beraber ile cümle

beraber kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Sadece Carl'ı kıskandırmak için onunla beraber olmuştur.Ahí conoció a Catalina quien finje amarlo solo para darle celos a Carl Johnson.
Üniversiteler artık Bologna süreciyle beraber ders içerikleri ve planlarını da yayınlamaya başladılar.En este sentido, se adoptarán y establecerán acuerdos con la Universidad de Málaga.
Bir süre sonra Phoebe'ye beraber yaşamayı teklif eder. and asks Phoebe to move in with him.Roger se mantuvo saliendo con Phoebe secretamente para después afirmar que Phoebe andaba detrás de él.
Tracy ile sahne ortaklığı 25 yıla yayıldı ve beraber dokuz film çektiler.Ramey vive en Chicago e interviene en unas setenta representaciones cada año.
Ek olarak, aynı tuzaklama alanında tutulan tüm iyonlar beraber atılırlar.Asimismo, todos ellos, en estrados, se sentarán a la misma altura .
Bu halde beraberlik için bir düzeltme faktörü bulunup kullanılır.Y viceversa y conjuntamente se obtiene un equilibrio.
1208'de Kolbeinn ve ondan yana olanlar Gudmundur'a ve beraberindekilere Vídines'de saldırdılar.En 1208 Tumason y sus seguidores atacaron al obispo Guðmundur y sus partidarios en Hjaltadalur, Víðines.
Avdan dönem Giacomo ve beraberindekilere pusu kurulur.Cuando por fin se confiesa a Yuuki y todas las demás.
Sonra Ailesi ile beraber Berlin'e taşındı.Pasado algún tiempo, se trasladó con su familia a Berlín.
Gelişen uluslararası ilişkililerle beraber, insanların hukuki sorunları da artmaktadır.La cuestión de los derechos de los indígenas se asocia también con otros niveles de la lucha humana.
Çorbanın özelliği ekmek ile birlikte değil, beraberinde hamur yutularak yenmesidir.Así, la sopa al pistou no se hace, por ejemplo, con puerros.
İkinci Dünya Savaşı'nda Fransa'nın bağımsızlığı için Charles de Gaulle ile beraber hareket etti.Se reclama seguidor de Charles de Gaulle por su independencia ante los Estados Unidos.
22 Ağustos'ta yaklaşık 50.000 kişilik bu birlikler beraberlerinde iki topla birlikte harekete geçtiler.El 14 de agosto, alrededor de 1.500 prisioneros de ambas partes se intercambiaron.
Ancak sürekli gelişen teknoloji sürekli bir değişimide beraberinde getirmektedir.Pero el rápido cambio en estas tecnologías requiere en verdad una revisión constante del mismo.
Polonyalılar Fransızlarla beraber Almanlara karşı savaştılar.Opuso a fuerzas francesas con alemanas.
Saleas 90'lı yılların başında Vangelis'le beraber çalıştı.Trabajó también para Telarc a comienzos de los noventa.
Bununla beraber hastaların %5-10'nda hiç semptom olmayabilir.Puede estar sin embargo ausente en 15 % de los pacientes.
Joe'yla Vito onu takip eder ve onu gittiği yerde adamlarıyla beraber onu öldürürler.Vito y Joe deciden ir a por ellos, acabando con ellos en su bar.
Bununla beraber bazı önemli Fransız soyluları bu sefere katılacaklarına ant içtiler.A muchos otros nobles franceses les sucedieron desgracias similares.
Eva daha sonra Brian Kendrick ile beraber çalışmaya başladı ve yeniden güreşe ara verdi.Posteriormente atacó a Brian Kendrick al terminar el combate.
Chicago, Illinois'deki evlerinde beraber yaşamaktadırlar.Ellos actualmente viven juntos en Chicago, Illinois.
RB Leipzig, sezona 3 beraberlik ile başladı.Cuando el RB Leipzig subió a la 2.
Punk ve Scott çok iyi arkadaş oldular ve neredeyse hep beraber güreştiler.Max y PJ pronto se convierten en mejores amigos y prácticamente lo hacen todo juntos.
Galabru, Ugo Tognazzi ve Michel Serrault ile beraber birçok filmde yer almıştır.Brillante e incisiva la interpretación de Ugo Tognazzi y Michel Serrault.
Bir ve beraber olun.UU. y a mantenerse unidas.
Bununla beraber teleskilerin bazı sakıncaları bulunmaktadır.Alá ama a quienes Le temen.
SNES'in çıkmasıyla beraber Donkey Kong Country ile çıkış yapmıştır.Ministro de Kongoland, excepto cuando Donkey Kong está haciendo de las suyas.
Sm ve Im tip gökadalar bazı diğer yapılarla (tip Irr-1) beraber düzensiz gökada olarak sınıflandırılırlar.Las clases Sm e Im son galaxias irregulares, con algunas estructuras (tipo Irr-1).
Bununla beraber maliyetleri çok ucuzdu.Su paga era muy baja.
Bu ikili şu an beraber turne aşamasındadır.Actualmente compite en el mismo tour.
