Ailesinin kökeni tam olarak belli değildir.Međutim, pozicija ove porodice nije jasna.
Tesir mekanizması belli değildir.Mehanizam uzroka nije jasan.
Gibonlarda belli bir çiftleşme zamanı yoktur.Kod gibona, smatra se, nema određenog razdoblja parenja.
Ancak yine de bu konuda belli bir anlaşmazlık vardır.Ipak, postoje nesuglasice.
23 Şubat - Gentile Bellini, İtalyan ressam (d.23. veljače - Gentile Bellini, talijanski slikar (rođen oko 1428.).
Sosyal kritik yönü koleksiyonlar da belli oluyor.Također je uočljiva i kritika potrošačkog društva.
Mezarı belli değildir.Grob mu je nepoznat.
Bu işlem belli bir süre devam eder.Ovakvo ponašanje je trajalo izvjesno vrijeme.
Apolipoprotein E (apoE), kandaki lipoproteinlerde bulunan belli başlı apolipoproteinlerden biridir.Apolipoprotein E (ApoE) je apolipoprotein kojeg nalazimo u različitim lipoproteinskim česticima.
Batıdan gelen kozmik ışın yoğunluğu Doğu'dan gelenden önemli ölçüde daha büyük olduğu belli oldu.Primijetili su da sa zapada dolazi više kozmičkih zraka nego s istoka.
Belli zamanlarda evli çiftlerin birbiriyle savaştığı savaştır.Nasuprot tome postoje situacije kada formalno rastavljeni supružnici nastavljaju živjeti zajedno.
Kahramanın hangi zamanda, nerede yaşadığı belli değildir.Tako nije poznato ni vrijeme u kojem je živio, ni mjesto gdje je živio.
Arabanın son durumu belli değildir.Konačna dubina jezera još je nepoznata.
Bu sırada belli bir dalga boyunda bir foton salınımı yapar."Postoji kreativni djelić sekunde dok fotografirate.
Böylece cinsiyet belli olur.Majčinstvo je, pak, bilo očito.
Bugün bile bu okulların hangi gruba ait oldukları belli değildir.Nažalost danas nije poznato o kojim je kolodvorima riječ.
Merkezi bileşen R136a'nın doğası başlangıçta belli değildi.Tako je prvi pretprodukcijski RB-66A bio gotov tek početkom 1954.
Belli bir süre konuştuktan sonra ikili kavgaya tutuşur.Nakon što ga nađu, vrlo brzo izbije sukob između njih dvojice.
Elikliler'in yaranma tarihi belli değildir.Rana povijest električnih motocikala je još uvijek nejasna.
Bu tür kontratlarda taraflar birbirlerine karşı belli yükümlülükleri yerine getirme sözü verirler.Ugovori su sadržavali određene obveze jedne ugovorne strane u odnosu na drugu.
Bunun için her piyade bölüğünün belli sayıda tankı vardı.A svako je zapovjedništvo imalo barem jedan zapovjedni tenk.
Kanalda belli bir yayın akışı bulunmamaktadır.One su pokazale kako na planetu ne postoji mreža kanala.
Özellikle her tür uygu hücresi belli bir tür duyuya duyarlıdır.Zvučnička kutija važan je dio praktički svakog zvučničkog sustava.
Kendilerini pembe giyimleriyle belli ederler.Poznati su po plavoj odjeći.
Arabanın son durumu belli değildir.Ďalšie osudy vozidla nie sú známe.
Bugün bile bu okulların hangi gruba ait oldukları belli değildir.Dodnes nevieme, v akom vzťahu tieto triedy sú.
Bu askerlerin Irak'ta ne kadar süre kalacağı belli değil.Nemožno s istotou povedať, ako dlho zostávajúci muži v oddelení prežili.
Ayrıca, bunun ne kadar süreceği de belli değildir.Nezáleží na tom, ako dlho to bude trvať.
Bir diğer yaklaşıma göre ise, çöğür belli bir sazın adı değildir.Ako z názvu vyplýva, nie je to skutočný skvíz.
Türklerinde belli bir kısmı burada yaşamaktadır.Časť Turkov tu však zostala.
Savaşın kaybedileceği belli olmuştur.Bolo jasné, že vojna sa povlečie.
Pitavastatin'in göreceli etkinliği henüz belli değildir.Veľkosť Liopleurodona zatiaľ nie je istá.
Tecrübe puanı belli bir sayıya ulaştığında ise bir sonraki seviyeye geçilir.Až dosiahne dostatočného množstva DNA bodov, môže prejsť do ďalšej fázy.
