beraber ile cümle
beraber kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
1983 yılında Gökhan ve Burhan Şeşen ile beraber Grup Gündoğarken adlı müzik grubunu kurdu.En 1983 fundó junto con Gökhan y Burhan Şeşen el grupo Gündoğarken.
Antonio, beraber yaşamış oldukları evde artık tek başına oturmaktadır.Vivía con Antonio en una casa cerca de donde falleció.
Bununla beraber bir çok karar vericiler riski nötr olarak ele almaz.En cambio otros siguen siendo tan aversos al riesgo que no lo hacen.
Bu zaman zarfında grupla beraber birçok albüm yaptı.Desde entonces ha grabado varios exitosos álbumes con el grupo.
1993 yılında Michel Barnier'nin bakan olmasıyla beraber yerine yedeği olarak milletvekili olmuştur.Michel Pont, entrenador asistente desde 2001, también fue reemplazado.
Etrafındaki ailesi ile beraber Sadako, 12 yaşında 25 Ekim 1955 sabahı öldü.Con su familia a su alrededor, Sadako murió a la edad de 12 años.
Kakoyannis aynı zamanda Anthony Quinn'le beraber filmin yapımcılarından da biridir.Anthony Quinn participó además como coproductor de la película.
Ağustos 2012'de, Neon Trees ve Walk the Moon gruplarıyla beraber kısa bir turneye çıktılar.En agosto de 2012, se embarcaron en una pequeña gira con Neon Trees y Walk the Moon.
Neonazizm ile beraber Avrupa'da ve ABD'de neofaşist oluşumlar bulunmaktadır.Extrema derecha y neofascismo en Europa y Estados Unidos.
Tam o sırada River Song adlı bir kadın arkeolog takımıyla beraber gelir.Justo entonces, llega un equipo de exploradores liderados por la arqueóloga River Song.
Alice, beklenmedik eski bir arkadaşıyla karşılaşır ve beraber uçakla Los Angeles'a gitmeye karar verirler.Bam quiere hacer algo especial y decide llevarles junto a sus amigos a Las Vegas.
F-4E dahili bir M61 Vulcan topu ile beraber tanıtılmıştır.El F-4E llevaba un cañón interno M61 Vulcan.
Bu yaygınlık aynı doğrultuda farklılıkları da beraberinde getirmiştir.A su vez, y con el mismo interés, subrayó sus diferencias.
Bununla beraber organizasyonun geleceği konusunda tartışmalar başladı.Otras polémicas se suscitaron en cuanto a la organización del programa.
Yönetmen Orhan Oğuz ile beraberdir.Mrs. Caldwell habla con su hijo.
Kalan maçların ise on sekizinde berabere kalıp dokuzunda sahadan mağlup ayrılmıştır.Era ya casi la hora sexta y las tinieblas cubrieron toda la tierra hasta la hora nona.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Aun así, tomando precauciones siempre hay riesgos.
Şakak Vakti'de Mike ile beraber Bella'yla Edward'tın düğününe katılır.En Amanecer, Mike es invitado a la boda de Edward y Bella.
Bu sözlerle beraber İphigeneia, kardeşini tanır ve kendisinin kim olduğunu söyler.Según palabras del mismo Montini, él sabía lo que venía.
Şogun yönetimi donanma komutanı Enomoto ve beraberindeki gemiler 26 Ağustos günü Sendai Limanına ulaşır.La flota de Enomoto se reunió en el puerto de Sendai el 26 de agosto.
Los Angeles Lakers ve Los Angeles Clippers takımları beraber Staples Center'daki ilk sezonlarını geçirdiler.Los Lakers y los Clippers jugaron por primera temporada ambos en el Staples Center.
Dördüncü yıldızı umarım hep beraber takarız."«La cuarta jornada dio resultados de todas...»
Eğer maç beraberlikle sonuçlanmışsa iki takım da birer puan kazanır.En caso de que empaten, ambos equipos consiguen un punto.
Raptors formasına ABD ve Kanada Bayraklarını beraber ekledi.Toronto Raptors utilizó las banderas estadounidense y canadiense.
Genseric ve beraberindeki Vandallar birkaç gün sonra Roma'yı ele geçirdiler ve iki hafta boyunca yağmaladılar.Los vándalos entraron en Roma, y saquearon durante dos semanas.
Sciò, 12 Kasım 2005'te film yapımcısı Stefano Dammicco ile evlenmiş beraberliği sürmektedir.Sciò se casa con Stefano Dammicco el 12 de noviembre de 2005.
Boyle James Hutton'la beraber modern jeolojinin kurucusu sayılıyor.James Hutton, padre de la Geología moderna.
Klipte Madonna birkaç dansçıyla beraber dans etmektedir.Durante esta presentación Madonna estuvo acompañada de varios bailarines.
Monarşinin restorasyonu ile beraber lağvedilmiştir.Encargado de las reparaciones del monasterio.
