Ana içeriğe geç
Sözlük

bilen ile cümle

bilen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ne yaptığını bilen insanları işe almak durumundasınız.Tienes que contratar gente que sabe lo que está haciendo.
Ne yaptığını bilen insanları işe almak durumundasınız.Trebuie să angajezi oameni care știu ce fac.
Ne yaptığını bilen insanları işe almak durumundasınız.Vous devez embaucher des personnes qui savent ce qu'elles font.
Ne yaptığını bilen insanları işe almak durumundasınız.Вам нужно нанимать работников, которые знают, что делают.
Ne yaptığını bilen insanları işe almak durumundasınız.Преди трябваше да назначавате хора, които знаят какво правят.
Ne yaptığını bilen insanları işe almak durumundasınız.יש להעסיק עובדים הבקיאים במלאכתם.
Ne yaptığını bilen insanları işe almak durumundasınız.ينبغي عليك توظيف أناس يعرفون ما يفعلون.
Ne yaptığını bilen insanları işe almak durumundasınız.雇った人たちに多くの時間を費やしてもらわなければなりません
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Avec le nucléaire, ceux qui en savent le plus sont les moins inquiets.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Az atomenergiánál azok, akik a legjobban ismerik, azok aggódnak legkevésbé.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Ci, którzy wiedzą najwięcej o promieniowaniu najmniej się martwią.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Col nucleare, quelli che più sanno sono i più sereni.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Con la energía nuclear, los que saben más son los menos preocupados.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Cu energia nucleară, cei care ştiu cel mai mult, sunt cel mai puţin îngrijoraţi.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Degenen die het meest weten over kernenergie, maken zich daarover echter de minste zorgen.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Dengan nuklir, orang yang paling tahu adalah yang paling tidak khawatir.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.원자력을 잘 아시는 분들은 원자력에 대해 걱정을 안하세요.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Med kernekraft er det dem, der ved mest, der er mindst bekymrede.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Men angående kärnkraft: de som vet mest är minst oroade.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Với hạt nhân. ai biết hiểu rõ nhất thì ít lo lắng nhất
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.V souvislosti s jádrem: ti co vědí nejvíc se obávají nejméně.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Wenn es um Atomenergie geht, sind die, die das meiste wissen, am wenigstens besorgt.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.Με την πυρηνική ενέργεια, όσοι γνωρίζουν τα περισσότερα είναι οι λιγότερο ανήσυχοι.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.При ядрената енергия онези, които знаят най-много, се безпокоят най-малко.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.С ядерной энергетикой дело обстоит так: наиболее информированный наименее обеспокоен.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.לגבי הגרעין, ככל שאתה יודע יותר, אתה מודאג פחות.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.مع المفاعلات النووية، أؤلئك الذين يعرفون أكثر اقل قلقًا
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.危惧しないと言われている 典型的な例はジェームス・ハンセンである
Önemli olan, bunların hepsinin tek dil bilen İngilizce öğrenen bebekler olduğu.Es significativo mencionar que todos los bebés son monolingües y están aprendiendo inglés.
Önemli olan, bunların hepsinin tek dil bilen İngilizce öğrenen bebekler olduğu.Notez bien que tous ces bébés sont de familles monolingues anglophones.
Önemli olan, bunların hepsinin tek dil bilen İngilizce öğrenen bebekler olduğu.つまり赤ちゃんが浴びせられているのは
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Au spus, nu ne gândim la el până ce nu ştim că e corect.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Azt mondták, nem foglalkozunk evvel, amíg nem tudjuk, hogy valóban így van.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.De sagde, vi vil ikke tænke på det før vi ved det er rigtigt.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Dicen que no pensarán al respecto hasta que nosotros sepamos que está bien.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Disseram:
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Dissero che non ci avrebbero pensato finché non fossero stati certi che era così.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Họ nói rằng họ sẽ không suy nghĩ gì cả cho đến khi họ chắc chắn rằng đúng
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Ils ont dit :
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.그것이 맞다는 것을 알 때까지는 생각하지 않겠다고 했습니다.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Mereka berkata, kami tidak mau memikirkannya sebelum mengetahui kebenarannya.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Mówią, nie będziemy o tym myśleć dopóty to nie zostanie udowodnione.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Řekli, že nad tím nebudou přemýšlet, dokud nebudou vědět, že je to správně.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Sie sagten einfach, wir denken nicht darüber nach, bis wir wissen dass es wirklich richtig ist.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Ze wilden er niet over nadenken tot ze wisten dat het correct was.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Είπαν, δε θα το σκεφτούμε μέχρι να ξέρουμε ότι είναι σωστό.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Их позиция: не будем думать об этом, пока не убедимся, что это так.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.Те казват: "Ние няма да мислим за това, докато не разберем, че е правилно."
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.לא נחשוב על זה אלא אם נדע שזה נכון.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.قالوا، لن نفكر به إلا بعد أن نعلم أنه صحيح.
Onlar der ki, biz doğru olduğunu bilene kadar onun hakkında düşünmeyeceğiz.でも私達は、まあ95%、もしくは99%正しいだろうと思いました
Onların ikiyüzlülüğünü bilen İsa şöyle dedi: ‹‹Beni neden deniyorsunuz? Bana bir dinar getirin bakayım.››Ale on znajúc ich pokrytstvo povedal im: Čo ma pokúšate? Doneste mi denár, aby som videl.
Onların ikiyüzlülüğünü bilen İsa şöyle dedi: ‹‹Beni neden deniyorsunuz? Bana bir dinar getirin bakayım.››A on poznawszy obłudę ich, rzekł im: Czemuż mię kusicie? Przynieście mi grosz, abym go oglądał.
Onların ikiyüzlülüğünü bilen İsa şöyle dedi: ‹‹Beni neden deniyorsunuz? Bana bir dinar getirin bakayım.››우리가 바치리이까 말리이까한대 예수께서 그 외식함을 아시고 이르시되 어찌하여 나를 시험하느냐 데나리온 하나를 가져다가 내게 보이라 하시니
Onların ikiyüzlülüğünü bilen İsa şöyle dedi: ‹‹Beni neden deniyorsunuz? Bana bir dinar getirin bakayım.››Ma egli, conoscendo la loro ipocrisia, disse: «Perché mi tentate? Portatemi un denaro perché io lo veda»
Onların ikiyüzlülüğünü bilen İsa şöyle dedi: ‹‹Beni neden deniyorsunuz? Bana bir dinar getirin bakayım.››On pa, ker je spoznal njih hinavstvo, jim reče: Kaj me izkušate? Prinesite mi denar, da pogledam.
Onların ikiyüzlülüğünü bilen İsa şöyle dedi: ‹‹Beni neden deniyorsunuz? Bana bir dinar getirin bakayım.››On pak znaje pokrytství jejich, řekl jim: Co mne pokoušíte? Přineste mi peníz, ať pohledím.
Onların ikiyüzlülüğünü bilen İsa şöyle dedi: ‹‹Beni neden deniyorsunuz? Bana bir dinar getirin bakayım.››Ο δε γνωρισας την υποκρισιν αυτων, ειπε προς αυτους τι με πειραζετε; φερετε μοι δηναριον δια να ιδω.
Onların ikiyüzlülüğünü bilen İsa şöyle dedi: ‹‹Beni neden deniyorsunuz? Bana bir dinar getirin bakayım.››Він же, знаючи їх лицемірство, рече їм: Що мене спокутуєте? Принесіть менї денария, щоб я бачив.
Onların ikiyüzlülüğünü bilen İsa şöyle dedi: ‹‹Beni neden deniyorsunuz? Bana bir dinar getirin bakayım.››Но Он, зная их лицемерие, сказал им: что искушаете Меня? принесите Мне динарий, чтобы Мне видеть его.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod