beraber ile cümle
beraber kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
28 yıl süren bu uzun mahrumiyet yıllarında ailesi genişlemekle beraber kayıplar da yaşanmıştır.60 anni sempre con la stessa società.
Daha sonra Mason, Reznov ile beraber Rebirth adasına Steiner'ı öldürmek için giderler.Ma anche Mason e Reznov si stanno dirigendo all'Isola Rinascita, intenzionati ad uccidere Steiner.
Pusat'a; Zülfikar Ağa ile beraber destek olmaktadır.Fu qui che, affiancando l'ing.
Bununla beraber kulübün saha performansı artmaya başladı.Comunque l'interesse nella serie stava ormai calando.
Gençliğini babasıyla beraber Homer'de geçirmiştir.Sembra che abbia trascorso la gioventù a Homs.
Böylece yaklaşık bir saat onlarla beraber sürüklendik, binlercesi bizi geçti.Infine l'esercito venne accompagnato da circa un migliaio di civili, portando il totale a dieci mila persone.
Ancak 18 Haziran 1953'te cumhuriyetin ilan edilmesiyle ailesiyle beraber sürgüne gönderildi.Neppure un anno dopo, il 18 giugno 1953, venne però proclamata la Repubblica.
Bazen kafasında fesle beraber çizilir.A volte dipingeva con la spatola.
Beraberlikleri Mevlânâ'nın ölümüne kadar on yıl sürdü.La loro relazione durò 40 anni, fino alla morte di Luciano.
Bununla beraber, o gün yayılan olaylar “de facto devrim” olarak algılanabilirdi.Questi concetti, che oggi possono sembrare scontati, erano all'epoca considerati "rivoluzionari".
Bir süre sonra Phoebe'ye beraber yaşamayı teklif eder. and asks Phoebe to move in with him.Dopo una discussione, Angela ordina a Phoebe di tornarsene a casa.
Sezonun son maçında Norwich City karşısında alınan 1-1'lik beraberlikle Villa kümede kalmayı başardı.In questo periodo disputa anche una stagione in prestito al Norwich City.
Ayrıca grup üyesi Scott Hoying ile beraber bir youtube kanalı vardır.Insieme all'amico e compagno di band Scott Hoying ha un canale YouTube chiamato Superfruit.
Beraber Şarkı Söyleyen Kuleleri izlerler.Poi sente entrambi cantare insieme.
Eşi ABD Başkanı olmasıyla beraber, first lady konumuna geldi.Negli USA si considera first lady la moglie del presidente.
Beraberindekiler de öldürülür veya köle olarak satılmak üzere tutsak edilir.Molti furono uccisi o venduti come schiavi.
Terimin ilk çıkış noktası bilinmemekle beraber 1743 gibi erken bir tarihte kullanıldığı bilinmektedir.L'origine del termine è oggetto di dibattito, ma è noto che un suo primo utilizzo risalga già al 1743.
Prince bir süre sonra arkadaşı Anderson ile beraber yaşamaya başladı.Successivamente inizia una faida con Mr. Anderson.
StarKid Production adındaki bit tiyatro grubunun aktörleri ile beraber Michigan Üniversitesi'nde çalıştı.Ha studiato alla University of Michigan con gli attori del gruppo teatrale StarKid Productions.
Annesiyle beraber yaşar.Vive ancora con la madre.
Fakat bununla beraber dilin tarihîliği şüpheli görülür olmuştur.Anche la comprensione del linguaggio appare compromessa.
10 Temmuz 2010'da Waters ve Gilmour, Hoping Vakfı için düzenlenen bir gecede beraber çaldılar.Il 10 luglio 2010 Waters si è esibito insieme a David Gilmour per la Hoping Foundation.
Kapıcı dairesinde ailesiyle beraber yaşar."Degli estranei vivono nel tuo appartamento.
Jane ise yabancıyla çıkarken onunla beraber olmuş ve hamile kalmıştır.Successivamente, la donna si congiunse al marito e restò incinta.
Bununla beraber atarcanın periyodu oldukça yavaş artar.Il mantello superiore può scorrere però soltanto molto lentamente.
Annesiyle beraber Hollywood'a taşındı, böylece okulunu mektupla bitirdi.Si trasferisce con la madre a Hollywood, dove completa gli studi liceali per corrispondenza.
Bununla beraber, bazıları Polathane yani "demir fabrikası" olarak zikrederler”.Alcuni si riferiscono a lei come "donna di ferro".
İçinde dana eti ve kuzu eti beraberce kullanılır.Non consumare carne e latte cotti insieme.
Gülsüm Hanım'la beraberdir.La signora risponde con un sorriso.
Ve ikisi beraber olurlar.I due dormono insieme.
Bununla beraber, İstanbul'da iki adet denizaltı yapılmakta idi.Alla sua memoria furono dedicati due sommergibili.
Grup maçlarında ise 1 galibiyet, 1 beraberlik ve 4 yenilgi alarak, Avrupa kupalarına veda etti.8 partite e 1 rete coronano il suo passo d'addio.
