Belli başlı değişikilk köleliğin kaldırılmasıdır.Jednou z významných změn, které boje za nezávislost přinesly, bylo zrušení otroctví.
Çoğu mesaj ise kendilerini hücre içinde belli konuma hedefleyen "posta kodları" taşır.Ve valné většině případů, řadí se do škatulky "zdarma".
2951: Sauron gizlenmekten vazgeçerek kendini belli etti.ISSN 1213-1385. Savčenková odmítá ukončit suchou hladovku, její stav se zhoršuje.
NBA seçmelerine girebilmek için belli şartlar vardır.Zcela jistě se zařadil mezi legendy NBA.
Bellingham'ın kuzey kıyısında kömür olduğu ilk olarak Henry Roeder tarafından keşfedildi.Jako první z bělochů ho objevil na severovýchodním pobřeží Bellinghamova zálivu Henry Roeder.
Henüz hakkında hiçbir şey belli değildir.Dodnes nikdo přesně neví .
Bugün bile bu okulların hangi gruba ait oldukları belli değildir.Není dosud jisté, do které čeledi tento rod patří.
Ancak bu cemaatlerin ne kadarının Karakeçili aşiretine bağlı olup olmadığı belli değildir.Avšak ne všichni lidé ví, jaké má tato tradice kořeny.
Romanda bu yönüyle belli bir zaman ve mekân yoktur.Děj románu je časově i místně neukotvený.
Apolipoprotein E (apoE), kandaki lipoproteinlerde bulunan belli başlı apolipoproteinlerden biridir.Apolipoprotein (zkracován jako Apo) či apoprotein je z definice bílkovinnou složkou lipoproteinů.
Belli başlı çeşitleri şunlardır: Töre romanı, tarihi roman.Co dělat?: z příběhů o nových lidech: román.
Mezun olduktan sonra Londra'da büyük bir bankada belli süre çalışmıştır.Absolvoval následně praxi v jedné londýnské bance.
Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır.Tyto sloučeniny vykazují často velmi zajímavé vlastnosti.
Bu nedenle şarkının Türkiye'deki yeri belli değildir.Pojem region není v Kanadě jednoznačný.
Bellinzona, İsviçre Alpleri'ndeki coğrafi konumu nedeniyle her zaman önemli bir yer oldu.Území Bellinzony bylo vždy obýváno pro svůj geografický význam v blízkosti Alp.
Rütbeyi belli etmesi üzere yakaya bir nişan bağlanırdı.Jejím cílem bylo rozhodnout, jak naložit s Prstenem.
Bundan sonra bir süre belli bir direniş gerçekleşmedi.Po dlouhou dobu neexistovala žádná organizovaná reconquista.
Komisyonculardaki mevduat çoğunlukla sadece belli bir miktarda koruma altına alınır.Zbylá část zisku zadržená na úrovni společnosti je zohledněna pouze v některých modelech.
Bu da sadece yakından belli olur, örneğin yakalandıklarında.Většinou ho tedy zpozorujeme, jen pokud je velmi blízko.
"Oyun Vakti"nin belli bir konusu da yoktur.Kategorie času zde nehraje žádnou roli.
Nasıl koştum belli değil.O průjezdu neměli tušení.
Wingates'in ise kökeni belli değildir.Wangova slova nelze ověřit.
Tüm sınıflandırmalar belli değildir.Výčet nemusí být úplný.
Yaşıyor mu, ölü mü belli değil" demişti.Si on n’est pas morts ou tués „Dacă nu suntem morți sau uciși”.
Shakespeare'in ilk oyunlarını hangi kurumlar için yazdığı belli değildir.Nu e clar pentru care companie a scris Shakespeare primele piese.
Ancak, Swazi geleneklerine belli ölçüde bağlıdır ve mirasçısı seçme yetkisine sahip değildir.Cu toate acestea, el este legat de o anunită tradiție swazi și nu are autoritatea de a-și alege moștenitorul.
Roman Bellic, Niko Bellic'in kuzenidir.Roman Bellic - este vărul lui Niko.
Alınan eşyalar belli bir süre içinde aynı ücretle geri satılabiliyor.În unele cazuri ajung să fie vânduți din nou pentru aceleași scopuri.
Bazıları belli kentlerle ilgilidir.Unele sunt legate de ocupații specifice.
İki Alice kitabı da belli dönemlerde yeniden resimlendirildi.Cele două cărți despre Alice sunt frecvent reilustrate.
Belli bir miktar para toplandı.O mare parte din bani a fost recuperată.
