Ana içeriğe geç
Sözlük

belli ile cümle

belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bununla beraber Alman müzisyenler de belli bir ilerleme kaydetmişlerdir.Csakhogy a francia zenészek túl ravasznak bizonyultak.
Tüm sınıflandırmalar belli değildir.Csaknem valamennyi képzés tandíjmentes.
Bellick takımın kaçmasından bir gün önce Michael ve kaçış ekibinin ilk açtığı deliği bulur.Őt altatják el Michaelék az első szökési kísérletnél.
Bir yıl sonra heykel bölümüne geçti, Rudolf Belling'in öğrencisi olarak 1945'te bu okulu bitirdi.Egy évvel később a szobrászat szakra ment át, ahol Rudolf Belling diákja lett, majd 1945-ben diplomázott.
2024 yılında sebebi belli olmayan bir hastalık yüzünden ölmüştür.Tracy menehtyi vuonna 2024 tuntemattomaan sairauteen.
Böylece cinsiyet belli olur.Sukupuolileiman tulee olla selvä.
Modern yazarlar ayrıca, Siyahın aradaki farkı giderici belli avantajlara sahip olduğunu da savunmaktadır.Modernien teoreetikkojen mukaan myös mustalla on tietynlaisia etuja.
Hükümet buraya harcanan her peniye esef ettiğini belli etti.Me yritimme edelleen säästää jokaisen pennin.
1990 yılından sonra ise belli şartlarla adaya giriş izni verilmiştir.Vuodesta 1967 lähtien pääsy sinne on rajoitetusti sallittu muillekin.
Etiyolojisi belli değildir.Etiologiaa ei tunneta.
William Caxton'ın ailesi belli değildir.John Farsonin kohtalo jää tuntemattomaksi.
Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı belli oldu".Seudun virkamiesten pysähdys- ja keskustelukrouvi, varmasti.»
Çifte Hasar rünü, belli bir süre saldırı hasarınızı iki katına çıkarır.Hyvä onni satunnaisesti kaksinkertaistaa yksikön tekemän vahingon.
Bellick nezarette bir avukat istediğini haykırır.Allilujeva kuitenkin ihmetteli miksi julkaisusopimukseen tarvitaan asianajajia.
Bu kurama göre, evrenin belli bir başlangıcı da yoktur.Nykykäsityksen mukaan maailmankaikkeudella ei ole lainkaan tiettyä keskipistettä.
Belli başlı çeşitleri şunlardır: Töre romanı, tarihi roman.Monet kuljen mä vaikeat retket : romaani.
Sonuç olarak, şehirler eski antik haklarını korudu ve sivil yönetimler ancak belli oranda rahatsız edildiler.Näin ollen kaupungit saivat säilyttää muinaiset erioikeutensa ja suurelta osin myös siviilihallintonsa.
Ancak belli farklılıklar barındırır.Joitakin erotteluja on kuitenkin syytä tehdä.
"Bütün şeyler belli ölçüde her şeyde bulunurlar."Tiedätte, että he ovat minulle kaikki kaikessa.»
Ticari Tedarik Servisi gibi bu programda da belli hedeflere ulaşınca para ödülü verilmekte.Jos esimerkiksi kuluttaa tarpeeksi rahaa kaupassa, saa palkinnon.
Grubun son albümlerinden birçoğu belli bir tema üzerine kurulmuş konsept albümler şeklindedir.Jotkut yhtyeen albumeista ovat yhden teeman ympärille kasattuja konseptialbumeja.
Belli dönemlerde kılıcın boyunun uzadığı ve at üzerinde kullanıldığı görülür.Näin osittain siksi, että pitkää miekkaa oli helpompi käyttää hevosen selästä.
Belli ki karısıyla kavga etmişti.Tapahtumaa edelsi riita vaimon kanssa.
Skora göre kazanan belli olur.Mestarin voitto näytti varmalta.
Bellick diğer mahkûmlardan tecrit edilmediği için çok öfkelidir.Breivikin turvallisuuden vuoksi hän ei ole missään yhteydessä vankilan muihin vankeihin.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Taneli Kaneli lomalla.
Firâkî'nin doğum tarihi belli değildir.Stigandin syntymävuotta ei tiedetä.
Bununla birlikte belli kimyasal reaksiyonlara girer.Se pätee mille tahansa kemialliselle reaktiolle.
İklim değişikliği, tüm dünyanın veya belli bir bölgenin ikliminin tarih boyunca değişikliğe uğraması demektir.Ilmastonmuutos on merkittävä pitkän aikavälin muutos globaalissa tai paikallisessa ilmastossa.
Familyanın bilimsel sınıflandırmadaki yeri tam olarak belli değildir.Möhösienten asema tieteellisessä luokittelussa on ollut epäselvä.
Varna limanındaki Bulgar topları, hiçbir atış yapmıyor ve yerini belli etmiyordu.Bullin naapurit eivät kuulleet laukaisuja.
