belli ile cümle
belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Firâkî'nin doğum tarihi belli değildir.Tuschers geboortedatum is niet bekend.
Niko Bellic (Sırpça: Нико Белић) Grand Theft Auto IV'teki oynanabilir karakter.Roman Bellic is een personage in Grand Theft Auto IV.
2013 - Vatikan'da yeni Papa belli oldu.In 2013 verscheen De nieuwe paus, een boek over paus Franciscus.
Bölgenin Nijerya ile olan sınırını belli bölümlerde Komadugu Yobe nehri oluşturmaktadır.De grens met Nigeria wordt gevormd door de rivier Komadugu Yobé.
Terimin hentai kelimesinden gelme olasılığı vardır ama çıkış yeri belli değildir.De naam van de rivier komt waarschijnlijk uit het Itelmeens, maar de betekenis is niet bekend.
Belli aralıklarla yemek çağrıları yapılır.Op vaste tijdstippen worden eenvoudige maaltijden geserveerd.
Harry uyanır fakat belli etmez.Michael wordt wakker en hij is gedesoriënteerd.
Her bina belli bir inşa puanı götürür, bu inşa puanları sunuculara göre değişir.Voor elke bouwsteen wordt een activiteitenplan opgesteld om deze bouwsteen voldoende sterk te maken.
Etiyolojisi belli değildir.De etiologie is onduidelijk.
Öte yandan Bellick, Sucre’a şantaj yapmaktadır.Intussen wordt Bénédicte gechanteerd door Claudia.
İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır.Het lijkt er op dat beide duistere motieven hebben.
Bu belli başlı defterlerin dışında, pek çok Dîvân-ı hümâyûn defteri de bulunmaktadır.De grootste groep onder hen is die van de christenen (zie tabel rechts).
Ayrıca, bunun ne kadar süreceği de belli değildir.Ook was het niet duidelijk hoe lang de oorlog nog zou voortduren.
Bellick, Fox River’a geri döner.Baby Doll gaat terug naar Fox Tail.
Bellibaşlı kişiler soğancılıkla uğraşırlar ve pazarlamasını kendileri yaparlar.Het vuile werk door anderen opknappen en het resultaat zelf pakken.
Bu yüzden hakkındaki bilimsel veriler halen daha tam belli değildir.Hoe dit precies komt weten wetenschappers nog niet.
O çağlarda belli kadar dini sinkretizm de olmuştur.Ook een aantal heiligenbeelden zijn van die tijd.
Ne iletişim kurulacak bir mülk sahibi vardı, ne de ödenecek zararın hesabı belliydi.Geen enkele vorm van graaien en grijpen en geen enkele vorm van onterechte bestraffing liet hij onbeproefd."
Özellikle her tür uygu hücresi belli bir tür duyuya duyarlıdır.Met klank in het algemeen wordt het totaal aan eigenschappen van een geluid aangeduid.
Alevli silahlar belli bir süre ateş içinde bırakılabilir.Tijdens gevechten met vuurwapens kan er sprake zijn van een vuurpauze.
Henüz hakkında hiçbir şey belli değildir.Er is nog geen duidelijkheid over.
Ayrıca tüfeklerde ve toplardan çıkan duman silahların yerini belli ediyordu.Daarnaast verscheen het wapen op uithangborden en tabakszakjes.
Cevabı bildiği belli.Het is duidelijk dat hij het antwoord weet.
Onun büyük bir artist olduğu belli.Het is duidelijk dat hij een groot kunstenaar is.
Yalan söyledikleri belliydi.Het lag voor de hand dat ze gelogen hadden.
Ne başı belli ne kıçı.Er zit geen kop of staart aan.
Failin kim olduğu belli.Het is bekend wie de dader is.
Yapanın kim olduğu belli.Het is bekend wie de dader is.
İnsanların ne yapacakları belli olmuyor.Mensen blijven je verrassen.
"Çocuklar belli bir sıraya göre mi durmak zorundalar?" - "Evet, yaşa göre, lütfen."„Moeten de kinderen in een bepaalde volgorde gaan staan?” - „Ja, volgens leeftijd, alstublieft.”
