beraber ile cümle
beraber kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Onlar bir çift oldu ve Gittings ile beraber olmak için Lahusen, Philadelphia'ya taşındı.Se convirtieron en pareja y Lahusen se trasladó a Filadelfia para poder estar con Gittings.
Karalık enerji ile beraber , evrenin genişlemesi sadece devam etmez, aynı zamanda da ivmelenir.Con energía oscura, la expansión no solo continúa sino que se acelera.
Bazen, Klasik Latince bir kelime Halk Latincesi ile beraber korunmuştur.Algunas veces, una palabra de latín clásico se ha mantenido junto a una palabra de latín vulgar.
Bunlardan yirmi birini kazandı, altısında berabere kaldı ve sadece ikisini kaybetti.Increíblemente, ganó veintiuno de estos, empató seis y perdió solamente dos.
Ayla, kızıyla beraber akrabalarının yanına gider.Consuela llega a su casa con su familia.
Bununla beraber yeni bir terminal Kasım 2008 de açılmıştır.Una nueva terminal se inauguró en enero de 2008.
Bu dönemde uzun süre beraber çalışacağı Christoph Daum ile tanıştı.Aquí conoció a Anton Mauve con quien trabajaría a menudo.
Beraberce yenir.Huelgas Ensemble.
Kendi başlarına ayakta durabildikleri gibi bina yükseldikçe onunla beraber yükselirler.Cuando llegan a un valle tienden a acumularse en forma de cono (formado por coluviones).
Beraber Santa Rosa'dan ayrılırlar.Salto de Santa Rosa.
( İlerleme engellemeleri, gerilemeyse övgüleri beraberinde getirir. )Desea volver con ellos y pedirles perdón.
Normalde gözler bir uyum içinde beraber hareket eder.Sus ojos conectados también parecen funcionar correctamente.
Ölüm nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber, verem üstünde durulmaktadır.Murió debido a un castigo por no tocar los senos de Satomi.
Bu grupla beraber, 90'lı yıllarda 4 albüm çıkardı.Bajo este nombre ganó cuatro ligas en los años 90.
Ayrıca Gargantuar ile beraber de gözükür.También se preguntan dónde está Garvey.
Daniel ve onunla beraber olanların durumu belirsizdir.¿Y el comportamiento frío y distante de Daniel con ella?
Babasıyla beraber hayatlarını barlar ve meyhanelerde şarkı söyleyerek kazanmışlardır.Ella y su padre a veces cantaban en algunos bares y tabernas para aumentar sus ingresos.
Bu delegeler beraberlerinde teknik danışmanlarını da getirirler.Lo acompañan en esta tarea diversos asesores técnicos.
Andrews, şu sıralarda Barbara Hershey ile beraberdir ve Los Angeles'ta yaşamaktadır.Desde 1998, Andrews mantuvo una relación con la actriz Barbara Hershey y vivían en Los Ángeles.
Şarkının beraberinde getirdiği müzik videosunu Roman White yönetmiştir.El video musical de la canción fue dirigido por Roman White.
Maç 6-6 beraberlik ile bitti.El partido terminó 6-6.
Sanki her şey bizimle beraber hareket ediyor."Era como si estuviéramos destinados a estar juntos ".
Diğer çocuklarla beraber ünlü Abbey Road Stüdyoları'nda çekimlere katıldı.Con otros niños que había seleccionado las sesiones de grabación en los famosos estudios de Abbey Road.
Bununla beraber ziraat teknisyenliği binası bulunup henüz kullanılmamaktadır.Para ello se instalaron todos los dispositivos tecnológicos necesarios y todavía no se encuentra en uso.
Microsoft tarafından Windows Mobile için ofis paketi, Office 2010 ile beraber güncellenmiş de olacaktır.La suite ofimática de Windows Mobile será actualizada por Microsoft junto con Office 2010.
19 yaşındayken The Art Institute of Fort Lauderdale'e yazıldı ve annesiyle beraber Florida'ya taşındı.A los 19 años se mudó a Florida con su madre, donde acudió al The Art Institute of Fort Lauderdale.
Ricky Ulman ile beraberdir.Con Ulrich Hamann.
Seninle Beraberim Aşk Kavgam Şimdi Var Mısın ?¿Alcanza con solo el amor?.
Curry ayrıca bu maçla beraber 128 maç üst üste üçlük atarak Kyle Korver'ı geçti.Curry también superó la marca de Kyle Korver de 127 partidos consecutivos anotando un triple.
Bununla beraber şarkının yeni versiyonu Kelly Clarkson tarafından söylenmiştir.All I Ever Wanted, canción de Kelly Clarkson.
Annemle giderdik sonra onunla beraber dönerdik."Ven, vamos a darle vino a nuestro padre, nos acostaremos con él y así engendraremos descendencia".
