beraber ile cümle
beraber kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Worthington ile beraber her gün hikâye üzerine çalıştılar.I due continuarono a lavorare sulla storia ogni giorno, insieme a Worthington.
Bununla beraber, günümüz koşullarında teleskopları yörüngeye taşımak bir hayli pahalıdır.Comunque, attualmente risulta costoso mandare telescopi in orbita.
Cenaze namazında, birinci tekbirden sonra, sübhâneke (“ve celle senâüke” ile beraber) okunur.Dopo fatta l'orazione, apparisce dall'oriente (dava nova del Signore) una stella rilucente.
Bununla beraber, göründüğünden çok daha iyi kalpli ve zekidir.È più intelligente di quel che sembri .
Bununla beraber yeni bir terminal Kasım 2008 de açılmıştır.Nel novembre 2008 fu inaugurato un nuovo terminal.
Model S'in varlığı 30 Haziran 2008'de düzenlenen bir basın açıklamasıyla beraber resmen duyuruldu.La Model S è stata annunciata in un comunicato stampa del 30 giugno 2008.
Şarkı Williams'ın ayrıldığı Take That'le 15 yıl aradan sonra ilk beraber çalışması oldu.La canzone è la loro prima collaborazione dopo 15 anni dall'uscita di Williams dai Take That.
1929'dan beri beraber yaşayan Dalí ve Gala, 1934'te bir devlet nikâhıyla evlendiler.Dalí e Gala, dopo aver convissuto a partire dal 1929, si sposarono nel 1934 con una cerimonia civile.
Bununla beraber mangada, Eichi Amerika’ya giderken uçak kazasında ölmüştü.Comunque, nel manga, Eichi morì in un incidente nell'aereo che avrebbe dovuto portarlo in America.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.La colonizzazione di Europa presenterebbe numerose difficoltà.
Fikri Bright'a gösterdiler ve üçü beraber yedi sayfalık taslağı NBC'ye sundu.Presentarono l'idea a Bright, e insieme la proposero alla NBC.
Beklenen yararlarla beraber risk de açıklanmalıdır.I rischi dovrebbero essere giustificati dai benefici previsti.
Annemle giderdik sonra onunla beraber dönerdik."Abbiamo fatto in modo che quando saremmo ritornati saremmo stati pronti ad agire».
Warren Hastings'le beraber Britanya Hindistanı'nın yaratılmasının öncü figürlerindendir.Assieme a Warren Hastings egli è considerato una delle figure chiave per la creazione del British Raj.
Bir yıl beraber çaldıktan sonra Jens Höglin gruba davulcu olarak katıldı.Dopo un anno trascorso suonando assieme, Jens Höglin si unì al gruppo come batterista.
Daha sonra bütün grup üyeleri bir otel odasında bir grup kızla beraber görünmektedir.Tutta la band si trova poi in una camera d'albergo con un paio di ragazze.
12. Mıntıka'nın bombalanması üzerine ailesiyle beraber 13. Mıntıka'da yaşamaya başlar.Muore nel bombardamento del Distretto 12 insieme alla famiglia.
19 Şubat 1942 tarihinde kardeşi Soryu ile beraber Avustralya'da Darwin saldırısını gerçekleştirdi.Il 19 febbraio del 1942 la Soryu ha effettuato attacchi contro Darwin in Australia.
Ancak Mel Collins sıradaki albüm Islands'ın kayıtları için grupla beraber kalmıştır.Mel Collins rimase nella band con Fripp per registrare l'album seguente Islands.
Sahra toplarını beraberlerinde taşıyamaz hale gelmiştir.(EN) Thou Shalt Not Covet, su Silent Era.
Bakterilerde 16S, 23S ve 5S rRNA genleri beraberce transkripsiyonu yapılan bir operon olarak organize olurlar.Nei batteri i geni ribosomiali 16S, 23S e 5S sono tipicamente organizzati in un operone.
İki ülkenin beraber düzenlediği ilk dünya kupasıdır.È stato il primo mondiale con due nazioni che hanno organizzato congiuntamente la fase finale.
Bu okulda üç yıl kaldıktan sonra, bir Fransız hocayla beraber yurtdışına gitti.Dopo aver trascorso più di tre anni al college, egli iniziò a viaggiare all'estero con un tutore francese.
Beraber Terminus'a doğru yol alırlar.Insieme a loro e a Carol si mette in viaggio verso Terminus.
Ben bir yabancı olarak bu sorundan muzdaribim lütfen bu soruna beraberce bir çözüm bulalam.Benvenuti, mi facciano la cortesia di riempire questo modulo, per piacere.
Bununla beraber şarkıda bazı farklılıklar vardır.In particolare nella canzone What's the Difference?
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Sam la porta con sé fin dall'inizio.
2007'de destekçileri ile beraber Birleşik Krallık'ta turneye çıktı.Nel 2013, ha, insieme ai suoi compagni di esibizione, ha effettuato un tour nel Regno Unito.
Köye göç edenler beraberinde Ordu'dan gelen göçerlerle de etkileşime geçmiştir.La città sta già piangendo i dispersi, quando la ciurma ricompare.
Grubun tüm albümlerinde beraber olmuştur.Ha suonato in tutti gli album della band.
Transpozonun hareketinde bu genlerin hepsi beraber hareket ederler.Ho pensato vediamo cosa succede se mettiamo questi generi tutti insieme.