Evli olduğu sırada hayat kadınlarıyla beraber olmaya devam ediyordu.Al casarse el sigue estando con otras mujeres.
Dört kadar erkekle beraber olup yumurtlarlar.Se refiere a cuatro personas que alimentar.
Kida ile beraber üçü çok iyi arkadaş olurlar.Junto con el Basto, son tres grandes amigos.
Beraber yaşlanarak ölürler.Ellos murieron de vejez acelerada.
Bununla beraber akciğer kanseri, sigara içmeyenlerde de görülebilmektedir.Carcinoma de pulmón en no fumadores.
Lucas da Keith ile beraber Charleston'a taşınır.Loxi y Steve regresan a Charleston juntos.
Daha sonra bütün grup üyeleri bir otel odasında bir grup kızla beraber görünmektedir.Luego en el vídeo, cada miembro se muestra con una chica en su apartamento.
Dini kişisel bir mesele haline getirmek toplumsal yozlaşmayı beraberinde getirir.Verla convertirse en prostituta le produce un dilema moral.
Bununla beraber, bir durumda üstün olmayan herhangi kimse dahi bu duyguyu yaşayabilir.En este, incluso un hombre alto no sobreviviría.
Farklı tiplerde plazmidlerin bir hücrede beraber bulunmaları mümkündür.Es posible para plásmidos de diferentes tipos el coexistir en una célula simple.
Grubun tanışması ve beraber çalmaya başlaması Lancashire' daki St. Michael's lisesinde başlamıştır.Sus integrantes se conocieron y formaron el grupo en el St. Michael's CE High School en Chorley, Lancashire.
Kromozomlarda bulunan DNA, yapısal proteinlerle beraber kompleksler oluşturur.En los cromosomas, el ADN se encuentra formando complejos con proteínas estructurales.
Matkap durunca Doktor, Ida ile beraber gezegenin içine inmeyi teklif eder.Cuando la perforación termina, el Doctor se ofrece a ir con Ida a las profundidades del planeta.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Por primera vez convivían la inflación y el desempleo.
Kesilen sahnelerle beraber süre 88 dakikaya indi.Suspendido a los 88 minutos por incidentes.
Bununla beraber Avrupa sermayesinin etkinliği artmıştır.Paralelamente se consolidaba la implantación europea.
Suikastçılara ikiz erkek kardeşi Jacob ile beraber katılırlar.Muere al mismo tiempo con su hermano gemelo.
Dansla beraber gelişen müzik tarzı da aynı adla anılmaktadır.El género de música utilizada en la danza no necesariamente llevará el mismo estilo.
Beraber çalıştıkları ilk eser "Sokak Şarkıcısı"'ydı.La primera canción que hicieron fue "Compañero Estudiante".
Tatarların soyu hakkındaki araştırmalar bitmemekle beraber, Tatarlar Türklerin Kıpçak boyundan gelmektedirler.A pesar del cese del fuego, los turcos entran en Karavas.
Yemek odası, evde oturanların beraber yemek yedikleri odadır.La Monitora: Es la encargada del comedor donde comen todos.
Bununla beraber Command and Conquer 3'ün müthiş çekişmesinin sonucudur.En ese momento se desvela la despreciable colaboración entre Kai y el III Reich.
Ancak 18 Haziran 1953'te cumhuriyetin ilan edilmesiyle ailesiyle beraber sürgüne gönderildi.Fue destituido el 18 de junio de 1953 al proclamarse la república.
Arda ve Emre ağabeyler ile görüştüm, beraber yemek yedik, beni çok iyi karşıladılar.Mi hermana y yo nos pusimos tanta en las galletas que nos sentó mal.
2015 yılı yeni değişiklikleri beraberinde getirdi.En 2015 también moderó diferentes debates políticos.
Her yıl artmakla beraber, 450 den fazla yabancı öğrenci UIST'de eğitim alıyor.Cada año, entre 400 y 500 estudiantes de Luther estudian en el extranjero.
Bununla beraber m1 epeyce büyükse birleşik ivme göz önüne alınmalıdır.Para apreciarlo hace falta una masa de H2O relativamente grande.
Bir gün, Güneşlerin onu beraber Dünya'nın etrafında dolandılar ve Dünya'nın yanmasına sebep oldular.Desde entonces les ha perseguido por todo el universo y la búsqueda le ha llevado hasta la Tierra.
Filmin sonunda Ölüm Yıldızı'nın yapımını beraber izlerler.También en la última escena cuando se está construyendo la estrella de la muerte.
Bununla beraber Federasyon Kupası farklı bir formata büründü.La Copa Federación volvió entonces con un formato de participación y estructura totalmente distinto.
November Rain, Don't Cry ve Estranged ile beraber trilogy'nin ikinci klibidir.November Rain, «Don't Cry» y «Estranged», forman parte de una famosa trilogía.