Beldede belli başlı altı kabile bulunmaktadır.În interior avea șase absidiole bine conturate.
"Pazartesilerin sultanı belli oldu!".Vineri au fost aleși cei opt semifinaliști!”.
Ancak kimin olduğu belli değildir.În plus, nici nu este clar la cine se referă.
Köylülerin yeri yurdu belliydi ve vergi ödemekteydiler.Țăranii statului trăiau pe pământurile publice și erau datori să plătească o serie de taxe.
Lehçe ya da diyalekt, bir dilin belli bir coğrafî bölgedeki insanlar tarafından konuşulan çeşididir.Un dialect este o ramură sau o varietate a unei limbi vorbită într-o anumită zonă geografică.
Belli bir süre sonra tepsilere dökülür ve soğutulur.Se arde câteva zile după care se răcește și se valorifică.
İl belli yeraltı madenlerine de sahip olmaktadır.Compania deține și propriile sale mine.
Bu noktada belli başlı soruları şöyle belirtmek mümkün; "Ne yapılmalıdır?Exemple de interogative potențiale: Ai crede așa ceva?, Ce să fac?
Stalin belli koşullar dahilinde bu talebi kabul etti.Stalin și-a ținut parțial promisiunea.
Bazıları da belli ölçüde yıkılarak bu geçişlerde bozularak etkinliği düşebilir.Unii pasageri pot avea probleme chiar și la acel nivel de presurizare.
16 Temmuz 2005'te Montreal, Kanada'da şampiyonanın Roma'da yapılacağı belli olmuştur.Roma a câștigat dreptul de organizare pe 16 iulie 2005 la Montreal, Canada.
Ender bir yetenek olup olmadığı belli değildir.Nu se știe precis dacă are rating.
Yollarda belli noktalarda istasyonlar vardı.Au fost postate puncte de baraj al drumurilor.
Belli fonolojik (Sesbilimsel) kısıtlamalarla ölü bir dili yeniden canlandırmak mümkündür.Nu se poate spune mult cu certitudine despre fonologia limbilor moarte.
Bu hareketin sebepleri belli değildir.Motivele acestui gest au rămas neclare.
Bir hortlak gibiydim... belli bir yön işaret edildi ve yürümem söylendi." demiştir.Am fost un zombie atunci... îndreptat într-o direcție si trimis la marș ".
Tüm sınıflandırmalar belli değildir.Aceste clasificări nu sunt exclusive.
Coğrafi çevrenin etkisi en güçlü olarak kır meskenlerinde kendini belli eder.Se măsoară circumferința în partea cea mai proeminentă a sânilor.
Belli bir yıl seçilir ve bu yıl temel yıl kabul edilir.Vor fi alegeri anticipate în acest an?
Bu meydan yılın belli zamanlarında çeşitli sportif etkinlikler yapma merkezi de oldu.Și acest an Accident evoluează activ în cadrul diferitor evenimente.
Siperlerin ise belli bir koruma seviseyi vardı.Astfel, colonii aveau traiul asigurat oarecum.
Bu verilerde CFL’nin oranı ne yazık ki belli değil.HBW Alive ^ Specii cel puțin incerte.
Bu okullarda eğitim-öğretim genellikle belli bir ücret karşılığında verilmektedir.Pe parcursul studiilor la această facultate este premiat de mai multe ori cu clasa prima cu distincțiune.
Bu kurama göre, evrenin belli bir başlangıcı da yoktur.După spusele căpitanului, nu este prima dată când are loc această călătorie ciudată.
Üyeler, spor bilimlerinin her alanından belli üniversite derecelerine sahip bilim insanlarını kapsamaktadır.Membrii includ cercetători științifici cu studii universitare din toate domeniile științei sportului.
Gentile Bellini, ressam bir ailenin çocuğu olarak 1429'da Venedik'te dünyaya geldi.Gentile Bellini se naște în 1429 în Veneția, ca fiu al pictorului Jacopo Bellini.
Bu da, belli bir kritik sıcaklığın altında gerçekleşiyor.Procesul de condensare se produce doar sub o anumită temperatură, numită temperatură critică.
Böylece, ileri araştırmalar için belli bir yol da çizilebilmektedir.Totuși a fost de acord să cerceteze alte drumuri înainte.
Yenilenme rünü, belli bir süre size sağlık ve mana yenilenmesi sağlar.Toată lumea din raza ta va avea sănătatea și vitalitatea restaurate de-a lungul timpului.