Bunun için de bir şekilde beraber çalışmayı öğrenmek zorundadırlar.Col tempo però impareranno a collaborare.
1876’da Edward Moretus bu matbaayı tüm içeriği ile beraber Anvers şehrine ve Belçika devletine satar.Nel 1876 Edward Moretus vendette tutto alla città di Anversa.
Sonraki yıllarda ise grup ile beraber iki albüm çıkarmıştır.Con essi disputò due partite, chiudendo l'annata in lista infortunati.
Bununla beraber, şarkı 2006'daki "Confessions Tour"da da söylenmiştir.La canzone è stata eseguita anche durante il Confessions Tour (2006).
Bunun üzerine köylü onları beraber yakalayıp kadını döve döve evine hapis ederler.Si confonde tra gli orfani e si rifugia con loro nell'orfanotrofio.
Müzik klibi, Mark Romanek tarafından yönetilmiş olmakla beraber ilk olarak 12 Mayıs 1994'te yayınlanmıştır.Il videoclip, diretto da Mark Romanek, fu mandato in onda per la prima volta il 12 maggio 1994.
En önemli buluşu, 1913 yılında Henri Buisson ile beraber Ozon Tabakası olmuştur.Nel 1913 insieme a Henri Buisson ha scoperto lo strato di ozono.
22 Eylül 1538'de de Andrea Doria beraberindeki İspanyol-Ceneviz filosu ile onlara katıldı.Andrea Doria si unì a loro con la flotta ispano-genovese il 22 settembre 1538.
Nilsen Ketil Hvoslef, Jostein Stalheim ve Knut Vaage ile beraber Av garde adlı kendi gruplarını kurdular.Fondò, insieme a Ketil Hvoslef, Jostein Stalheim e Knut Vaage, fondò il Av garde.
Soluk yoluyla alınan steroidlerle beraber alındığında zatürre riskini arttırırlar.Quando vengono utilizzati insieme a steroidi inalatori aumentano il rischio di polmonite.
Louis Armstrong ile beraber çaldı.Ebbe modo di suonare anche con la band di Louis Armstrong.
Sürgünleri yeşil, genç sürgünleri ise beyaz tüylü olmakla beraber bunlar daha sonra dökülmektedir.Seppur associate al verde, se ne trovano anche di altri colori (eccetto il bianco).
İkincisi, bununla beraber, nedensellik prensibinin ihlali: burada emmeden önce uyarılabilen ileri dalgalar.Segue hasta milap (congiungimento delle mani della coppia), che precede il Saptpadi.
1959 yılında başarıya ulaşan Küba Devrimi'yle beraber Küba Devrimci Silahlı Kuvvetlerinin generali oldu.Dopo il trionfo della rivoluzione cubana nel 1959 divenne un alto funzionario delle forze armate cubane.
Çiftler çoğunlukla yıllarca beraber kalır.Spesso la coppia digenitori rimane fissaper molti anni.
Tutti, İtalyancadan gelen bir kelime olup "hep beraber" anlamındadır."All-in-one" è un parola composta mutuata dall'inglese che in italiano significa "tutto in uno".
Daha önceleri Gaga, Kanye West ile beraber bir turneye katılacağını belirtti.Prima che venisse pubblicato l'EP, Gaga annunciò che sarebbe andata in tour con Kanye West.
Bununla beraber, onun politikadaki bazı usulleri şaşırtıcı derecede başarılıydı.Tuttavia, in qualche modo la sua politica fu sorprendentemente remunerativa.
51 karşılaşma berabere sonuçlanmıştır.51 ad un'aggressione indiretta.
Beraberinde yirmi civarında subay, asker ve sivil memur bulunmaktaydı.Al suo comando, vi erano solo 200 tra soldati e ufficiali.
Grup, beraber 27 Kasım 2000'de ilk albümleri One Touch'ı yayımladı.Le tre hanno debuttato nel 2000 pubblicando il primo album, One Touch.
Ayrıca Lethal Dose ring adıyla, Alex Cyanide ile beraber Futureshock Tag Team Championship kemerini almıştır.Ha vinto inoltre il Futureshock Tag Team Championship con Alex Cyanide.
Sonra, Rose ve Mickey buluşup beraber vakit geçirirler.Alla fine Gus e Mickey decidono di uscire l'indomani per un vero appuntamento.
Onunla beraber yürüyüş yapan Desmond Hume, ona birkaç tavsiye vermiştir.Un uomo di nome Desmond Hume, che si allena nei paraggi, lo soccorre.
Şarkı albüm ile beraber yayınlanmıştır.Venne pubblicata assieme a The Blue Album.
Berabere sonuçlanan üç maç, 6 Kasım günü tekrar edildi.Giocò 6 partite prima di venire nuovamente tagliato il 30 di marzo.
1965-1968 yılları arasında SFIO ile beraber Sosyalist ve Demokrat Sol Federasyon'a (FGDS) katılmıştır.Tra il 1965 e il 1968 costituì, insieme alla SFIO, la Federazione della Sinistra Democratica e Socialista.
Kitab-ı Mente, Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk'un beraber yayımladığı kitaptır.Fa della scrittura il mezzo di sostentamento suo e dell'unico figlio rimastole.
Oyuncu film yönetmeni Laurent Laffargue ile beraber olup Alice adında bir kızı vardır.È la compagna del regista Laurent Laffargue con il quale ha una figlia di 6 anni, Alice.