Belli etmek istemese de Ronald Weasley' den hoşlanır.Tämän vuoksi Percy Weasley ei pidä hänestä.
Belli kırılganlıkları var.Sillä on muutamia murteita.
Sine die Belli bir tarih belirtmeksizin.Muut kannattajat vieroksuvat tarkan päivämäärän asettamista.
Filmin son çeyreğinde bu belli olur.Tämä on elokuvan kerronnassa viimeinen kohtaus.
Alınan eşyalar belli bir süre içinde aynı ücretle geri satılabiliyor.Juusto voitiin näin myydä juuri oikealla hetkellä.
Deniz ismini 1821 yılında bölgeyi keşfeden Amiral Fabian Gottlieb von Bellingshausen'dan alır.Alue on nimetty löytäjänsä Fabian Gottlieb von Bellingshausenin mukaan, joka saapui alueelle vuonna 1821.
Kanalda belli bir yayın akışı bulunmamaktadır.Kanavassa ei ole muita sulkuja.
Venedikli ressamlardan en çok Giovanni Bellini'den etkilendi.Giovannin Bellinin vaikutus venetsialaiseen maalaustaiteeseen oli suuri.
Ayrıca belli saatlerde yurtlardan bölümlere dönüşümlü servis yapılması planlanmaktadır.Jo tällöin kannattaa valmistautua hiljalleen siirtymään sisätiloihin.
Boğalar ise belli bir büyüklüğe gelince satılır.Madot saavat liikkua vain tietyn kokoisella kentällä.
Daha sonra, Akha yiğitleri belli süreler ve serüvenler geçirerek yurtlarına döndüler.Korinttilaiset olivat kuitenkin saaneet tarpeekseen ja purjehtivat kotiin.
Penélope Cruz'un filmin başrolünde olacağı baştan belliydi.Sen pääosaa näyttelee Penélope Cruz.
Belli bir kadronun fonksiyonları açıkça tanımlanmıştır.Päällikökunnan statukset ovat tarkoin määriteltyjä.
Belli âdet veya kurallara göre ve çoğu zaman sosyal bir özellikleri vardır.Joillakin vakioilla kuten piillä ja monilla luonnonvakioilla on omat erikoismerkkinsä.
Belli, Kuzey ve Orta İtalya boyunca birkaç defa seyahat ediyordu.Hän teki lukuisia opintomatkoja Pohjois- ja Keski-Eurooppaan Italiaa myöten.
Aynı şekilde Amerikan veya İngiliz kayıpları da belli değildir.Niin venäläiset kuin amerikkalaisetkaan eivät ole sitä havainneet.
Gerçek bestecisinin adı belli değildir.Haihattelijan oikeaa nimeä ei ole koskaan paljastettu.
Ayrıca görüntü oluşturabildikleri belli bir sıcaklık aralığına sahiptirler.Lisänä saattaa olla lämpösäteilyä heijastava erikoiskalvo.
Bu söz konusu eylem, belli bir sürecin başlangıcıdır.Juuri dialogista tuli ME toiminnan kulmakivi.
İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır.Kummallakin on omat erilaiset heikkoutensa.
Belli başlı kurumsal sistemler şunlardır: Kurumsal kaynak planlaması sistemleri.Omaa maata tilattomalle väestölle: Periaatteellisia näkökohtia asutuspolitiikkimme alalta.
Ancak belli kurumsal kurallara uygunluğu konusunda, kurumların kendi kurallarını yürütmeleri öngörülmüştür.Aineellisten etujensa johdosta he olivat valmiita täyttämään millaisia määräyksiä tahansa.
Belli bir süre sonra aralarındaki buzlar erimeye başlar ve yavaş yavaş birbirlerini tanımaya başlarlar.Niin vahva, että heidän henkilöllisyytensä alkavat hiljalleen sekoittua keskenään.
Çimlenme ilerledikçe çöğürün yapısı kısa zamanda belli olur.Ennen ruovikon kasvamista pesä on helposti nähtävissä.
Vakat belli bir delir yoktur.Monikolla ei ole epämääräistä artikkelia.
İsaakios, hapsedilmiştir ancak Margaret'ın da tutuklanıp tutuklanmadığı belli değildir.Ο Ισαάκιος φυλακίστηκε, αλλά δεν είναι σαφές εάν φυλακίστηκε και η Μαργαρίτα.
Shakespeare'in ilk oyunlarını hangi kurumlar için yazdığı belli değildir.Δεν είναι σαφές για ποιες θεατρικές επιχειρήσεις έγραψε ο Σαίξπηρ τα πρώτα έργα του.
Ama çok eski olduğu bellidir.Προφανώς είναι πολύ παλαιότερο.
Tüm sınıflandırmalar belli değildir.Αυτές οι ταξινομήσεις δεν είναι αποκλειστικές.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod