Texas’ın ve Texas toplumunun renkli betimlemesidir.Je členom New Yorskej a Texaskej spoločnosti architektov.
Zihinsel dönüşüm bu prensibin uygulaması olarak betimlenmiştir.Mentálna (duševná) transmutácia je popisovaná ako praktické použitie tohto princípu.
Ayrıca çoğunlukla hamile olarak betimlenmiştir.Všeobecne sa používaná napríklad počas tehotenstva.
Betimlemelerle doludur.Sú prejavmi mysle.
Başlarda Aşağı Mısır'ın koruyucu tanrıçası konumundaydı ve vahşi bir aslan olarak betimlenirdi.Pôvodne bola ochrannou bohyňou Dolného Egypta zobrazovaná v podobe levice.
Bu yöntemle şehir hayatını kuş bakışı betimledi.Ako som povedal, bol som si vedomý toho mesta vizuálne.
Bu tanrının somut bir betimlemesi yoktu.To vie len Božia myseľ.
Bazen bir yılan olarak betimlenir.Včasih jo imenujejo Had.
Harry Potter ve Sırlar Odası kitabında yılan olarak betimlenmiştir.V knjigi Harry Potter in dvorana skrivnosti je bazilisk pošast, ki se skriva v dvorani.
Her bir "canavar"ın betimlemesi ve doğal yaşamının yanı sıra genellikle ahlâkî dersler de verilir.Prirodopis in ilustracijo posamezne živali je po navadi spremljal moralni poduk.
Trimurti sık sık üç yüze sahip insan figürleriyle de betimlenmiştir.Hamsa pogosto vsebuje simbol za oči.
4. yüzyıl civarında, kişilerin görünüşleri, idealize edilmiş biçimlerde betimlenmeye başladı.V 4. stoletju se je portret začel umikati v korist idealiziranega simbola tega, kar je ta oseba predstavljala.
Numa, "Romalılara tanrıları insan ya da hayvan şeklinde betimlemeyi yasaklamıştır.Jis rašė, kad „Numa uždraudė romėnams vaizduoti dievus tiek žmogaus, tiek gyvūno pavidalo.
Yaşlı bir erkek olarak betimlenir.Buvo vaizduojams kaip susirietęs senis.
Bu bağlamda, Skamander tanrısı aslında, Skamander nehrinin tanrı şeklinde betimlenmesidir.Tiesa, bet kokiu atveju net ir chaotiškas tvanas tebėra valdomas Dievo.
Betimleme için yandaki şekle bakınız.).Mandagiai pasitark su kitais.).
Betimlemelerle doludur.Jos ištiestos konformacijos.
Tabloda Baltık Denizi kıyısındaki bir liman günbatımında betimlenmektedir.Paveiksle vaizduojamas Havro uosto kraštovaizdis ryte.
Deneyim ve izlenimlerimi betimleyen kişisel mektuplar yazabilirim.Tai yra kūriniai, perteikiantys individo išgyvenimus, įspūdžius, mintis.
Edebi eserlerin birçoğunda da izlenimsel betimleme kullanılır.Kai kuriuose Italijos laikotarpio kūriniuose jaučiama ir impresionizmo įtaka.
Strateji ve savaş oyunu olarak da betimlenebilir.Yra ir ekonominė, ir karinė kampanijos, kurias galima žaisti.
Tabloda toplam 11 kişi betimlenmiştir.Iš viso tokių eilėraščių žinoma 11.
Tabloda, çıplak bir kadın iki giyinik erkekle kırda piknik yaparken betimlenmiştir.Põhiline põhjus oli selles, et seal oli kujutatud alasti naine koos kahe riides mehega piknikul.
Şiirin orijinal ismi, "Betimi mi flamur" (Türkçe: Bayrak Sözü)'dur.Luuletuse esialgne pealkiri oli "Betimi mi flamur" ("Liputõotus").
Tanrıça çoğu kez çıplak betimlenir.Teda kujutatakse enamuasti alasti.
Yaşlı bir erkek olarak betimlenir.Tegu oli vanemaealise mehega.
Tablo hiçbir hikâye anlatmıyordu ya da bir dram betimlenmemişti.Teda ei pandud tähele ja suur draama jäigi kirjutamata.
Bu sünme eğrisi zamanla oluşan deformasyonı betimler.Moonutatud aeg: ajataju mõistatuse jälgedel.
Burada Litvan sivillerin öldükleri yerler betimlenir.Vaata, millised Eesti külad on välja surnud.
David tabloda, yakın dostu ve lider devrimci Jean-Paul Marat'ın ölüm sahnesi betimlemiştir.Maal kujutab revolutsioonilise juhi Jean-Paul Marat’ mõrva.
Uzun betimlemeler yer almaz.Kauged tagajärjed ei vähene.
Doğa betimlemeleri de görülmektedir.Loomupärase alluvuse ideed ka kritiseeritakse.
Rembrandt, bu eserinde, Tanah'da geçen bir olayı betimledi.Liza hakkab meelde tuletama, mis koonduslaagris tookord juhtus.
1300'lerde yapılmış olan tablolarda, Hz. Meryem tahtta otururken betimlenir.Lo que es interesante es que, a diferencia de en los 1300's, como bien mencionaste,
Ancak, burada betimlediğim P2P dosya paylaşımı.Ale oczywiście, mówię o systemach wymiany plików P2P.
Ancak, burada betimlediğim P2P dosya paylaşımı.Dar bineînțeles, ce descriu eu e sistemul de fișiere distribuite P2P.
Ancak, burada betimlediğim P2P dosya paylaşımı.Maar uiteraard, wat ik beschrijf is P2P-bestandsdeling.
Ancak, burada betimlediğim P2P dosya paylaşımı.Mais bien sûr, ce que je décris est le partage de fichiers en Peer-to-Peer.
Ancak, burada betimlediğim P2P dosya paylaşımı.Mas o que eu estou a descrever é a partilha de ficheiros P2P.
Ancak, burada betimlediğim P2P dosya paylaşımı.Tapi tentu saja, apa yang saya gambarkan adalah P2P filesharing.
Ancak, burada betimlediğim P2P dosya paylaşımı.Но разбира се, това което аз описвам е P2P споделянето.
Ancak, burada betimlediğim P2P dosya paylaşımı.Но то, что я описываю - это P2P (одноранговая сеть).
Aynı örneği teşkil eden olayları gördüğümün farkına vardım, bunu da tekrar tekrar betimledim.대부분의 사람들이 거쳐가는 삶에 있어 큰 의미를 가지는 큰 행사들이 대부분이더군요.
Aynı örneği teşkil eden olayları gördüğümün farkına vardım, bunu da tekrar tekrar betimledim.קלטתי שאני רואה את אותם ארועים ארכיטיפיים מתוארים שוב ושוב ושוב.
Aynı örneği teşkil eden olayları gördüğümün farkına vardım, bunu da tekrar tekrar betimledim.أدركت أنني كنت أشاهد نفس الأحداث التوراتية توصف مراراً وتكراراً.
Aynı örneği teşkil eden olayları gördüğümün farkına vardım, bunu da tekrar tekrar betimledim.何度も描かれている事に気づきました 例えば、結婚 、出産、葬儀、初めての車、初めてのキス
Ben sadece gördüğümü betimleyebilirim.Je peux juste décrire ce que j'ai vu.
Ben sadece gördüğümü betimleyebilirim.Ten pohled se skoro nedá popsat slovy.
Ben sadece gördüğümü betimleyebilirim.أنا أستطيع فقط أن أصف ما رأيته
Bu moleküllerin, yani kırmızı üçgenler ile betimlediklerimizin, ne olduklarını da araştırdık.Azt is megnéztük, hogy mik ezek a molekulák -- azaz a diákon lévő piros háromszögek.
Bu moleküllerin, yani kırmızı üçgenler ile betimlediklerimizin, ne olduklarını da araştırdık.우리는 분자에 대한 연구도 병행했습니다. 슬라이드 상에서 보신 빨간 삼각형 말이죠.
Bu moleküllerin, yani kırmızı üçgenler ile betimlediklerimizin, ne olduklarını da araştırdık.Nato smo se vrnili tudi k molekulam, rdečim trikotnikom na slikah.
Bu moleküllerin, yani kırmızı üçgenler ile betimlediklerimizin, ne olduklarını da araştırdık.Potom jsme také začali zjišťovat, co to je za molekuly - myslím ty červené trojúhelníky na mých slidech.
Bu moleküllerin, yani kırmızı üçgenler ile betimlediklerimizin, ne olduklarını da araştırdık.Później przyjrzeliśmy się także molekułom -- to były czerwone trójkąty na moich poprzednich slajdach.
Bu moleküllerin, yani kırmızı üçgenler ile betimlediklerimizin, ne olduklarını da araştırdık.Sau đó chúng tôi cũng quan sát những phân tử này đó là những tam giác đỏ ở hình chiếu của tôi lúc trước.
Bu moleküllerin, yani kırmızı üçgenler ile betimlediklerimizin, ne olduklarını da araştırdık.Vi ville ta reda på hur dessa molekyler är uppbyggda - alltså de röda trianglarna i mina tidigare bilder.
Bu moleküllerin, yani kırmızı üçgenler ile betimlediklerimizin, ne olduklarını da araştırdık.We zijn toen ook naar deze moleculen gaan kijken -- de rode driehoeken in mijn eerdere afbeelding.
Bu moleküllerin, yani kırmızı üçgenler ile betimlediklerimizin, ne olduklarını da araştırdık.Δοκιμάσαμε επίσης να δούμε τι είναι αυτά τα μόρια -- τα κόκκινα τρίγωνα στις προηγούμενες διαφάνειες.
Bu moleküllerin, yani kırmızı üçgenler ile betimlediklerimizin, ne olduklarını da araştırdık.После започнахме да вглеждаме какви са тези молекули -- малките червени триъгълничета, които видяхте.
Bu moleküllerin, yani kırmızı üçgenler ile betimlediklerimizin, ne olduklarını da araştırdık.Також ми потім роздивились ці самі молекули - які були червоними трикутниками на моїх попередніх слайдах.