Osmanlı Devleti artık yavaş yavaş safını belli etmeye başlamıştı.Americké velenie začínalo brať nebezpečenstvo vážne len veľmi pomaly.
2013 - Vatikan'da yeni Papa belli oldu.V marci 2013 sa zúčastnil voľby nového pápeža konkláve vo Vatikáne.
Erişim tarihi: 2009-07-20. ^ "61 numaranın sahibi belli oldu".In: Zákon 131/2002. § 79 Hosťujúci profesor.
Grup 2011 şubat ayında uzunluğu belli olmayan bir süre ara vereceklerini duyurdu.V januári 2010 skupina oznámila, že bude mať krátku prestávku.
Genel seçim, belli bir siyasî organın tamamının veya çoğu üyelerinin seçilmiş olduğu bir seçim.Generálny štrajk je štrajk zasahujúci všetky odvetvia alebo ich rozhodujúcu väčšinu.
Doğum tarihi kesin olarak belli olmamakla beraber MÖ 510 ila MÖ 506 yılları arasında olması muhtemeldir.Presný dátum narodenia nie je známy, ale asi sa narodil medzi rokmi 1056 až 1060.
Her eyalet, kendi nüfus oranına göre belli sayıda üyeye sahiptir.Každý členský štát má presne stanovený počet poslancov v závislosti od počtu obyvateľov.
Oyuncu belli bir coin ödeyerek joker kullanabilir.Jednu hodnotu v nej môže zastúpiť Joker.
"İntihar eylemcisinin adı belli oldu".Chcem poznať meno vinníka."
Belli başlı değişikilk köleliğin kaldırılmasıdır.Jedným z prvých reformných krokov bolo zrušenie dlžného otroctva.
Bu belli bir inanca sahip olduklarının göstergesidir.Viem, že veľa ľudí má svoju konkrétnu vieru.
Anlam sabit değildir, nitekim her yorumcunun belli bir eyleme farklı anlamlar vermesi bundandır.Ale nie je ani subjektívna v tom zmysle, že by ju každý subjekt prežíval inak.
Bu hareketin sebepleri belli değildir.Nejasné sú pohnútky tohto sporu.
Boğalar ise belli bir büyüklüğe gelince satılır.Jednotlivé zrná môžu byť identifikované pri veľkom zväčšení.
Mahallenin yerleşim tarihi tam olarak belli değildir.Počet obyvateľov hlavného mesta nie je úplne presný.
Umut Sanat'ın faaliyet gösterdiği belli başlı alanlardır.Rozhodujúca je sila presvedčivosti, ktorú umelecké dielo vyžaruje.
Gentile Bellini (1429 - 23 Şubat 1507), Rönesans döneminde Venedik'te yaşamış İtalyan bir ressamdır.Gentile Bellini (* 1429, Benátky, Taliansko – † 23. február 1507, tamže) bol taliansky renesančný maliar.
Belli bir tarihî dönemde belli bir dilden diğerine aktarılan tüm kelimeler aynı ses değişim kurallarına uyar.Písmená s tou istou konkrétnou modifikáciou niekedy zodpovedajú podobnému typu zvuku.
İlçede belli başlı akarsu yoktur.Neexistuje pozornosť čistého stavu.
Böyle bir önermenin belli koşulları yerine getirmesi gerekmektedir.Pre čerpanie takýchto sociálnych výhod musia spĺňať určité podmienky.
Bu liderler, belli bir tür üzerinde uzmanlaşmıştır.Niektoré sú vysoko špecializované na určitú úlohu.
Sine die Belli bir tarih belirtmeksizin.Vyznačuje sa jednoduchým dejom.
Bulbasaurken dişleri küçüktü, kulakiçi belli değildi ve gözbebekleri daha küçüktü.Chýbalo mu pár zubov, oči mal malé tmavé a každé hľadelo iným smerom.
Belli bir alanın tile sınırlarını gösterir.Týmto sú určené približné hranice skupiny.
Belli miktarda sebum salgısı sağlıklı bir cilt için çok gereklidir.Aby bolo zabezpečené úspešné opelenie, je nutný vysoký počet peľových zŕn.
Tasarımın adını nereden aldığı tam olarak belli değildir.Nie je jasné, ako názov vznikol.
Belli bir dönem Fox TV'de çalıştı.V roku 1999 mala dokonca vlastný televízny seriál na televíznom programe FOX TV.