belli ile cümle

belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yanıtla (İng. reply): Belli bir adresten gelen iletiyi yanıtlamak icin kullanılır.Tázací větou (otázkou) se mluvčí obrací na adresáta, aby získal určitou informaci.
Genelde her yıl belli sayıda gün veya ayın emeği mecbur edilir.Obvykle stačí uvést jen den a měsíc.
Grup 2011 şubat ayında uzunluğu belli olmayan bir süre ara vereceklerini duyurdu.V prosinci 2015 skupina oznámila pauzu, která má trvat neurčitě dlouhou dobu.
Adaylar belli olduktan sonra ödülün kimlere gittiğini belirlemek için ikinci bir oylama yapılır.Série předvolebních debat Komu dát hlas?
Ancak daha sonra 1905 kanunu değişmeden de belli planlamalar yapılabileceğini belirtmiştir.Již však není známo, zda se jakékoli fotografické činnosti věnovala i po roce 1905.
Ancak belli farklılıklar barındırır.Je potřeba si uvědomit některé rozdíly.
II. Tuthaliya’nın ne zaman öldüğü ve taht devir tesliminin ne şekilde olduğu tam belli değildir.Není zcela jasné, zda a kdy se Rudolf vzdal hrabství.
Önceki işi, tam olarak belli olmasa da o, işini "teknik danışman" olarak belirtmektedir.Pokud nenechá, je jeho práce „pro zákazníka“ sporná.
Bellini ise öleli 3 yıl olmuştu.Zemřel, když byly Bonnie čtyři roky.
Ailesinin kökeni tam olarak belli değildir.Původ jeho matky není zcela jistý.
Osmanlı İmparatorluğu'nda da köleliğin belli bir süresi vardı.V rámci Osmanské říše požívali jisté autonomie.
İlçenin merkezi ve en büyük şehri Bellingham'dır.Okresním městem i největším městem v okresu je Bellingham.
Merkezi işlem birimleri komutları işlenirken belli alt işlemleri tekrar ederler.CPU dále čeká zda komponenty zareagují.
Örneğin bu durum, evlerin baskına uğramalarıyla kendini belli eder.To se velmi osvědčilo např. u recenzí na ubytování.
Merkezi bileşen R136a'nın doğası başlangıçta belli değildi.R136a je jasné jádro ve středu R136.
Küçükbaş hayvan ise belli kesimler tarafından yapılıyor.Jedná se o živočichy, kteří postupně získávají určité savčí znaky.
Tecrübe puanı belli bir sayıya ulaştığında ise bir sonraki seviyeye geçilir.Jakmile nasbírá určitý počet zkušenostních bodů postoupí na vyšší level.
Pitavastatin'in göreceli etkinliği henüz belli değildir.Samotné důlní dílo Schachtsteinu je zatím nepřístupné.
Birliğin daha öteye gidip gitmediği belli değildir.Neví se, jestli bitvu přežila nebo ne.
Belli bir dönem Fox TV'de çalıştı.V minulosti působila ve Fox News.
Bunu seyirciye belli etmez ancak durumu kötüye gider.Pronese svou větu, ale publiku se zdá již nudná.
Gentile Bellini (1429 - 23 Şubat 1507), Rönesans döneminde Venedik'te yaşamış İtalyan bir ressamdır.Gentile Bellini (asi 1429, Benátky – 23. únor 1507, Benátky) byl italský renesanční malíř.
Bellick’in gözlerinde korku belirir.Odysseus užasle pohlédl na její krásu.
Belli başlı değişikilk köleliğin kaldırılmasıdır.Jednou z významných změn, které boje za nezávislost přinesly, bylo zrušení otroctví.
Çoğu mesaj ise kendilerini hücre içinde belli konuma hedefleyen "posta kodları" taşır.Ve valné většině případů, řadí se do škatulky "zdarma".
2951: Sauron gizlenmekten vazgeçerek kendini belli etti.ISSN 1213-1385. Savčenková odmítá ukončit suchou hladovku, její stav se zhoršuje.
NBA seçmelerine girebilmek için belli şartlar vardır.Zcela jistě se zařadil mezi legendy NBA.
Bellingham'ın kuzey kıyısında kömür olduğu ilk olarak Henry Roeder tarafından keşfedildi.Jako první z bělochů ho objevil na severovýchodním pobřeží Bellinghamova zálivu Henry Roeder.
Henüz hakkında hiçbir şey belli değildir.Dodnes nikdo přesně neví .
