Ana içeriğe geç
Sözlük

benli ile cümle

benli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Criámos sistemas de valores e uma realidade física para apoiar o valor do eu.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Egész értékrendeket alakítottunk eszerint, és egy fizikális valóságot, ami az én értékét támasztja alá.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Hemos creado un sistema completo de valores y una realidad física que sostiene el valor del sí mismo.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Kita telah menciptakan seluruh sistem nilai dan realita fisik untuk mendukung nilai diri.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.우리는 전체적인 가치 시스템과 자신의 가치를 지원하기 위해 물리적인 현실을 창조했습니다.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Nous avons créé des systèmes de valeurs entiers et une réalité physique pour soutenir la valeur du moi.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Stworzyliśmy całe systemy wartości oraz fizyczną rzeczywistość, by potwierdzić własną wartość.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Vi har skapat hela värdesystem och en fysisk verklighet för att stödja ett värde av självet.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Vytvořili jsme celý systém hodnot a hmotné reality na podporu našich já.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.We hebben hele waardesystemen gecreëerd en een fysieke realiteit ter ondersteuning van het zelf.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Wir haben ein ganzen System und eine physische Realität erschaffen um den Wert des Selbst zu unterstützen.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Δημιουργήσαμε συστήματα αξιών και μια φυσική πραγματικότητα που υποστηρίζει την αξία του εαυτού.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Ми створили цілі системи цінностей і фізичну реальність, щоб підтримати ціну нашому я.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Мы создали целые системы ценностей, а также физическую реальность, чтобы поддержать цену нам самим.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Ние създадохме цели ценностни системи и физически реалности, които да почитат ценността на Аз-а.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.יצרנו מערכות ערכים שלמות ומציאות ממשית כדי לתמוך בערך העצמי.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.مادمنا خلقنا نظاما كاملا من القيم وواقعا ملموسا كلهم مبنين على الاعتداد بالذات.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.価値システムや 物理的現実をつくりあげてきたのです 自己像のためにつくられた産業や
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.我地所創造出嘅整個價值系統 客觀存在緊 都系為著支撐黎個自我的價值觀。
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.A kik pedig testben vannak, nem lehetnek kedvesek Isten elõtt.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Así que, los que viven según la carne no pueden agradar a Dios
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.A tí, ktorí sú v tele, nemôžu sa ľúbiť Bohu;
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Deci, ceice sînt pămînteşti, nu pot să placă lui Dumnezeu.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Die aber fleischlich sind, können Gott nicht gefallen.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.e os que estão na carne não podem agradar a Deus.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Jotka lihan vallassa ovat, ne eivät voi olla Jumalalle otolliset.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Kateri so pa v mesu, Bogu ne morejo biti prijetni.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.육신에 있는 자들은 하나님을 기쁘시게 할 수 없느니라
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Men de som äro i ett köttsligt väsende kunna icke behaga Gud.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Mensen die alleen maar hun eigen zin doen, kunnen God dan ook niet tevreden stellen.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Og de, som ere i Kødet, kunne ikke tækkes Gud.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.og de som er i kjødet, kan ikke tekkes Gud.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Orang-orang yang hidup menurut tabiat manusia, tidak dapat menyenangkan Allah
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Or ceux qui vivent selon la chair ne sauraient plaire à Dieu.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Protož ti, kteříž jsou v těle, Bohu se líbiti nemohou.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Przetoż którzy są w ciele, Bogu się podobać nie mogą.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Quelli che vivono secondo la carne non possono piacere a Dio
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Vả , những kẻ sống theo xác_thịt , thì không_thể đẹp_lòng Ðức_Chúa_Trời .
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Vả, những kẻ sống theo xác thịt, thì không thể đẹp lòng Ðức Chúa Trời.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.οσοι δε ειναι της σαρκος δεν δυνανται να αρεσωσιν εις τον Θεον.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.И тъй, братя, ние имаме длъжност, обаче, не към плътта, та да живеем плътски.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Посему живущие по плоти Богу угодить не могут.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.Хто бо по тїлу, ті Богу вгодити не можуть.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.ואשר המה בבשר לא יוכלו להיות רצוים לאלהים׃
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.فالذين هم في الجسد لا يستطيعون ان يرضوا الله.
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.而 且 屬 肉 體 的 人 、 不 能 得 神 的 喜 歡
Benliğin denetiminde olanlar Tanrıyı hoşnut edemezler.而且 屬肉體 的 人 、 不 能 得 神 的 喜歡
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Am avea dreptate să presupunem că eul chiar e o fiinţă care trăieşte.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Avremmo ragione nel presumere che l'Io sia qualcosa di vivente.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Bylo by logické předpokládat, že já je skutečná žijící věc.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Chúng ta đã chính xác với giả thuyết rằng bản ngã của mỗi người là một thực thể sống.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Egész jogosan hihetnénk azt, hogy az én egy valódi létező valami!
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Estamos certos em assumir que o Eu é algo vivo.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Estaríamos en lo cierto si supusiéramos que el sí mismo es un auténtico ser vivo.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Kita mungkin benar dalam anggapan bahwa diri adalah sesuatu yang benar-benar hidup.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.자신이 실제로 살아있는 것이라고 짐작하는것에서는 맞을 수 있겠지요.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Mielibyśmy rację, zakładając, że własne 'ja' to żywa materia.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Nous aurions raison de supposer que le moi est une chose vivante réelle.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Vi skulle med rätt kunna anta att självet är ett levande ting.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.We zouden bijna gaan geloven dat het zelf een levend iets is.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod