Ana içeriğe geç
Sözlük

belli ile cümle

belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bunları anlatmıyorum çünkü hangisinin doğru olduğu henüz belli değil.עד המעצר, אני לא יודע בדיוק מה גרם לזה גם עכשיו.
Günün belli saatlerinde Hastane Metro dan 217 numaralı EGO otobüs hattı geçmektedir.בשעות הלילה, האוטובוס החלופי הוא קו N7.
Bu da belli bir seviyede psikolojik istismar olarak tanımlanabilir.זוהי תפיסה מרקסיסטית-מעמדית במידה מסוימת.
Belli ki karısıyla kavga etmişti.תוך זמן קצר הסתבך עם אשתו.
Başlarda bu türün belli bir adı yoktu.בהתחלה למפלגה לא הייתה שם ספציפי.
Belli aralıklarla bize para verir.שונה הדבר אם הוא שכיר שעות.
Şiirlerinden belli oluyor ki, o, sazlı-sözlü meclislerde yer almıştır.דבריו כפי הנראה התקבלו על הממסד הרבני.
Bu hareketin sebepleri belli değildir.לא ברור המניע לכך.
Bu olaylar sırasında Theodora'nın hala hayatta olup olmadığı belli değildir.Не е известно дали по време на тези събития Теодора е била жива.
Dört meleğin her biri belli bir görevi yerine getirmektedir.Всеки ангел изпълнява отредените му задължения.
Belli bir miktar para toplandı.Събира се значителна сума.
Modern yazarlar ayrıca, Siyahın aradaki farkı giderici belli avantajlara sahip olduğunu da savunmaktadır.Модерните автори също смятат, че черните притежават определени предимства на контраигра.
17 Nisan 1879 tarihinde Milutin Tesla, belli olmayan bir hastalığa yakalandıktan sonra 60 yaşındayken öldü.На 17 април 1879 г. Милутин Тесла умира на 60-годишна възраст след заразяване с неуточнена болест.
Adından da belli olduğu gibi oldukça şişmandır.Доста е голяма по размери, от където е и името и.
Bazıları ise sadece belli bir bölgeye özgüdür.Има и такива, които са присъщи само на определена етническа група.
Ancak, maçtan sonra Zack Ryder'ın dizinden sakatlandığı belli oldu ve Ryder, ameliyat geçirdi.След мача, обаче се оказва, че Зак Райдър е контузил коляното си, нуждаейки се операция.
Bellibaşlı kişiler soğancılıkla uğraşırlar ve pazarlamasını kendileri yaparlar.Пазарно ориентираните хора правят каквото е възможно, за да продадат себе си.
Yani bu tip yangılar sıvı eksudasyonu ile kendilerini belli ederler.Тези хора сякаш сами се обричат на изгаряне на кладата.
Etiyolojisi belli değildir.Етимологията е неясна.
Tüm sınıflandırmalar belli değildir.Тяхната класификация е неясна.
Patonomik bulgular, belli bir hastalığın varlığı konusunda şüphe bırakmayan işaretlerdir.Патогномостичният признак означава, че определено заболяване е налице извън всякакво съмнение.
Şampiyonlar ise kemer maçlarında belli olur.Това ги прави експерти в директния двубой.
A Grubu'nda karşılaşacak rakipler 21 ve 22 Şubat 2010 tarihinde Almanya'nın Frankfurt şehrinde belli olmuştur.Мачовете от група A бяха определени между участниците на среща във Франкфурт, Германия на 21 и 22 февруари.
Volkanik lavların yarattığı belli koşullar da benzer yapıların ortaya çıkmasına sebep olabilir.Интересен факт за щитовидните вулкани е, че те може да се образуват и на други планети.
"Düşman kesin saldırısının birkaç gün içinde yapılacağı belli oluyordu.Става ясен рискът от стоварването на десант в период от няколко дни.
Bu dönüşümünde tam olarak nasıl gerçekleştiği belli değildir.Не е напълно ясно как работят тези реакции.
Daha sonra, Akha yiğitleri belli süreler ve serüvenler geçirerek yurtlarına döndüler.За нещастие, един ден зли сили минали покрай техния дом.
Mimarı belli değildir.Майсторът на строежа е неизвестен.
