belli ile cümle

belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kitaro belli bir dönemde de Yes grubunun solisti Jon Anderson'la çalışmıştır.W utworze Lizard gościnnie wystąpił wokalista zespołu Yes – Jon Anderson.
Belli aralıklarla yayı hayatı kesilen dergi toplamda elli üç sayı basılmıştır.35 razy, podczas ważnych wydarzeń Fakty nadawano spoza studia.
Ege'de CASUS BELLİ.S. Koper: Wielcy szpiedzy w PRL.
Çünkü bu paraların sadece belli bir oranı kredi olarak verilebilmektedir.Doszli oni do wniosku, że przynajmniej część z tych pieniędzy może służyć im do udzielania kredytów.
Bundan sonra bir süre belli bir direniş gerçekleşmedi.W wyniku tego, przez długi czas nie podejmował się żadnych walk.
Troian Bellisario, Spencer Hastings adlı, grubun en zeki ve başarılı kızını canlandırıyor.Troian Bellisario jako Spencer "Spence" Hastings (Mądra) – najmądrzejsza dziewczyna w grupie.
"Yavaş dediğimiz şey, uzun zaman içinde belli bir mesafenin kat edilmesidir.Odległość ta jest nazywana długością zredukowaną wahadła.
Bununla beraber, benden bir şey öğrenmediği bellidir.Nie sądź, że możesz nas czegoś nauczyć.
Belli başlı kızışmalar olduysa da sıcak bir çatışma halinde bulunulmamıştır.Nie spaliśmy na ciepłych nąrach, Ale od razu poszli w bój.
Komisyonculardaki mevduat çoğunlukla sadece belli bir miktarda koruma altına alınır.Te części znajdują się tylko częściowo pod ochroną.
Böylece uzayaracıın şekli kabaca belli oldu ve araştırmalar bu temelde sürdürüldü.Ale mogę powiedzieć, że przejrzałem badania nad nimi, a także sam zajmowałem się badaniami.
Astımın kesin sebebi belli değildir.Wpływ astmy również nie jest jednoznaczny.
Ancak elden ele ulaştırılan kitapları ona belli bir ün kazandırdı.Z pogardą podrzucili jej książkę.
1988 yılında parlamentodan geçen bu yasa Skotch üretimine bellirli koşullar getirmiştir.W lipcu 2008 parlament francuski przyjął ustawę wprowadzającą elastyczne rozwiązania w zakresie czasu pracy.
Bu hareketin sebepleri belli değildir.Motywy ich działania nie są jasne.
Her zaman parka ve kapüşon giydiğinden yüzü belli değildir.Nie wiadomo z jakiego powodu zawsze nosi na twarzy maskę gazową.
"TSK'da komuta kademesi belli oldu".Wiedziałem, że w KGB była założona sprawa na mnie.
Vaējahın anlamı belli değildir.Znaczenie koła jest niejasne.
17 Eylül - Mihri Belli 5 yıl hapse mahkûm oldu.21 sierpnia Mikis został również umieszczony w areszcie na okres pięciu miesięcy.
Daha sonra, Royal Rumble'daki maçın diskalifiyesiz maça çevrildiği belli oldu.Po walce ogłoszono, że pojedynek na Royal Rumble będzie No Disqualification matchem.
"Bütün şeyler belli ölçüde her şeyde bulunurlar."W ogóle wszystko zawarte jest we wszystkim w odpowiedni sposób.
Tesir mekanizması belli değildir.Opisy działania urządzenia są niejasne.
Graffias adının etimolojik kökeni tam belli değildir.Prawdziwa etymologia nazwy pozostaje niejasna.
Yani dalganın sıklığını belli bir anda ölçmek olanaksızdır.Co ciekawe, nie da się jednoznacznie ocenić stopnia estetyki osiedla.
Örneğin bu durum, evlerin baskına uğramalarıyla kendini belli eder.W ten sposób przygotowuje się np. budynie.
Günde 2-3 kez eğrek ( toplanma ) yeri oluşturulur ve köyün belli simaları sohbet ederler.2-3 godziny), który odbywa się podczas wynajmowania jednostki.
"Mihri Belli'nin anıları"."Wspomnienia pani de Valmont".
Cevap bellidir.Podano złe odpowiedzi.
Yeşil giyimleriyle kendilerini belli ederler.Ubiera się w zielony strój.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Specjalizuje się w przewozach wakacyjnych.
Oyuncudan belli bir görevi tamamlaması istenmektedir.Rola dowódcy wyraża się w spełnianiu pewnej liczby zadań.
Arabanın son durumu belli değildir.Osiągi samochodu nie są jeszcze znane.
Ancak belli farklılıklar barındırır.Istnieją jednak pewne różnice.
Ayrıca Gretchen Morgan'ın da sonu belli olmuştur.Tym razem pośrednikiem Firmy była Gretchen Morgan.
Şu anda ne olacağı belli değil.Nie do końca wiadomo co się wówczas stało.
Bu yapıların kim tarafından inşa edildiği de belli değildir.Nie wiadomo, kim byli ich budowniczowie.
Her eyalet, kendi nüfus oranına göre belli sayıda üyeye sahiptir.Według niektórych źródeł narodem jest grupa ludzi posiadająca własne państwo.
Gawi'nin anlamı tam olarak belli değildir fakat genellikle "ruhlar" veya "şeytanlar" olarak bilinir.Ich prawdziwe imiona nie są znane, bo zazwyczaj są nazywani tylko "szefami" lub "dowódcami".
Eğer sıcaklık ve basınç sabitse, belli bir hacmi vardır.Obok wysokiego ciśnienia i temperatury znajdziemy tu wiele swobodnych elektronów.
Thurston Adası, coğrafî olarak Amundsen Denizi ile Bellinghausen Denizi'ni birbirinden ayırır.Uznaje się, że między tym przylądkiem a wyspą Thurstona rozciąga się pokryte lodem Morze Amundsena.
Bellick sonunda elindeki bağlardan kurtulur.Imberios na koniec ucieka z niewoli.
Filmin son çeyreğinde bu belli olur.Ich sens staje się jasny w końcowej części filmu.
Bu isimlerin bazıları belli mankala çeşitlerinin isimleridir.Jak widać, istnieje pewne zamieszanie w nazewnictwie tego gatunku.
Oyuncu belli bir durumda bir karakterin rolünü üstlenir.Aktor wcielił się w nim w jedną z kluczowych postaci.
Bazıları ise yaşamlarının belli bir kısmında çok çekirdek taşırlar.Część z nich prowadzi pasożytniczy tryb życia.
Kuruluş tarihi belli değildir.Daty te nie są pewne.
Şu anda ne olacağı belli değil.Nja, jag vet inte vad som kommer att hända nu.
Amerikan Başkan Yardımcısı Adı belli değildir.USA:s president är ej namngiven.
Sisteme üye bankalar belli likidite ve rezerv şartları yerine getirmek zorundadırlar.Till exempel måste banker enligt lag upprätthålla en viss soliditet och likviditet.
Ama bunu sadrazama açıkça belli etmedi.Jag tror att det var ganska tydligt att de lyssnar inte.
Adının nereden geldiği kesin belli değildir.Det är oklart var namnet kommer från.
Onun öldüğü saldırının arkasında kim olduğu henüz belli olmuş değildir.Det är fortfarande oklart vad som låg bakom hans död.
Günümüz cezaevi yönetmeliklerinde koşullu salıverme ve cezanın belli oranda indirilmesi yer alır.För att bli av med honom utfärdas och verkställs dödsdomen därmed denna dag.
Salt tasarım kademe kademe geliştirilmiş veya ( belli bir bakış açısına bağlı olarak)darmadağındır.Ha (alla, många) trumf på hand – Att ha fördel eller övertag.
Bu törenlerin belli bir zamanı yoktur.För parningen finns inga särskilda tider.
Böylelikle on birinci sezonun dizi tarihinde ilk kez Cumartesi yerine Pazar günleri yayınlanacağı belli oldu.TT Assen körs för första gången på en söndag i stället för på en lördag.
Mesajın belli bir amacı vardır.Argumentationen måste ha ett bestämt mål.
Bu adanın nerede olduğu günümüzde belli değildir.Det är oklart vilken ställning de då uppbar på ön.
Erkek kardeşlerinin isimleri belli değildir.Den andra broderns namn är svårt att veta.
Bu süreçler de belli soyutlamaları gerektirir.En annan nackdel är att det kräver väldigt mycket utrustning.

İlgili Sayfalar