Ana içeriğe geç
Sözlük

belli ile cümle

belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yani dalganın sıklığını belli bir anda ölçmek olanaksızdır.Co ciekawe, nie da się jednoznacznie ocenić stopnia estetyki osiedla.
Örneğin bu durum, evlerin baskına uğramalarıyla kendini belli eder.W ten sposób przygotowuje się np. budynie.
Günde 2-3 kez eğrek ( toplanma ) yeri oluşturulur ve köyün belli simaları sohbet ederler.2-3 godziny), który odbywa się podczas wynajmowania jednostki.
"Mihri Belli'nin anıları"."Wspomnienia pani de Valmont".
Cevap bellidir.Podano złe odpowiedzi.
Yeşil giyimleriyle kendilerini belli ederler.Ubiera się w zielony strój.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Specjalizuje się w przewozach wakacyjnych.
Oyuncudan belli bir görevi tamamlaması istenmektedir.Rola dowódcy wyraża się w spełnianiu pewnej liczby zadań.
Arabanın son durumu belli değildir.Osiągi samochodu nie są jeszcze znane.
Ancak belli farklılıklar barındırır.Istnieją jednak pewne różnice.
Ayrıca Gretchen Morgan'ın da sonu belli olmuştur.Tym razem pośrednikiem Firmy była Gretchen Morgan.
Şu anda ne olacağı belli değil.Nie do końca wiadomo co się wówczas stało.
Bu yapıların kim tarafından inşa edildiği de belli değildir.Nie wiadomo, kim byli ich budowniczowie.
Her eyalet, kendi nüfus oranına göre belli sayıda üyeye sahiptir.Według niektórych źródeł narodem jest grupa ludzi posiadająca własne państwo.
Gawi'nin anlamı tam olarak belli değildir fakat genellikle "ruhlar" veya "şeytanlar" olarak bilinir.Ich prawdziwe imiona nie są znane, bo zazwyczaj są nazywani tylko "szefami" lub "dowódcami".
Eğer sıcaklık ve basınç sabitse, belli bir hacmi vardır.Obok wysokiego ciśnienia i temperatury znajdziemy tu wiele swobodnych elektronów.
Thurston Adası, coğrafî olarak Amundsen Denizi ile Bellinghausen Denizi'ni birbirinden ayırır.Uznaje się, że między tym przylądkiem a wyspą Thurstona rozciąga się pokryte lodem Morze Amundsena.
Bellick sonunda elindeki bağlardan kurtulur.Imberios na koniec ucieka z niewoli.
Filmin son çeyreğinde bu belli olur.Ich sens staje się jasny w końcowej części filmu.
Bu isimlerin bazıları belli mankala çeşitlerinin isimleridir.Jak widać, istnieje pewne zamieszanie w nazewnictwie tego gatunku.
Oyuncu belli bir durumda bir karakterin rolünü üstlenir.Aktor wcielił się w nim w jedną z kluczowych postaci.
Bazıları ise yaşamlarının belli bir kısmında çok çekirdek taşırlar.Część z nich prowadzi pasożytniczy tryb życia.
Kuruluş tarihi belli değildir.Daty te nie są pewne.
Şu anda ne olacağı belli değil.Nja, jag vet inte vad som kommer att hända nu.
Amerikan Başkan Yardımcısı Adı belli değildir.USA:s president är ej namngiven.
Sisteme üye bankalar belli likidite ve rezerv şartları yerine getirmek zorundadırlar.Till exempel måste banker enligt lag upprätthålla en viss soliditet och likviditet.
Ama bunu sadrazama açıkça belli etmedi.Jag tror att det var ganska tydligt att de lyssnar inte.
Adının nereden geldiği kesin belli değildir.Det är oklart var namnet kommer från.
Onun öldüğü saldırının arkasında kim olduğu henüz belli olmuş değildir.Det är fortfarande oklart vad som låg bakom hans död.
Günümüz cezaevi yönetmeliklerinde koşullu salıverme ve cezanın belli oranda indirilmesi yer alır.För att bli av med honom utfärdas och verkställs dödsdomen därmed denna dag.