Koalalar türlerinin bir gereği olarak belli vakitlerde beslenmezler.Нейният трик е да се храни в точно определени часове.
Hangi tarihte vefat ettiği belli değildir.Датата, на която умира, не е сигурна.
Bir diğer yaklaşıma göre ise, çöğür belli bir sazın adı değildir.Според други обяснения обаче името му не означава пречка в този смисъл..
William Caxton'ın ailesi belli değildir.Неща, които тялото на Джон Тикъл не може да направи.
Her bir çember yörünge belli enerji seviyesine sahiptir.Всяка атомна орбитала съответства на определено енергийно ниво на електрона.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Липса на наслада от времето за почивка.
Giovanni Bellini, (d.Джовани Белини (c.
Harry uyanır fakat belli etmez.Бог забавя, но не забравя.
Çünkü bu paraların sadece belli bir oranı kredi olarak verilebilmektedir.Именно поради това тя може да се разглежда като особен договор за заем.
Hastalığın nedeni belli değildir.Причините за заболяването са неизяснени.
İlk olarak ne zaman ve kimin tarafından derlendiği belli değildir.Въпросът е кой ще го открие пръв и защо.
Mezarların dikiliş tarihleri belli değildir.Гробовете на убитите не са известни.
Diğerlerinin sayısı belli değildir.Останалите карти не се броят.
Aktif güç belli bir zamanda iş gören devrenin kapasitesidir.Друга важна величина е мощността, която представлява работата за единица време.
Ağırlık taşırken ipin belli yerlerini zedeleyip zayıflatmaz.При нагряване се овъгляват без да се стопяват.
Kurumsal operasyonlarını Avrupa'nın belli başlı şehirlerinde yürütür.Целогодишно оперират редовни линии до определени европейски градове.
Bu tür kirlilikler çoğunlukla yeraltı sularına erişerek burada belli bazı kirliliklere neden olmaktadır.Наличието на тези ензими в слюнката понякога става причина за нейната неприятна миризма.
Manyetik alan her maddeyi belli bir ölçüde etkiler.Всички вещества притежават в една или друга степен магнитно съпротивление.
Belli titanyum alaşımlarının (örneğin Beta C) tensil gücü 200,000 psi'ın (1380 MPa) üzerine kadar çıkabilir.Някои определени титанови сплави (напр. Beta C) достигат якост на опън 1380 MPa.
Parkın ne zaman kurulduğu belli değildir.Засега не е ясно кога ще бъдат построена останалата част.
GSYİH bir ülkedeki belli ekonomik aktiviteleri ölçümlemeyi hedefler.Има множество начини за измерване на икономическата активност на една страна.
Her eyalet, kendi nüfus oranına göre belli sayıda üyeye sahiptir.Всяко от тях има стотици под-нива според състоянието на хората.
Yazarlık, öğretmen, gazetecilik, doktorluk, tarihçilik, devlet adamlığı belli başlı uğraşlarıdır.Основният проблем на организации, учени, държавата и др. е рушенето на статуите.
İslam Dîni'nin inandığı İsa ve Muhammed gibi peygamberlere Dürzîler'in inanıp inanmadığı kesin belli değildir.Isus im odgovori: "O bezumni i srca spora da vjerujete što god su proroci navijestili!
Belli ki karısıyla kavga etmişti.Tu se oštro sukobio sa suprugom.
Görünüşe göre dört kişilik bu gruplar, belli yetenekler üzerine özelleşmiştir.Izgleda da se, obično, grupe od četiri osoba specijaliziraju u određenim sposobnostima.
Belli ki gerçekten de dayanma sınırını aşmıştı.Naprotiv, on je prekrajao granice.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Prepoznatljiva po odmaralištima.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.Po prvi put upoznaje Thomasa Buttona, koji ne otkriva kako je Benjaminov otac.
Bu noktada belli başlı soruları şöyle belirtmek mümkün; "Ne yapılmalıdır?Većina tih područja bavi se pitanjima poput:što bismo trebali činiti?
Fakat bunun bir yakıştırma olduğu bellidir.Ali imam osjećaj da će biti vrlo gusto.
Ölüm dışında kişi hakları kayıplık (gaip)durumunda belli hükümlere tabidir.Osim hadža postoji i umra, a to je dobrovoljno hodočašće u Meku, koje se može obaviti u bilo koje doba godine.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod