Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.Et les glandes surrénales fabriquent des androgènes, qui sont des hormones mâles.
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.Glandele spurarenale secretă hormoni androgeni, care sunt hormoni ce masculinizează.
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.Kelenjar itu membuat androgen, yang merupakan hormon pembuat maskulin.
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.부신은 안드로겐을 만듭니다. 안드로겐은 남성 호르몬입니다.
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.Kora nadnerczy wydziela androgeny, które są hormonami maskulinizującymi.
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.Las glándulas suprarrenales producen andrógenos, la hormona de la masculinización.
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.Queste ghiandole producono androgeni, gli ormoni che rendono maschi.
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.Tieto žľazy produkujú androgény, teda "zmužujúce" hormóny.
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.Und die Nebennieren stellen Androgene her, welche virilisierende Hormone sind.
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.А надбъбречните жлези произвеждат андрогени, които са мъжки хормони.
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.Надпочечники вырабатывают андрогены, то есть мужские гормоны.
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.Ці надниркові залози виробляють андрогени, тобто чоловічі гормони.
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.ובלוטות יותרת הכליה מפיקות אנדרוגנים, אשר הנם הורמונים מֵזַכרֵרים (מפתחים מאפיינים מיניים זכריים).
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.والغدد الكظرية تنتج هرمون الأندروجين ، التي هي عبارة عن هرمون الذكورة .
Ve böbrek üstü bezleri androjen üretirler, yani erkeklik hormonu.つまり 男性ホルモンを分泌します わたしの染色体構造は
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.Acolo sunt mii de steaguri de rugăciune pe care oamenii le-au înşirat pe parcursul anilor.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.Daarboven zijn er duizenden gebedsvlaggen die mensen door de jaren heen hebben uitgehangen.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.E lassù ci sono migliaia di fazzoletti di preghiera che la gente ha disseminato durante gli anni.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.És odafönt több ezer imazászló van, amiket az emberek vittek fel az évek során.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.Et en haut, il y a des milliers de drapeaux de prières que les gens y ont mis au fil du temps.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.거기 올라갔더니, 수천 개의 기원 깃발들이 있더군요 사람들이 몇 년 동안 걸어 놓은 거죠.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.Trên đó có hàng ngàn lá cờ cầu nguyện mà người ta treo lên trong nhiều năm.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.Und dort oben befinden sich tausende von Gebetsfahnen, die Menschen dort über die Jahre verteilt haben.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.Vlají tam tisíce modlitebních vlajek, které tam po léta lidé přinášeli.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.Y allá arriba, hay miles de banderas de oración, que las personas han colgado a través de los años.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.Znajdują się tam na górze tysiące flag modlitewnych, które ludzie umieścili tam przez lata.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.Εκεί πάνω υπάρχουν χιλιάδες σημαίες προσευχής που έχει βάλει ο κόσμος με τα χρόνια.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.И там горе, има хиляди молитвени знамена, които хората са поставили в продължение на години.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.И там, на высоте находятся тысячи молитвенных флагов, размещённые людьми в течение многих лет.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.ושם למעלה, ישנם רבבות רבות של דגלי תפילה שאנשים פזרו במשך השנים.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.و في الأعلى هناك، يوجد الآلاف من أعلام الصلوات و التي نشرها الناس على مدار السنين.
Ve burada binlerce duaci bezi var ki insanlar yillardir yaymislar.数多くの祈祷旗があります 私達は風船を再度膨らませ それを糸でくくり付けて
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.El pelo del cuerpo comenzó a caer, lo que permitió que glándulas sudoríparas evolucionaran en la piel.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.I peli del corpo cominciarono a sparire, permettendo alle ghiandole sudoripare della pelle di evolversi.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.La pilosité corporelle commença à mincir, permettant aux glandes sudoripares d'évoluer.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.Lichaamshaar schuurde weg, waardoor zweetklieren in de huid konden ontwikkelen.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.Ochlupení prořídlo a vyvinuly se potní žlázy.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.Os pêlos do corpo começaram a rasgar, permitindo as glândulas sudoríparas evoluir na pele.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.Părul de pe corp a început să se rărească, permițând dezvoltarea glandelor sudoripare.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.Rambut tubuh mulai rusak, yang memungkinkan kelenjar keringat di kulit berkembang.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.[ Vor 2 Millionen Jahren ] Fell wich denen sich in der Haut entwickelnden Schweißdrüsen.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.Włosy na ciele zaczęły się przerzedzać, pozwalając ewoluować w skórze gruczołom potowym.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.Η τρίχα του σώματος άρχισε να μειώνεται, επιτρέποντας την εξέλιξη των ιδρωτοποιών αδένων του δέρματος.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.Волосы на теле начинают измельчать, позволяя развиваться потовым железам.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.Козината започнала да се разрежда, което позволило да се развият потни жлези по кожата.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.שיער הגוף החל לנשור ואפשר לבלוטות הזיעה להתפתח.
Vücut kılları dökülünce, derilerindeki ter bezleri gelişti.これが、日光の元で長時間いることを可能にした。
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?"Ce ar fi dacă aș lua universul digital și l-aș implementa în universul fizic? "
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?""Co takhle na fyzický svět kolem mne promítnout užitečné informacemi z pc?
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?"곧, "디지털 세계의 디지털화 된 정보들을 실생활에 그려내면 어떨까?" 하는 것입니다.
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?"Måske, "Hvad med at jeg tager min digitale verden og maler den fysiske verden med den digitale information?"
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?"Mi lenne, ha fognám a digitális világot és a fizikai világot festeném meg a digitális információkkal?
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?""Może sięgnę po swój świat cyfrowy i pomaluję informacją cyfrową świat materialny?"
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?"Mungkin, "Bagaimana kalau saya bawa dunia digital dan menghadirkan informasi digital ke dunia nyata?"
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?""Que tal pegar no meu mundo digital "e pintar o mundo físico com essa informação digital?"
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?"Quizás, "¿Cómo sería, sí tomo mi mundo digital y pinto el mundo físico con esa información digital?"
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?""Thế còn vẽ thế giới thực bằng các thông tin số thì sao nhỉ?"
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?"Waarom neem ik mijn digitale wereld niet en kleur ik de fysieke wereld met die digitale informatie?"
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?"Може би, "Защо да не взема моя дигитален свят и да оцветя физическия свят с тази дигитална информация? "
Ya da, "Dijital dünyamı alıp, fiziksel dünyamı onun dijital bilgisiyle bezersem nasıl olur?"Может так — "Взять и перенести информацию из электронного мира в физический?"