Söylemiş olduğu şeyin, bir yalan oldugu belli oldu.Wat hij gezegd had, bleek een leugen.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Czy nie rzucił przeciwko nim ptaków lecących stadami, które obrzuciły ich kamieniami z palonej gliny?
Roman Bellic, Niko Bellic'in kuzenidir.Roman Bellic – kuzyn Niko.
Soundwave, Avustralya'nın belli başlı şehirlerinde düzenlenen yıllık müzik festivali.Soundwave Festival – to coroczny festiwal muzyczny odbywający się w największych miastach Australii.
Belli ki karısıyla kavga etmişti.Z tego powodu pokłócił się z żoną.
Belli bir eşik voltajının üstünde salınımlar kendiliğinden başlar.Wokół niego zaczynają gromadzić się wierni.
Ama çok eski olduğu bellidir.Dobrze, że jestem stary.
Büyük hazineye gelince; bunun ne olduğu belli değil.Co się stało ze skarbem, tego do dziś nie wiadomo.
Her divan belli bir nizama göre düzenlenir.Jest ona dobrze określona (istnieje dla każdego rozkładu).
Belli bir son yoktur.Nie ma punktu końcowego.
Beyaz propagandanın kaynağı bellidir.Bardzo interesujące są druki reklamowe białostockich firm.
Yunan mutfağı ile ilişkilendirilse de, kaynağı tam olarak belli değildir.Wywodzi się z kuchni niemieckiej, jednak dokładne jego pochodzenie jest niejasne.
Bununla beraber Alman müzisyenler de belli bir ilerleme kaydetmişlerdir.Oprócz tego okazale prezentuje się grupa jazzowych muzyków niemieckich.
Güneş, “Ateşkes belli haklarımızı kullanmamamız manasına gelmez” dedi.Powiedział: Niech USA nie wtykają nosa w nasze sprawy.
Ancak belli bir süre sonra üretim durduruldu.Wkrótce potem wytwórnia została zamknięta.
Kanal belli ülkelerde yayın yapmaktadır.Kanał emitowany jest również w innych krajach.
Beylik döneminin ne zaman başladığı belli değildir.Trudno również powiedzieć kiedy zaczyna się ich przyjaźń.
Kemanın bir sonraki durağı da belli olmuştur, New York.Kolejnym przystankiem okazał się Nowy Jork.
Grubun beyni Gildenlöw 1996'dan beridir kafasında belli bir konsept oluşturmaya çalışıyordu.Daniel Gildenlöw dopracowywał swój pomysł już od 1996 roku.
Onun öldüğü saldırının arkasında kim olduğu henüz belli olmuş değildir.Pytanie, na które do dziś nie ma odpowiedzi, dotyczy momentu, w którym zginął.
Fakat ikisinin de sadece bir görsel efekt olduğu belli olmuştur.Ponieważ obaj się znali, bezpośredni wpływ jest prawdopodobny.
Cekliler'in yaranma tarihi belli değildir.Systematyka płaszczek nie jest jednoznaczna.
Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul kurar.Kolejnym jest szkoła publiczna najprawdopodobniej z tego samego okresu co wyżej wymieniony kościół.
Bunların belli başlıcaları şöyle zikredilebilir.W takim wypadku można by wywieźć pewne przewidywania.
Bunu daha detaylı olarak söylemek için belli bir n değeri alalım.Najedź na interesującą wartość, aby wyświetlić szczegóły.
Belli bir miktar karşılığında 1000 kredi alıp bunu sunulan seçenekler arasında harcama imkanı mevcut.Dopiero gdy uzbiera się tysiąc szylingów, można wystąpić o pożyczkę.
Ancak belli bir zaman için adını değiştirip Yorru yapar.Niecikowo z czasem zmieniło nazwę na Niećkowo.
Günümüzde dalgaların daha etkili bir ısınmaya sebep olduğu tam olarak belli değildir.Obecnie nie jest jasne, czy fale są skutecznym mechanizmem ogrzewania.
Soyu tam olarak belli değildir.Kusy nie jest tego pewien.
Diğer kültürel başarılar ancak belli bir bölgeye ya da bir döneme özgüdür.Jednak pewne cechy wyglądu związane są z atrakcyjnością jedynie w określonej kulturze lub w określonej epoce.