Mali Bakan Samir Radwan hükümetin siyasi tartışmalara her türlü fikir beyanatına açık olduğunu dile getirdi.Szamír Radván pénzügyminiszter azt mondta, a kormány kész az ellenzék összes pártjával egyeztetni.
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.Google on ilmoittanut, ettei se omista asiakkaidensa tietoja.
Götürü usule tabi mükellefler beyanname vermezler.Liikaa puhuvalle ei uskota salaisuuksia.
İngiliz haklar beyannamesi kabul edildi.Englanninkieliset välitekstit valittavissa.
1850 uzlaşması ABD tarihinde seri halinde kabul edilmiş 5 beyannamedir.Compromise of 1850) käsittää viisi Yhdysvalloissa syyskuussa 1850 hyväksyttyä lakiehdotusta.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 1. maddesi:...Alla on YK:n yleismaailmallisen ihmisoikeusjulistuksen 1. artikla aimaraksi.
Bu beyan beş ana fikirden oluşur.Se on yksi budōn viidestä keskeisestä käsitteestä.
Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.Se alkoi valmistella ihmisoikeuksien yleismaailmallista julistusta.
Açılışta, beş maddelik “Türk Ocağı Beyannamesi” yayınlandı.Vaikuttajaimaami: "Pääkaupunkiseudulle tarvitaan jopa viisi suurmoskeijaa" Yle Uutiset.
O zamandan beri 2. beyannamesi de kabul görmüş durumdadır.Από τότε ο αριθμός n°2 διαγράφηκε.
Oybirliğiyle alınmış bir karar ardından, Isabella’nın Holly Romano’ya karşı ihmalkar olduğu beyan edilmiştir.Μετά από μια σχεδόν ομόφωνη απόφαση, η Ισαμπέλα δικάστηκε αμελής ως προς την Χόλλυ Ραμόνα.
Bir borç ilişkisi, tek bir kişinin irade beyanıyla gerçekleşmiştir.Ο υπολογισμός της θεμελιώδους κατάστασης έγινε για ένα μόνο άτομο.
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.Google har udtalt, at de ikke ejer kundernes data.
1952 yılı vergi beyannamesinde topraklarının değerini dönümü 3$ olarak göstermişti.I 1952 hævdede det, at dets landområder kun var værd $3 pr. acre.
Aralık 1991'de bir referandum tarafından onaylanan beyan oldu.Dette blev bekræftet ved en folkeafstemning i august.
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.Google har erklært at de ikke eier kundenes data.
1952 yılı vergi beyannamesinde topraklarının değerini dönümü 3$ olarak göstermişti.I 1952 hevdet de at deres landområder kun var verdt $3 pr. acre.
Bazı araştırıcılar bunun için en uygun değerlerin 3 ile 9 arasında olduğunu beyan etmişlerdir.Historikere mener at det er mer sannsynlig at det nøyaktige antallet ligger mellom fire og ni menn.
İsrail bu bölgede, o tarihte saldırıda bulunmadığını beyan etti.Den gang var det forbudt for israelere å ha slike konti.
Muhammed okudu Kuran, Ali eyledi beyan, İnkâr eyledi Kuranı,kavimi Ehli Sufyan.Hans navn, al-Haqqani, er en ærestittel tildelt av hans sufi-lærd Abdullah Fa'izi ad-Daghestani.
Knowles'ın beyanatına göre; Fierce, 2003 hiti Crazy in love'ın yapım aşamasında ortaya çıkmıştır.Knowles sa at Sasha ble «født» under produksjonen av hennes hitsingle fra 2003, Crazy in Love.
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.Google menyatakan bahwa mereka tidak memiliki data pelanggan.
Nisan 2010'da Portekiz Anayasa Mahkemesi yasanın yasal olarak geçerli olduğunu beyan etti.Rancangan tersebut dinyatakan sah secara hukum oleh Mahkamah Konstitusi Portugal pada April 2010.
Endonezya Bağımsızlık Beyannamesi'nden sonra, oluşturulan Endonezya Ulusal Komitesi üyesi oldu.Setelah Proklamasi Kemerdekaan Indonesia, ia menjadi anggota Komite Nasional Indonesia Pusat.
Ben de isterdim, beyannameye de koydum.Jadi saya juga, ya, enjoy saja.
İsrail bu bölgede, o tarihte saldırıda bulunmadığını beyan etti.Ia mencatat bahwa pada saat itu masih ada pekerjaan yang harus dilakukan di Israel.
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.Google tuyên bố rằng họ không sở hữu dữ liệu của khách hàng.
Nisan 2010'da Portekiz Anayasa Mahkemesi yasanın yasal olarak geçerli olduğunu beyan etti.Dự luật đã được tòa án Hiến pháp Bồ Đào Nha tuyên bố hợp pháp vào tháng 4 năm 2010.
Peşinden millete güçlü bir beyanat.Tác phong bình dân ấy có sức thu hút khá mạnh.
Şarkının Dirtee veya Dirrdy gibi başka isimlerde de yayımlanabileceği beyan edildi.Cô cũng định đặt tên cho bài hát với một cái tên sai chính tả như "Dirtee" hoặc "Dirrdy".
