Tom'un çok fazla Fransızca anlayamadığı çabucak belli oldu.It quickly became obvious that Tom couldn't understand very much French.
Tom'un ne yapmaya çalıştığı belli.It's obvious what Tom is trying to do.
Belli ki, fikrini değiştirdin.Obviously, you've changed your mind.
Nedeni hemen belli değildi.The cause wasn't immediately clear.
Nedeni çok geçmeden belli oldu.The reason soon became obvious.
Hippopotamuslar agresif ve ne yapacağı belli olmaz.Hippopotamuses are agressive and unpredictable.
Bu belli ki bir yalan.It's obviously a lie.
O belli ki kırgın.She is obviously offended.
Bu belli ki taklit.This is obviously fake.
Sen belli ki Tom'u çok iyi tanımıyorsun.You obviously don't know Tom very well.
O strateji belli ki işe yaramadı.That strategy obviously didn't work.
Belli ki doğru bir şey yapıyoruz.We're obviously doing something right.
O belli ki çok hastaydı.He was obviously very sick.
Belli ki bununla başa çıkamıyorsun.You obviously can't handle this.
Burada olduğumu belli etme.Don't let on I'm here.
Belli ki çok şaşkındım.Obviously, I was very shocked.
Onun onu öpmek istediği belliydi.It was obvious that he wanted to kiss her.
Onun beni öpmek istediği belliydi.It was obvious that he wanted to kiss me.
Tom'un beni öpmek istediği belliydi.It was obvious that Tom wanted to kiss me.
Tom'un Mary'yi öpmek istediğini belliydi.It was obvious that Tom wanted to kiss Mary.
Ona geldiğinde hiçbir şey belli değil.Nothing's certain when it comes to him.
Bu bana belli belirsiz tanıdık geliyor.That sounds vaguely familiar.
Belli ki içki içiyor olmak için çok gençsin.You're obviously too young to be drinking.
Sen belli ki çok iyi formdasın.You're obviously in great shape.
Bir şeyin seni üzdüğü belli.Something obviously has upset you.
Bizim onlara teklif ettiğimiz para belli ki yeterli değil.The money we offered them was obviously not enough.
Belli ki biraz yanlış anlaşılma var.There's obviously been some misunderstanding.
Belli ki bir yanlış anlaşılma var.There's obviously been a misunderstanding.
Artık bana yardım etmek istemediğin belli.It's apparent that you don't want to help me anymore.
Tom belli ki meşgul değildi.Tom was obviously not busy.
Belli ki o gerçek değildi.Obviously that wasn't true.
Tom belli ki Mary'ye yardım etmek istiyor.Tom obviously wants to help Mary.
Şu adam belli belirsiz tanıdık görünüyor.That man looks vaguely familiar.
O belli ki kendi konuştuğunu duymaktan hoşlanıyor.She obviously likes hearing herself talk.
Her şey pazartesi günü belli olacak.Everything will be decided on Monday.
Belli ki Tom'un bir sorunu var.Tom obviously has a problem.
Belli ki çok mutlu değilsin.You're obviously not very happy.
Belli ki Tom'un ne yapabileceğini görmedin.You obviously haven't seen what Tom can do.
Belli ki Mary ile ilgili bir sorun var.Something is obviously not right with Mary.
Tom ile ilgili bir şey belli ki doğru değil.Something is obviously not right with Tom.
Belli ki burada bir şey yanlış.Something's obviously wrong here.
Belli ki yeterince dışarı çıkmıyorum.I evidently don't get out enough.
Onun ne zaman olduğu belli değil.It's unclear when that occurred.
Nedeni hemen belli olmadı.It wasn't immediately clear why.
Tom'un konumu henüz belli değil.Tom's position isn't yet clear.
Belli ki bir ihtiyaç vardı.There was obviously a need.
Her şey belli olacak.It'll all become clear.
Tom belli ki bitkindi.Tom was obviously exhausted.
Tom belli ki kendi konuştuğunu duymaktan hoşlanıyor.Tom obviously likes hearing himself talk.
Bazı insanlar sağı solu belli olmayan biri olduğumu söylüyor.Some people say I'm unpredictable.
Fadıl gerçek rengini belli etti. O bir korkaktı.Fadil showed his true colors. He was a coward.
Mektubun şimdiye kadar gelip gelmediği belli değil.It is uncertain if the letter ever came or not.
Bunu kimin yaptığı belli değil mi?Isn't it obvious who did that?
Onu kimin aldığı belli değil mi?Isn't it obvious who took it?
Tom'un belli ki biraz yardıma ihtiyacı vardı.Tom obviously needed some help.
Belli ki Tom'un acelesi vardı.Tom was obviously in a hurry.
Tom belli ki onu yapmak istemedi.Tom obviously didn't want to do that.
Genellikle duygularımı belli etmem.I don't usually show my feelings.
Genellikle hislerimi belli etmem.I don't usually show my feelings.
Belli ki Tom'un yardıma ihtiyacı var.Obviously, Tom needs help.