Bununla beraber 1869 yılına kadar toplam 63 element bulunabilmiştir.Hasta 1893 salieron al público 369 números.
Le Cid'le beraber bu oyunlar, genellikle 'Klasik Dörtleme' olarak bilinirler.Los partidos entre ambos suelen ser conocidos por los medios de comunicación como «El clásico saudí».
Genel olarak bu mini etekler tozluklarla beraber giyilmekteydi.En ocasiones concretas las máscaras eran acompañadas de perros disfrazados.
Bununla beraber neredeyse bütün bir savaş boyunca kullanıldılar.De todos modos, el sistema funcionó durante toda la guerra.
Oyunu sondan başlayarak inceleyen biri kazanç, beraberlik ya da kayıp durumunda olduğunu görebilir.Para el espectador queda abierta la cuestión de si finalmente ganará la muerte o la vida.
Haldun Dormen'le yıllarca beraber çalıştı.Durante años compartió piso con Landers.
Felsefe eğitimiyle beraber, Althusser'in Kapital'i Okumak adlı eserine katkı vermiştir.Junto a Althusser, coescribió el clásico Para leer El Capital.
Berabere biten bu maçta Lika 55. dakikada oyundan çıktı.El tanto lo hizo al minuto 52 del partido.
Maç 2-2 beraberlik ile sonuçlandı. ^ "Bayern Munich sign Arturo Vidal from Juventus for €37 million".«El Bayern Múnich ficha a Arturo Vidal por 35 millones de euros».
0-0 biten maçla beraber Almanya birinci olarak turnuvaya katılma hakkını kazandı.Ya con el 1-0 en el marcador, Alemania empezó a ganar confianza en el campo.
28 yıl süren bu uzun mahrumiyet yıllarında ailesi genişlemekle beraber kayıplar da yaşanmıştır.Sin embargo, fue hace 28 millones de años cuando la familia alcanzó mayor diversidad.
Martha ve Mickey, Jack ile beraber gider.Mientras que Mía y Elena se quedan con Jack.
Tabiaten başkaldıran biri olmakla beraber zarif bir zat idi."Sea lo que fuere, fue una persona extraordinaria.
Bununla beraber, gecenin final şarkısını da beraber söylediler.¿Sabes lo que dicen justo al final de la canción?
Kaval ile beraber Alex Riley de The Miz'in yanında Raw şovuna geçerek WWE'ye geçirilmiş oldu.Debido a su feudo con The Miz, Alex Riley fue transferido a RAW.
Bununla beraber, ikisi rekabetçi ilişkilerine de devam ettiler.Desde entonces ambos mantienen una rivalidad.
Bir dönem külliyenin sahipliği Darüşşafaka ile beraber Ziraat Bankası'na geçmiştir.Contrajo hace años una deuda con el jefe actual de Gregorio.
Oyun Jessie ve beraber yaşadığı annesi Thelma'nın, birlikte geçirdikleri son geceyi anlatır.Así que Cassie sigue viendo a Thelma, que está con ella todo el día.
Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı coşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.Pese a las cambiantes temáticas, sus obras siempre enfatuzaron la realidad y la felicidad de la vida.
Gılgamış Destanı'nda Ninsun Uruk'ta kral olan oğluyla beraber yaşayan bir insan, kraliçe olarak geçer.En el Poema de Gilgamesh, Ninsun es retratada como una reina humana que vive en Uruk con su hijo como rey.
İkinci yarıda ise sekiz galibiyet, üç beraberlik ve altı mağlubiyet elde etti.Hasta 1988 disputa solo tres pruebas al año, consiguiendo tres victorias y seis podios.
Fakat Mimi böyle bir şey yapamadı.Tai ve Joe'nun da onunla beraber zindana atılmasına neden oldu.Pero Phil no pudo comprometerse con la banda, por lo que él y Machine Head se separaron.
Sette tam zamanlı bir danışman yok, ancak sahneleri birkaç uzman ile beraber çekiyoruz.No hay mucho tiempo en el set, pero corremos en ciertas escenas gracias a estos expertos .
Gibss, Arko Nem Günümüzde Evyap İnternational Dış Ticaret A.Ş. devam eden ile beraber sürdürmektedir.Krupp no interferiría en los negocios americanos de GE, y viceversa.
Onunla beraber geçiş yapan isimler de vardı.Fueron vendidas juntas con el nombre de ].
Daha sonra ise Raleigh, ailesiyle beraber Londra Kulesine hapsedildi.Como castigo, envió a la esposa de Lennox a la torre de Londres.
Beraber kahvaltı edelim mi?Facciamo colazione insieme?
Kapadokya'ya beraber gitmeyi ben de çok isterim.Anch'io vorrei tanto andare in Cappadocia insieme a te.
Beraber gülelim.Ridiamo insieme!
Zaten yemiş olmasaydım, öğlen yemeğini sizinle beraber yemeyi çok isterdim.Se non avessi già mangiato mi piacerebbe molto pranzare con te.

İlgili Sayfalar