Gordon Direniş üyeleriyle beraber, Combine ve striderlar ile savaşır ve Gordon Barney ve Dog'un yanına ulaşır.Gordon se vuelve a encontrar con Barney y Dog.
Hep beraber dolaşırlar, hep beraber yemek yerler.A continuación se reúnen todos a comer.
1937 yılında, hayat boyu beraber çalışacağı üniversite arkadaşı Linda Schreiber ile evlendi.En 1937 se casó con la arqueóloga Linda Schreiber, que también fue compañera de trabajo.
Annesiyle beraber Hollywood'a taşındı, böylece okulunu mektupla bitirdi.Jodi y su madre se mudaron a Hollywood, donde terminó la escuela por correo.
Fripp’in David Sylvianla beraber yaptığı çalışmalar; kendisinin özgün tarzını yansıtan ezgiler taşıyordu.Las colaboraciones de Fripp con David Sylvian presenta algunos de los más exuberantes ejemplos de su estilo.
İkisi beraber General Grievous'u yakalamak için Utapau'ya gitmişlerdir.Más adelante, Obi-Wan viaja a Utapau para capturar al general Grievous.
EcoRV, normalde kestiği diziyi içeren bir DNA molekülü ile beraber kristalleştirilmiştir.EcoRV ha sido co-cristalizada con la secuencia que normalmente corta.
2001 yılında Eric Allin Cornell ve Carl Wieman ile beraber Nobel Fizik Ödülü aldı.En 2001 fueron premiados Eric A. Cornell y Carl E. Wieman.
Köye göç edenler beraberinde Ordu'dan gelen göçerlerle de etkileşime geçmiştir.Cuando toquéis alarma, entonces moverán los campamentos de los que están acampados al oriente.
Bununla beraber, panik odasına dışarıdan ulaşmak mümkün değildir.Aunque no podemos meternos en el dormitorio equivocado.
Bundan sonra ikisi beraber seyyar satıcılık ve meyhanede çalgıcılık yapmaya başlarlar.Horas más tarde, ambos están tomando champaña y hablando.
Bu da iyileştirmeyi beraberinde getirir.Se la asocia con la curación.
Bununla beraber şarkıda bazı farklılıklar vardır.Pero en esa canción hay algo más.
Ertesi güne kadar rüzgar beraberinde çekirge sürüsü getirdi.El viento se mantuvo hasta el día siguiente, trayendo un enjambre de langostas.
1876’da Edward Moretus bu matbaayı tüm içeriği ile beraber Anvers şehrine ve Belçika devletine satar.En 1876, Edward Moretus vendió la imprenta a la ciudad de Amberes.
Yemekle beraber veya tek başına alınabilir.También puede comerse solo o con fruta.
1956 yılında ailesiyle beraber Luton kentine taşındı.En 1956, la familia se trasladó a Luton.
Onlar ayrılınca beraber bu şarkıyı yazdık.Entonces, después de pasar un tiempo juntos, escribieron esta canción.
Hep beraber bu duaları okur.Estos rezos debían combinarse con ayunos.
İbareler DAEŞ’i işaret etmekle beraber çalışmalar sürdürülmektedir." ifadelerine yer verdi.La señora Sanders continuaba con las tareas a pesar de las apariciones asistiendo."
Kasanın içinden bir piyano sesi gelir ve Doktor, akşam yemeği için getirdiği yiyeceklerle beraber içeri girer.Se oye el sonido de un piano dentro de la bóveda mientras que el Doctor entra para cenar con el prisionero.
İkisi beraber kaçmaktadır.Huyen los dos juntos.
Fakat bununla beraber dilin tarihîliği şüpheli görülür olmuştur.A pesar de todo, el diario era en verdad sospechoso.
Bununla beraber bazı ülkelerde de yazın veya kışın tam ortası kabul edilir.En invierno, no obstante, aparecen en tierra sólo durante o después de los vendavales.
Stavanger, Liverpool'la beraber 2008 Avrupa Kültür Başkenti'dirStavanger fue elegida como capital europea de la cultura en 2008 de forma conjunta con la ciudad de Liverpool.
Bununla beraber bir çelik fabrikasında da çalıştı.Así mismo operó en el sector siderúrgico.
Beraber geçiyorduk, beraber kalıyorduk.Estábamos juntos, sin parar, todos nosotros.
Ancak bu farklıydı: beraber ortaya bir albüm koyabilmek.Porque me gustaría experimentar antes de lanzar un álbum entero.
1989'da beraberlik yaşadığı Paul Rossi'den, Enzo adında bir oğlu vardır.En 1989, tuvo su primer hijo, Enzo, junto con Paul Rossi.