Benliğe uyanlar benlikle ilgili, Ruha uyanlarsa Ruhla ilgili işleri düşünürler.Lebo tí, ktorí sú podľa tela, myslia na veci tela, a tí, ktorí sú podľa Ducha, na veci Ducha.
Benliğe uyanlar benlikle ilgili, Ruha uyanlarsa Ruhla ilgili işleri düşünürler.Mert a test szerint valók a test dolgaira gondolnak; a Lélek szerint valók pedig a Lélek dolgaira.
Benliğe uyanlar benlikle ilgili, Ruha uyanlarsa Ruhla ilgili işleri düşünürler.διοτι οι ζωντες κατα την σαρκα τα της σαρκος φρονουσιν, οι δε κατα το πνευμα τα του πνευματος.
Benliğe uyanlar benlikle ilgili, Ruha uyanlarsa Ruhla ilgili işleri düşünürler.Ибо живущие по плоти о плотском помышляют, а живущие по духу – о духовном.
Benliğe uyanlar benlikle ilgili, Ruha uyanlarsa Ruhla ilgili işleri düşünürler.Которі бо по тїлу, ті думають про тілесне, которі ж по духу, - про духовне.
Benliğe uyanlar benlikle ilgili, Ruha uyanlarsa Ruhla ilgili işleri düşünürler.כי אשר המה לבשר בעניני הבשר יחשבו ואשר לרוח בעניני הרוח יחשבו׃
Benliğe uyanlar benlikle ilgili, Ruha uyanlarsa Ruhla ilgili işleri düşünürler.فان الذين هم حسب الجسد فبما للجسد يهتمون ولكن الذين حسب الروح فبما للروح.
Benliğe uyanlar benlikle ilgili, Ruha uyanlarsa Ruhla ilgili işleri düşünürler.因 為 隨 從 肉 體 的 人 、 體 貼 肉 體 的 事 . 隨 從 聖 靈 的 人 、 體 貼 聖 靈 的 事
Benliğe uyanlar benlikle ilgili, Ruha uyanlarsa Ruhla ilgili işleri düşünürler.因 為隨從 肉體 的 人 、 體貼 肉體 的 事 . 隨從 聖靈 的 人 、 體貼 聖靈 的 事
Benliğimi tatmin etmek için değil.Bukan untuk memuaskan kesombonganku
Benliğimi tatmin etmek için değil.Chứ không phải để làm thoả mãn thứ hư ảo đó
Benliğimi tatmin etmek için değil.Nem hiúságból jöttem ide.
Benliğimi tatmin etmek için değil.Nie dla zaspokojenia mojej próżności
Benliğimi tatmin etmek için değil.No para satisfacer mi vanidad.
Benliğimi tatmin etmek için değil.No para satisfacer mi vanidad.
Benliğimi tatmin etmek için değil.Pas pour satisfaire ma vanité.
Benliğimi tatmin etmek için değil.ليس من أجل ارضاء غرورى
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."antara harapan kita yang terlalu tinggi dan pandangan remeh terhadap diri kita sendiri."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."a saját magunk öntelt túlértékelése és megalázkodó alulértékelése közötti rángatózásban."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."entre uma sobrestimação arrogante de nós mesmos "e uma subestimação servil de nós mesmos"
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."entre una sobre estimación arrogante de nosotros mismos y el menosprecio servil de nosotros mismos."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."entre une surestimation arrogante de nous-mêmes et une sous-estimation servile de nous-mêmes."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."giữa thói tự mãn đề cao bản thân và tính tự ti xem thường bản thân."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."între o arogantă auto supraestimare și o servilă auto subestimare."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz.오만한 과대평가와 굴욕적인 과소평가 사이에서 종종 상처 받는다고 했습니다.
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."medzi arogantným sebapreceňovaním a servilným sebapodceňovaním."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."pomiędzy arogancką przeceną samych siebie a surowym niskim poczuciem wartości."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."tra arroganti sopravvalutazioni di noi stessi e una servile sottovalutazione di noi stessi ".
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."tussen arrogante overschatting van onszelf en een slaafse onderschatting van onszelf."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."zwischen arroganter Selbstüberschätzung und unterwürfiger Selbstunterschätzung."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."μεταξύ μιάς υπερφίαλης υπερεκτίμησης του εαυτού μας και μιας αυστηρότατης καταπόντησης του εαυτού μας."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."между арогантно надценяване и раболепно подценяване на себе си."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."между высокомерным самомнением и по-рабски заниженной самооценкой".
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."пихатою переоцінкою себе і рабським недооцінюванням самих же себе."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."בין הערכת יתר יהירה של עצמנו לבין הערכת חסר מתרפסת של עצמנו".
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz.بين غرورنا المتعنت .. وبين إحباطنا المستشري "
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz.卑屈なまでの自分を過小評価することに。 もうお気づきとは思いますが
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Bản thân chỉ là trung tâm điều khiển của chúng ta, nhận thức của chúng ta, thước đo đạo đức của chúng ta.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Diri kita hanyalah pusat dari pekerjaan kita, kesadaran kita, pedoman moral kita.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Ego je len našim operačným centrom, našim vedomím, našim morálnym kompasom.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.El yo es el centro de operaciones, la conciencia, la brújula moral.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Het 'zelf' is slechts ons centrum van werking, ons bewustzijn, onze morele kompas.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Il sè è solo il nostro centro operativo, la nostra coscienza, la nostra bussola morale.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız."Já" je jen naším operačním systémem, naším vědomím, naším morálním kompasem.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.자아란 단지 우리의 운영센터일 뿐입니다. 자각 의식이고 도덕적 잣대입니다.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Le moi est simplement notre centre des opérations, notre conscience, notre boussole morale.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.O eu é apenas o nosso centro de operações, a nossa consciência, a nossa bússola moral.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Önmagunk a működési központ, öntudatunk a morális iránytűnk.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Sinele e doar centrul nostru de operațiuni, conștiința noastră, compasul nostru moral.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Självet är vårt kontrollrum, vår medvetenhet, vår moralkompass.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Unser Selbst ist nur unsere Kommandozentrale, unser Bewusstsein, unsere moralische Ausrichtung.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Ο εαυτός μας είναι απλά το λειτουργικό μας κέντρο, η αντίληψή μας, η ηθική πυξίδα μας.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Егото е просто нашия оперативен център, нашето съзнание, нашия морален компас.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Наше "я" - это поистине центр управления, наше сознание, наш моральный компас.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.Сутність є нашим операційним центром, нашою свідомістю, нашим моральним компасом.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.העצמי הוא רק המרכז התפעולי שלנו, התודעה שלנו, המצפן המורלי שלנו.
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.ان - ذواتنا - هي أجهزة تحكمنا هي وعينا هي بوصلتنا الاخلاقية
Benliğimiz sadece bizim hareket merkezimiz, bilincimiz, etik pusulamız.意識であり 倫理基準です 従って 私たちがもっと現実社会で
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Abbiamo creato un intero sistema di valori e una realtà fisica per sostenere la stima di sè.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Am creat întregi sisteme de valori şi o realitate fizică pentru a susţine valoarea eului.