επέλεξα αυτό επίτηδες γιατί δείχνει έναν άνδρα να αγοράζει ένα λαχανικό.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Тук съзнателно избрах това, защото е човек, купуващ зеленчук.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Цей слайд я вибрала навмисно, бо тут чоловік купує овочі.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.Этот я специально выбрала, потому что тут мужчина выбирает овощи.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.אנחנו צריכים את האנשים האלו, הם חלק מרשת.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.هنا تعمدت أن أختار هذه لأنه رجل يشتري خضروات.
Burada bunu bilerek seçtim çünkü bu sebze satın alan bir adam.食料が地元で生産されるネットワーク 市場
Buradaki büyük boşluğu bilerek bıraktım.그리고 제가 여기에 이유가 있어서 큰 공간을 남겨 두겠습니다.
Buradaki büyük boşluğu bilerek bıraktım.وسوف اضع هذا الفراغ لسبب معين
Buradaki büyük boşluğu bilerek bıraktım.先のビデオでは、
Büyükannemin dişleri... ...onları bilerek bıraktın, değil mi? Hastanede turp yiyemesin diye.Le dentier de mamie... tu l'as enlevé de ses affaires... pour qu'elle ne mange pas de navet à l'hospice ?
Büyükannemin dişleri... ...onları bilerek bıraktın, değil mi?Omas Gebiss ... Du hast es absichtlich behalten, oder?
Büyükannemin dişleri... ...onları bilerek bıraktın, değil mi?Proteza bunicii... Ai lãsat-o în urmã intenþionat, nu-i aºa?
Büyükannemin dişleri... ...onları bilerek bıraktın, değil mi?Sztuczna szczęka babci... Zostawiłaś ją celowo, prawda?