Gordon Direniş üyeleriyle beraber, Combine ve striderlar ile savaşır ve Gordon Barney ve Dog'un yanına ulaşır.Riuscito a fuggire si allea con gli uomini scimmia per tentare di catturare Gordon e Barin.
I Cosimo ile beraber babadan oğla geçen bir yönetim (saltanat) benimsenmeye başlanmıştır.Fu preceduto sul trono dal padre Capoir, mentre gli succedette il figlio Heli.
Papalık merkezi olmakla beraber Papa Vigilius Sicilya'da tutuklanmış olarak bulunmakta idi.Dopo essere stato legato di papa Innocenzo VI in Sicilia.
Sciò, 12 Kasım 2005'te film yapımcısı Stefano Dammicco ile evlenmiş beraberliği sürmektedir.Il 12 novembre 2005 ha sposato il produttore Stefano Dammicco della Eagle Pictures.
Alabama'da doğdu, 8 yaşında ailesiyle beraber Cleveland, Ohio'ya yerleşti.Originario dell'Alabama, a nove anni Owens si trasferì con la famiglia a Cleveland, nell'Ohio.
1963 Ocak ayında Charlie Watts, Rolling Stones'a katıldı ve grupla beraber ilk konserini verdi.Charlie Watts è stato l'ultimo tra i componenti originari dei Rolling Stones ad unirsi alla band.
Beraberce yenir.Incontro in Comune.
Walker’da Smith, beraber yazılmış olan Siri Engberg ile birlikte katalog yarattı.Al Walker, Smith ha partecipato alla realizzazione del 'catalogue raisonné' con il curatorere Siri Engberg.
Dawn da Spike'a beraber gitme teklifinde bulunur.«Ero terrorizzata all'idea di lavorare con Spike Lee.
Bunlarla beraber aracın inflak etmesine ve mürettebatın ölümüne sebep olabilir.Ciò porterà alla distruzione della nave e alla morte di tutto l'equipaggio.
Sonuçta silah Mart 1944 tarihinde servise girdi be Oerlikon ile beraber çatışmalara katıldı. .Polsten entrò in servizio nel marzo del 1944 a fianco dell'Oerlikon.
Bir dönem dünyaca ünlü grup The Doors'un vokalisti Jim Morrison ile beraberlik yaşamıştır.Questo fu l'ultimo concerto dei The Doors con Jim Morrison.
Küçüklükten beri beraberdirler ve birbirlerine içten içe tutkundurlar.Loro due si conoscono da quando sono piccole e sono sempre state insieme.
Eserde kralın cariyesi, erkek arkadaşıyla beraber olup kralı kandırır.Alla fine incontra il suo fidanzato, il re Trong.
Candice, Lake Highland Preparatory School'da okurken ailesiyle beraber Los Angeles'a taşındı.Successivamente, dalla Highland Preparatory School, si trasferisce a Los Angeles.
Bir müddet babasıyla beraber yaşar.Tu ora devi rimanere con il babbo.
Darwin de eder gibi yapar ve havok la beraber onlara saldırırlar.Disprezzano gli Host e cercano di attirare Haruhi con loro.
Bayley geri dönüşünü yaptıktan sonra Bliss ve Banks ile beraber Jax'e saldırdı.Successivamente, Jack torna alla sorgente con Hurley e Ben.
W3C ve WHATWG, şu an HTML5’in geliştirilmesi üzerinde beraber çalışmaktadır.Il W3C e il WHATWG sono attualmente nel processo di sviluppo della definizione di API per i web worker.
Burada kendini hemen ispatladı ve neticesinde yeni sezona bonservisiyle beraber buraya transfer edildi.Lì si mise subito in mostra e gli venne presto offerto un contratto.
Bununla beraber, aynı gece yayınlanan diğer programlarla karşılaştırıldığında %22'lik reyting payı elde etti.Quando è stato trasmesso in televisione ha raggiunto uno share del 32%.
İki yıl beraber çalıştılar.Lo conosco da due anni.
Yeni uyarlamada eskisine benzemekle beraber daha ufak fünyeyesi bulunuyordu.Come già accennato, erano pochi gli aggiornamenti rispetto all'ultimo prototipo.
Beraber şarkı yazarı ikilisi oldular ve bazı şarkılara beraber imza attıktan sonra 2005'te boşandılar.Ha fatto parte dei Brides of Destruction solo per il 2005, scrivendo alcune canzoni assieme a loro.
Bu ekonomi poltikalarıyla beraber zengin ile fakir arasında fark daha da belirginleşmeye başladı.Ancor peggio, le politiche economiche di Sādāt accentuarono il divario tra ricchi e poveri in Egitto.
Bir çıkışla beraber inişe geçerler.I One Direction si sciolgono?
Bununla beraber Liman savunmasını arkadan vuran Japon kara güçlerince basıldılar.Comunque furono prese di sorpresa dalle truppe di terra giapponesi che aggirarono le difese del porto.
Çoğunlukla dört mısralı olmakla beraber, bazen mısra sayısı daha fazla olabilir.In genere ve n'erano 4, ma potevano anche essere più numerosi.