benimseme ile cümle

benimseme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Koşulsuz bir benimseme hareketidir, hayatında görmediği birşeydir.To akt bezwarunkowej akceptacji, coś, czego on nigdy nie znał.
Koşulsuz bir benimseme hareketidir, hayatında görmediği birşeydir.То е акт на безусловно приемане, нещо което то никога не е имало.
Koşulsuz bir benimseme hareketidir, hayatında görmediği birşeydir.זה מעשה של קבלה ללא תנאים, משהו שאף פעם לא היה לו.
Koşulsuz bir benimseme hareketidir, hayatında görmediği birşeydir.ان الاقتراب يعني التقبل الغير محدود للطرف الاخر .. وهو شيء لم يكن أليكس يحصل عليه من قبل
Koşulsuz bir benimseme hareketidir, hayatında görmediği birşeydir.彼は経験したことがありませんから ビジョンについて 少し話したいと思います
Olan şudur: ana akım pazar henüz ürünü benimsememiştir ve bu yıllar sürebilir.이런 경우, 아직 주류 시장에 수용되지 않은 것인데 이 상태가 수년간 계속되면서
Olan şudur: ana akım pazar henüz ürünü benimsememiştir ve bu yıllar sürebilir.ما حدث أن السوق التقليدي لم يتبن المنتج وقد يستمر هذا لسنوات،
Olan şudur: ana akım pazar henüz ürünü benimsememiştir ve bu yıllar sürebilir.数年もそのままで上昇することはないかもしれません
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Federico il Grande di Prussia fu molto astuto nel far sì che i tedeschi iniziassero a mangiare le patate.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Frederik de Grote van Pruisen wilde erg graag bij de Duitsers de aardappel introduceren.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Frederik den Store af Preusen var meget opsat på at få tyskerne til at tage kartoflen til sig og spise den.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Fredrick Agung dari Prusia sangat sangat ingin supaya orang Jerman menanam kentang, dan memakannya.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Fredrick Đại đế của Phổ rất thích người Đức trồng và ăn khoai tây.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Fredrik den Store av Preussen var väldigt angelägen att tyskarna skulle börja äta potatis.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Fryderyk Wielki z Prus bardzo chciał, żeby Niemcy przyjęci ziemniaki i zaczęli je jeść.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.프리드리히 대제는 독일인들이 감자를 농산물로서 또 식자재로서 받아들이기를 매우 간절히 원했습니다.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Pruský panovník Fridrich II. Veliký velmi chtěl, aby Němci přijali a jedli brambory.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Фридрих Великий, король Пруссии, очень хотел, чтобы немцы стали употреблять картофель в пищу.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Фридрих Велики от Прусия много, много силно желаел германците да усвоят картофите и да ги ядат.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.פרדריק הגדול, מלך פרוסיה, היה מאוד נלהב שהגרמנים יאמצו את תפוח האדמה, ויאכלו אותו.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi." فريدريك عظيم بروسيا " كان حريصاً جدا جدا على أن تروج البطاطا في ألمانيا وأن تباع وتؤكل هناك
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.ジャガイモを大いに推奨していました 小麦とジャガイモの
Şimdi, bizler o aynı ortak hedef bilincini benimsemeliyiz.Ahora, debemos convocar ese mismo sentido de propósito común.
Şimdi, bizler o aynı ortak hedef bilincini benimsemeliyiz.Jetzt müssen wir den gleichen Sinn für gemeinsame Ziele aufrufen.
Şimdi, bizler o aynı ortak hedef bilincini benimsemeliyiz.이제, 우리는 공동의 목적이라는 위와 같은 감각을 불러일으켜야 합니다.
Şimdi, bizler o aynı ortak hedef bilincini benimsemeliyiz.Maintenant, nous devons faire appel au même sens d'un but commun.
Şimdi, bizler o aynı ortak hedef bilincini benimsemeliyiz.私たちは、退役軍人とその家族に、ふさわしい援助と機会で応じなければなりません。
Son kısım da ürününüzü benimsemelerinin önündeki engellerin neler olduğudur.I w końcu - bariery przed przyjęciem twojego produktu.
Son kısım da ürününüzü benimsemelerinin önündeki engellerin neler olduğudur.그런 다음, 마지막으로 파악해야 할 것은 고객들의 선택을 막는 장애물이 뭐냐는 겁니다
Son kısım da ürününüzü benimsemelerinin önündeki engellerin neler olduğudur.Y después, finalmente, el último elemento es ¿cuáles obstáculos les impiden adoptar su producto?
Son kısım da ürününüzü benimsemelerinin önündeki engellerin neler olduğudur.І нарешті, остання частина про те, які існують бар'єри прийняття Вашого продукуту?
Son kısım da ürününüzü benimsemelerinin önündeki engellerin neler olduğudur.وأخيرًا الجزء الأخير يتعلق بالعواقب التي تحول دون تبني منتجك.
Son kısım da ürününüzü benimsemelerinin önündeki engellerin neler olduğudur.初期費用が高額すぎてすぐに決断できない
Şüphe yok ki bu benimseme süreci Birleşik Devletler'de yavaş olacaktır,이런 인식은 미국내에서는 자리잡는데 시간이 걸릴 겁니다. 두말하면 잔소리죠.
Şüphe yok ki bu benimseme süreci Birleşik Devletler'de yavaş olacaktır,ההכרה הולכת להיות איטית בארצות הברית, אין ספק לגבי זה,
Şüphe yok ki bu benimseme süreci Birleşik Devletler'de yavaş olacaktır,هذا الإعتراف سيكون منخفضاً في الولايات المتحدة، لا شك حول ذلك،
Şüphe yok ki bu benimseme süreci Birleşik Devletler'de yavaş olacaktır,イギリスや他国では 認知度が高まっていて
Torajanlıların geleneklerini benimsemelerini önermiyorum.뛰쳐나가 토라자인들의 전통을 따라야 한다고 말씀드리는 게 아닙니다.
Torajanlıların geleneklerini benimsemelerini önermiyorum.ירוץ החוצה ויאמץ את המסורות של בני טוראג'ה.
Torajanlıların geleneklerini benimsemelerini önermiyorum.يجب أن يمضي و يتبنى تقاليد التوراجيين.
Torajanlıların geleneklerini benimsemelerini önermiyorum.取り入れなさいと 言っているのではありません アメリカで実践するのは
Ürününüzü benimseme, kullanma veya çözümünüzden faydalanma... ...olasılıklarını artıracak olan nedir?Co zwiększyłoby prawdopodobieństwo używania twojego produktu lub stosowania twojego rozwiązania?
Ürününüzü benimseme, kullanma veya çözümünüzden faydalanma... ...olasılıklarını artıracak olan nedir?고객이 여러분의 제품이나 솔루션을 채택할 가능성은 무엇에 달려 있나요?
Ürününüzü benimseme, kullanma veya çözümünüzden faydalanma... ...olasılıklarını artıracak olan nedir?І що збільшить ймовірність їхнього прийняття Вашого продукту або використання його чи Вашого рішення?
Ürününüzü benimseme, kullanma veya çözümünüzden faydalanma... ...olasılıklarını artıracak olan nedir?وما الذي قد يزيد من احتمالية تبنيهم لمنتجك أو استخدامه أو استخدام حلك؟
Ürününüzü benimseme, kullanma veya çözümünüzden faydalanma... ...olasılıklarını artıracak olan nedir?コスト、少ないリスク、品質、
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.A nakoniec, musíme prijať transparentnosť.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.A v zásadě musíme přijmout transparentnost.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.Dan akhirnya, kita harus merangkul keterbukaan.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.E, con questo, accettare anche la trasparenza.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.E, por fim, teremos que acolher a transparência.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.Et finalement, nous devons embrasser la transparence.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.I w końcu musimy też docenić przejrzystość.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.마지막엔, 투명성을 받아들여야 합니다.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.Og i sidste ende, skal vi tage gennemskuelighed til os.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.Şi în final, trebuie să acceptăm transparenţa.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.Uiteindelijk moeten we transparantie omarmen.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.Und schließlich, sollten wir Transparenz willkommen heißen.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.Végül pedig fogadjuk el az átláthatóságot.
Ve en son olarak da, şeffaflığı benimsemeliyiz.Y, en definitiva, tenemos que albergar a la transparencia.

İlgili Sayfalar