Filmin ardından Jackson "Daha iyi olabileceğini kesinlikle düşünmüyorum." şeklinde beyanatta bulundu.Về kết quả của bộ phim, Jackson đã nói: "Tôi không nghĩ nó có thể tốt hơn, thực sự là tôi nghĩ vậy".
Jackson, kariyerini etkileyecek sorunlarla karşılaşmaya başladığını beyan etti.Jackson bác bỏ những cáo buộc rằng ông đã thay đổi đôi mắt của mình.
Rahipler, bir kediyi kasten veya kazara öldürmenin cezasının ölüm olacağını beyan ettiler.Hình phạt cho tội giết chết một con mèo, dù là chẳng may, là tội chết.
Bu beyan Aişe'nin masum olduğu iddiasını güçlendirdi.Việc này đã thuyết phục được chánh án rằng Ashley vô tội.
Jackson bu durumla ilgili, şeklinde beyanat verdi.Jackson cũng xuất hiện trong phiên bản phim của vở này.
Diğer Tapınakçılar da aynı beyanda bulundular.Đền Khác Uyên cũng được nhắc đến tương tự như vậy.
Üniversiteye resmen 24 Ekim 1904’e de girdi ve matematik üzerine yoğunlaşmak istediğini beyan etti.彼女は正式に1904年10月24日に大学に再び入学し、数学を専門的に学ぶ意向を宣言した。
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.Googleは、顧客データを所有していないと述べている。
Ve ekliyor: "Bu hiçbir erkek tarafından yönetilmemiş bir kadının aklındakilerini beyan etmektir.当人曰く、「姫がかつての恋人(朧児)の面影を見出さない為」らしいが真偽は不明。
Fotoğrafçı Adams sadece infaz yerinde bulunmasına rağmen, Güney Vietnamlıların beyanını doğrulamıştır.カメラマンのアダムズは南ベトナム側の説明を確認したが、彼は処刑のために居合わせただけだった。
1926 Balfour Beyannamesi, Londra'da 1926 tarihinde toplanan İmparatorluk Konferansının bir sonuç raporudur.バルフォア報告書(バルフォアほうこくしょ、英語:Balfour Declaration of 1926)は、イギリス帝国の首脳がロンドンに集まった1926年の帝国会議の産物である。
Bu ulusal partiler, grubun kuruluş beyanında belirtilen ortak siyasi hedeflere sahip olmalıdır.これらの国内政党は会派結成宣言で言及されていた政治目的を共有しなければならない。
Ülkenin kalıcı tarafsızlık beyannamesi Birleşmiş Milletler tarafından 1995'te kabul edildi.トルクメニスタンの「永世中立国」宣言は1995年に国際連合により正式に認定された。
Biz sadece görüşmeler yapıyoruz şeklinde bir beyanat vermiştir.解説は執筆したものと、談話をまとめたものがある。
O zamandan beri 2. beyannamesi de kabul görmüş durumdadır.第2作からは解説も入るようになった。
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 1. maddesi:...例として人権宣言の最初の部分を挙げる。
Fergie, The Insider'da müzik videosunun 8 Mart 2009 tarihinde çekildiğini beyan etti.ファーギーはインタビューでミュージックビデオを2009年3月8日を狙って公開するつもりだと述べた。
O, şarkıları birleştirmek istemediğini defalarca beyan etti.彼女は、多くの彼女の歌は題名すら思い出せないと述べている。
Yarı üyeler tüm beyanı kabul etmek zorunda değildir ancak grupla ortak hedefler paylaşmalıdır.すべてのグロンギが参加資格がある訳ではなく、各集団の実力者が参加資格を有する。
Nisan 2010'da Portekiz Anayasa Mahkemesi yasanın yasal olarak geçerli olduğunu beyan etti.2010年7月、国際司法裁判所はこの独立宣言は合法であるという判決を出した。
Bunun dışında zaman zaman Sünni Dört mezhep imamının görüşlerine muhalif görüşler de beyan etmiştir.ただし、四人組逮捕について積極的な評価が定まってからの発言であることにも留意しなくてはならない。
Google, müşterilerin verilerini tutmadığını beyan etti.Google 已声明其未拥有客户的数据。
Nisan 2010'da Portekiz Anayasa Mahkemesi yasanın yasal olarak geçerli olduğunu beyan etti.其后葡萄牙宪法法院于2010年4月宣布该法律合法。
Aynı amaçlarla, CEMS, Sorumlu İşletme Eğitimi İlkeleri (PRME) beyanını imzalamıştır.本著同樣的精神,CEMS還簽署了PRME聲明(負責任管理教育原則)。
Önce olan irade beyanı icap, sonra gelen irade beyanı ise kabuldür.首先放置主语前缀,然后是宾语中缀。
Dua etmedi, beyanda bulunmadı ya da Müslümanlar tarafından provokatif olarak görülecek bir şey yapmadı.他没有祈祷,没有讲话,也没有做任何可能被看作是侵犯穆斯林敏感的事情。
Bu toplantı Halâskâran Grubu bir beyanname yayımladı.我从《非正式会谈》的节目组收到了一个信息。
O zamandan beri 2. beyannamesi de kabul görmüş durumdadır.二期也通过了验收。
SAML beyanları bu amaçla kullanılabilir.顺序组合可用于这些目的。
Biz sadece görüşmeler yapıyoruz şeklinde bir beyanat vermiştir.他還關注環境問題,並發表相關的演講。