Öyle ki, Yasanın gereği, benliğe göre değil, Ruha göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.perché la giustizia della legge si adempisse in noi, che non camminiamo secondo la carne ma secondo lo Spirito
Öyle ki, Yasanın gereği, benliğe göre değil, Ruha göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.Så skulle lagens krav uppfyllas i oss, som vandra icke efter köttet, utan efter Anden.
Öyle ki, Yasanın gereği, benliğe göre değil, Ruha göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.δια να πληρωθη η δικαιοσυνη του νομου εις ημας τους μη περιπατουντας κατα την σαρκα, αλλα κατα το πνευμα
Öyle ki, Yasanın gereği, benliğe göre değil, Ruha göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.и тия, които са плътски не могат да угодят на Бога.
Öyle ki, Yasanın gereği, benliğe göre değil, Ruha göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.чтобы оправдание закона исполнилось в нас, живущих не по плоти, но по духу.
Öyle ki, Yasanın gereği, benliğe göre değil, Ruha göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.щоб оправданнв закону сповнилось в нас, которі не по тїлу ходимо, а по духу.
Öyle ki, Yasanın gereği, benliğe göre değil, Ruha göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.למען תמלא חקת התורה בנו המתהלכים בלא כבשר כי אם לפי הרוח׃
Öyle ki, Yasanın gereği, benliğe göre değil, Ruha göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.لكي يتم حكم الناموس فينا نحن السالكين ليس حسب الجسد بل حسب الروح.
Öyle ki, Yasanın gereği, benliğe göre değil, Ruha göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.使 律 法 的 義 、 成 就 在 我 們 這 不 隨 從 肉 體 、 只 隨 從 聖 靈 的 人 身 上
Öyle ki, Yasanın gereği, benliğe göre değil, Ruha göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.使 律法 的 義 、 成就 在 我 們這 不 隨從 肉體 、 只 隨從 聖靈 的 人 身上
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Also haben wir das erinnernde Selbst und das erlebende Selbst, und sie sind wirklich ziemlich verschieden.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Así que tenemos el yo que recuerda y el yo que tiene experiencias, y son realmente muy diferentes.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.A więc mamy jaźń pamiętającą i jaźń doświadczającą, które różnią się od siebie.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Chúng ta có bản thân mang ký ức và bản thân mang trải nghiệm, và chúng thực sự khá khác nhau.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Deci avem sinele memoriei și sinele momentului, care sunt distincte.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Joten meillä on muistava minuus ja kokeva minuus, ja ne ovat todellakin erilaisia.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.말했듯이 우리에게는 기억하는 주체와 경험하는 주체가 있습니다. 그리고 그것들은 매우 다르죠.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Per cui noi abbiamo un sè che ricorda ed un sè che vive esperienze che sono abbastanza diversi.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Por isso, temos o eu que recorda e o eu que vive a experiência, que são bastante distintos.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Så vi har altså det erindrende selv og det oplevende selv, og de er ganske forskellige.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Så vi har självet som minns och det upplevande självet och de skiljer sig faktiskt åt rätt så mycket.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Takže: máme pamatující já a prožívající já a obě dvě já jsou dost rozdílná.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Takže máme spomienkové JA a zážitkové JA, ktoré sú skutočne celkom odlišné.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Tehát van az emlékező én, és a tapasztaló én, és a kettő igencsak különbözik egymástól.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.We hebben dus het herinnerende ik en het ervarende ik en die zijn echt helemaal verschillend.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Επομένως έχουμε τον εμπειρικό εαυτό και τον βιωματικό εαυτό και οι οποίοι είναι σχετικά διαφορετικοί.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.И така, имаме помнещата личност и преживяващата личност, а те наистина са доста отделни.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Итак, у нас есть помнящее я и испытывающее я, и они действительно довольно серьезно отличаются друг от друга.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.У нас є пам'ятєве я і відчуттєве я. Вони насправді доволі відрізняються одне від одного.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.אז יש לנו את האני הזוכר ואת האני החווה, והם באמת שונים לגמרי.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.إذاً فنحن لدينا نفسية الذكرى ونفسية التجربة، وهما حقاً مستقلتان.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.まったく別物なのです 一番の違いは 時間の扱い方です
Öyleyse benliğe bir not:Allora ecco un appunto aI sé:
Öyleyse benliğe bir not:Dus hier is een bericht voor het zelf:
Öyleyse benliğe bir not:Então aqui está um comentário para o Eu:
Öyleyse benliğe bir not:Hãy nhìn lại cái tôi của mỗi người và bạn sẽ thấy:
Öyleyse benliğe bir not:Hier ist also eine Nachricht an uns selbst:
Öyleyse benliğe bir not:Jadi ini adalah catatan kepada diri:
Öyleyse benliğe bir not:그래서 여기에 자신에게의 노트가 있습니다:
Öyleyse benliğe bir not:Så här är en lapp till mig själv:
Öyleyse benliğe bir not:Takže tady je osobní poznámka:
Öyleyse benliğe bir not:Úgyhogy itt egy üzenet az 'én' számára:
Öyleyse benliğe bir not:Voici une note à moi-même :
Öyleyse benliğe bir not:Οπότε ορίστε μια σημείωση προς εαυτό:
Öyleyse benliğe bir not:Ето една бележка към Аз-а:
Öyleyse benliğe bir not:אז הנה הערה לעצמי:
Öyleyse benliğe bir not:وإذن هذه ملاحظة للذات:
Öyleyse benliğe bir not:わたしたちが作り上げた世界には
Öyleyse benliğe bir not:所以, 我有一個對於自我的建議:
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Ainsi donc, frères, nous ne sommes point redevables à la chair, pour vivre selon la chair.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Alltså, mina bröder, hava vi icke någon förpliktelse mot köttet, så att vi skola leva efter köttet.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Altså, Brødre! ere vi ikke Kødets Skyldnere, så at vi skulde leve efter Kødet;
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Annakokáért atyámfiai, nem vagyunk adósok a testnek, hogy test szerint éljünk:
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Aşa dar, fraţilor, noi nu mai datorăm nimic firii pămînteşti, ca să trăim după îndemnurile ei.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Así que, hermanos, somos deudores, pero no a la carne para que vivamos conforme a la carne
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.A tak, bracia! dłużnikami jesteśmy nie ciału, abyśmy według ciała żyli.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.A tak tedy, bratia, dlžníci sme nie telu, aby sme žili podľa tela.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.A takž tedy, bratří, dlužníciť jsme ne tělu, abychom podle těla živi byli.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Così dunque fratelli, noi siamo debitori, ma non verso la carne per vivere secondo la carne
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Derfor, brødre, står vi ikke i gjeld til kjødet, så vi skulde leve efter kjødet;