Bugün bile bu okulların hangi gruba ait oldukları belli değildir.Není dosud jisté, do které čeledi tento rod patří.
Ancak bu cemaatlerin ne kadarının Karakeçili aşiretine bağlı olup olmadığı belli değildir.Avšak ne všichni lidé ví, jaké má tato tradice kořeny.
Romanda bu yönüyle belli bir zaman ve mekân yoktur.Děj románu je časově i místně neukotvený.
Apolipoprotein E (apoE), kandaki lipoproteinlerde bulunan belli başlı apolipoproteinlerden biridir.Apolipoprotein (zkracován jako Apo) či apoprotein je z definice bílkovinnou složkou lipoproteinů.
Belli başlı çeşitleri şunlardır: Töre romanı, tarihi roman.Co dělat?: z příběhů o nových lidech: román.
Mezun olduktan sonra Londra'da büyük bir bankada belli süre çalışmıştır.Absolvoval následně praxi v jedné londýnské bance.
Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır.Tyto sloučeniny vykazují často velmi zajímavé vlastnosti.
Bu nedenle şarkının Türkiye'deki yeri belli değildir.Pojem region není v Kanadě jednoznačný.
Bellinzona, İsviçre Alpleri'ndeki coğrafi konumu nedeniyle her zaman önemli bir yer oldu.Území Bellinzony bylo vždy obýváno pro svůj geografický význam v blízkosti Alp.
Rütbeyi belli etmesi üzere yakaya bir nişan bağlanırdı.Jejím cílem bylo rozhodnout, jak naložit s Prstenem.
Bundan sonra bir süre belli bir direniş gerçekleşmedi.Po dlouhou dobu neexistovala žádná organizovaná reconquista.
Komisyonculardaki mevduat çoğunlukla sadece belli bir miktarda koruma altına alınır.Zbylá část zisku zadržená na úrovni společnosti je zohledněna pouze v některých modelech.
Bu da sadece yakından belli olur, örneğin yakalandıklarında.Většinou ho tedy zpozorujeme, jen pokud je velmi blízko.
"Oyun Vakti"nin belli bir konusu da yoktur.Kategorie času zde nehraje žádnou roli.
Nasıl koştum belli değil.O průjezdu neměli tušení.
Wingates'in ise kökeni belli değildir.Wangova slova nelze ověřit.
Tüm sınıflandırmalar belli değildir.Výčet nemusí být úplný.
Yaşıyor mu, ölü mü belli değil" demişti.Si on n’est pas morts ou tués „Dacă nu suntem morți sau uciși”.
Shakespeare'in ilk oyunlarını hangi kurumlar için yazdığı belli değildir.Nu e clar pentru care companie a scris Shakespeare primele piese.
Ancak, Swazi geleneklerine belli ölçüde bağlıdır ve mirasçısı seçme yetkisine sahip değildir.Cu toate acestea, el este legat de o anunită tradiție swazi și nu are autoritatea de a-și alege moștenitorul.
Roman Bellic, Niko Bellic'in kuzenidir.Roman Bellic - este vărul lui Niko.
Alınan eşyalar belli bir süre içinde aynı ücretle geri satılabiliyor.În unele cazuri ajung să fie vânduți din nou pentru aceleași scopuri.
Bazıları belli kentlerle ilgilidir.Unele sunt legate de ocupații specifice.
İki Alice kitabı da belli dönemlerde yeniden resimlendirildi.Cele două cărți despre Alice sunt frecvent reilustrate.
Belli bir miktar para toplandı.O mare parte din bani a fost recuperată.
Beldede belli başlı altı kabile bulunmaktadır.În interior avea șase absidiole bine conturate.
"Pazartesilerin sultanı belli oldu!".Vineri au fost aleși cei opt semifinaliști!”.
Ancak kimin olduğu belli değildir.În plus, nici nu este clar la cine se referă.
Köylülerin yeri yurdu belliydi ve vergi öde­mekteydiler.Țăranii statului trăiau pe pământurile publice și erau datori să plătească o serie de taxe.
Lehçe ya da diyalekt, bir dilin belli bir coğrafî bölgedeki insanlar tarafından konuşulan çeşididir.Un dialect este o ramură sau o varietate a unei limbi vorbită într-o anumită zonă geografică.
Belli bir süre sonra tepsilere dökülür ve soğutulur.Se arde câteva zile după care se răcește și se valorifică.

İlgili Sayfalar