Salt tasarım kademe kademe geliştirilmiş veya ( belli bir bakış açısına bağlı olarak)darmadağındır.Ha (alla, många) trumf på hand – Att ha fördel eller övertag.
Bu törenlerin belli bir zamanı yoktur.För parningen finns inga särskilda tider.
Böylelikle on birinci sezonun dizi tarihinde ilk kez Cumartesi yerine Pazar günleri yayınlanacağı belli oldu.TT Assen körs för första gången på en söndag i stället för på en lördag.
Mesajın belli bir amacı vardır.Argumentationen måste ha ett bestämt mål.
Bu adanın nerede olduğu günümüzde belli değildir.Det är oklart vilken ställning de då uppbar på ön.
Erkek kardeşlerinin isimleri belli değildir.Den andra broderns namn är svårt att veta.
Bu süreçler de belli soyutlamaları gerektirir.En annan nackdel är att det kräver väldigt mycket utrustning.
Ekonomi belli bir bölge içindeki ekonomik sistemden oluşur.Området är upptaget i en särskild ekonomisk zon.
Samurayların çok etkili bir yayıda belli bir bambu türü ile yapılır.Tillkännagivandet gjordes under en direktsändning med Bambuser.
Gemiler belli bir rota içinde hareket ederler.Båda fartygen är nu i operativ drift igen.
Bu sistem mürettebatı belli bir süre nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlara karşı korumaktadır.Anläggningarna hade skydd mot atom-, biologiska och kemiska vapen.
Diğerlerinin sayısı belli değildir.Även antalet män är oklart.
Bu tanımda belli bir zaman; bir ay, üç ay ya da bir yıl olabilir.Det kommer att ta ett tag - ett år eller två i alla fall.
GAL örgütünün tutarlı veya belli bir ideolojisi bulunmamaktadır.Någon egentlig ideologi eller partiprogram har partiet hittills inte visat upp.
Hece vezni gibi belli bir kalıp ve ölçü kaygısı güdülerek yazılır.Artepitetet fistulosus (lat.) betyder ihålig och syftar på bladen.
Nasıl koştum belli değil.Hur han sedan reste är oklart.
Henüz hakkında hiçbir şey belli değildir.Vad har inte framgått än.
Hastalığın nedeni belli değildir.Orsaken till sjukdomen är oklar.
Greta Garbo'nun belli başlı bütün filmlerini o yönetmiştir.Det var samtidigt Greta Garbos långfilmsdebut.
Mimarı belli değildir.Arkitekten är okänd.
Kişi sürekli belli bir olayı düşündüğü için o problemi halledecek çözüm yollarını görme şansı artar.Kan den lösa eventuella problem som en person skulle lösa genom att tänka?
Penélope Cruz'un filmin başrolünde olacağı baştan belliydi.I den sistnämnda filmen figurerade Penélope Cruz i den kvinnliga huvudrollen.
16 Temmuz 2005'te Montreal, Kanada'da şampiyonanın Roma'da yapılacağı belli olmuştur.Rom vann rättigheten att hålla i tävlingen den 16 juli 2005 i Montréal, Kanada.
Düet kavramı özellikle müzik dünyasında kendini belli etmektedir.Musikstilen kan sägas ligga främst åt världsmusik-hållet.
Bunun için her piyade bölüğünün belli sayıda tankı vardı.Varje regemente hade en lätt transportflyggrupp till sitt förfogande.
Zaten John'un ailesi de müzikal açıdan belli mevkilere sahiptiler.Även på faderns sida fanns musikaliskt och konstnärligt påbrå.
Küçükbaş hayvan ise belli kesimler tarafından yapılıyor.Djuret är bara känt från ett fåtal fynd.
Belli aralıklarla yayı hayatı kesilen dergi toplamda elli üç sayı basılmıştır.Totalt tillverkades 51 exemplar innan diverse juridiska omständigheter tvingade fabriken att stänga.
Ayrıca Bellinzona, Serie A takımı AS Roma'nın kardeş takımıdır.Roms Olympiastadion är även hemmaarena för Serie A-lagen SS Lazio och AS Roma.
Bugün bile bu okulların hangi gruba ait oldukları belli değildir.För några arter är oklar vilken grupp de tillhör.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
belli ile cümle - Sayfa 34 - belli kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App