1891-1925) 'mı düşürmüştür orası halen belli değildir.Waar hij zich heeft opgehouden in de periode 1811-1815 is niet bekend.
Köye ait yollar toprak yol olup belli bir kısmı ise stabilizedir.De vloeren volgen de buitenwand, en worden door de (versterkte) buitenwand gedragen.
Şişman, belli belirsiz bir boyun ve kocaman bir bıyıkla tasvir edilir.Hij wordt beschreven als een dikke, vlezige man met nauwelijks een nek en een enorme snor.
Diğerlerinin sayısı belli değildir.Het saldo van anderen is niet zichtbaar.
Aşağıdaki linklerde, belli başlı birkaç örneğine bakabilirsiniz.Zie externe links voor enkele voorbeeldbestanden.
Bunları anlatmıyorum çünkü hangisinin doğru olduğu henüz belli değil.U weet nog steeds niet dat het waar is wat ik zeg.
Merhametli bir insan olduğunuz bellidir.” -O.Neen, gij zijt een volk dat de perken te buiten gaat."
Alınan eşyalar belli bir süre içinde aynı ücretle geri satılabiliyor.Een andere mogelijke maatregel is dat de gekochte leningen te zijner tijd weer worden verkocht.
Belli bir miktar para toplandı.Er is een geldbedrag aan verbonden.
Bu engeli geçip geçemeyeceği henüz belli değildir.Die kan deze blokkade niet passeren.
Cinsi henüz belli olmayan, Henderson Adası arkaik güvercini.Hij is endemisch op het onbewoonde eiland Henderson van de Pitcairneilanden.
Devrim, belli bir alanda ani ve köklü değişiklik.Revolutie: een sprongsgewijze omwenteling in betrekkelijk korte tijd.
Bunun için her piyade bölüğünün belli sayıda tankı vardı.Daarnaast heeft elk peloton een aantal munitievoertuigen.
Bellick de diğerlerinin gördüğü muameleyi görmek zorundadır.Hij vindt dat Brindle nog te veel bezig is met hoe anderen over hem denken.
Bellick bir bölümde Lincoln'ün hayatını kurtarır.Terwilliger redt het leven van Livermore aan het front.
Ülkede iki partili sistem vardır; ancak seçimsiz bir şekilde parlamentoda partilerin sayısı bellidir.De resultaten blijven niet uit en de partij heeft twee vertegenwoordigers in het parlement.
Belli ki karısıyla kavga etmişti.Het begon met een ruzie met zijn vriendin.
Türbedeki iki sandukadan ikincisinin kime ait olduğu belli değildir.Niemand weet wat er eigenlijk in die 2 dozen zit.
Resimlerim belli bir resimsel amaca yönelik zihinsel bir olaydır.Mentale fenomenen zijn simpelweg acten met een bepaalde inhoud.
Dört meleğin her biri belli bir görevi yerine getirmektedir.Iedere aartsengel heeft een specifieke taak.
Ancak belli farklılıklar barındırır.Toch zijn er duidelijke verschillen.
Osmanlı Devleti artık yavaş yavaş safını belli etmeye başlamıştı.De SS-leiding maakte zich zorgen over de trage voortgang van de bouw.
Piyasalarda satılan belleklerin çoğu belli standartlara göre üretilirler.De meeste producten die op de markt zijn verschenen zijn in staat om de standaard te volgen.
Bu işlem belli bir süre devam eder.Deze fase duurt iets langer.
Greta Garbo'nun belli başlı bütün filmlerini o yönetmiştir.Bekend werd een serie portretten van Greta Garbo.
Nitekim o yıllardan kalma kalıntılar bunu açıkça belli etmektedir.Muurankers met dit jaartal herinneren hier duidelijk aan.
Hilderaldo Luiz Bellini (7 Haziran 1930, Itapira - 30 Mart 2014, São Paulo), Brezilyalı futbolcudur.Hilderaldo Bellini (Itapira, 7 juni 1930 – São Paulo, 20 maart 2014) was een Braziliaanse voetballer.
Ancak, tüm bunlara rağmen, başarılı olan videosu sayesinde şarkı belli konumlara gelebilmiştir.Al is het alleen maar omdat we er, dankzij dat liedje, nog steeds goed van eten.
Cevap bellidir.Het antwoord is treffend.
Belli ki bu marşı bilmiyorlardı.Daar was hun merk echter niet bekend.
Alman karşıtı bir oyun olduğu oyunun ilk bölümünden belli olmaktadır.Het is van oorsprong een Duits spel.
Bu törenlerin belli bir zamanı yoktur.Er zijn geen vaste tijden.
18 Mayıs'ta, Maxim Roy'un Jocelyn Fray'i oynayacağı belli olmuştur.Op 18 maart werd gemeld dat ze de rol van Riley Richmond zou spelen.
Eserin önemi ve ne amaçla kullanıldığı hâlen tam olarak belli değildir.Het is erg beschadigd en het blijft onduidelijk voor wie het werd gebouwd.
Arabanın son durumu belli değildir.Het uiteindelijke lot van het gebouw is onbekend.
Penis doğumda belli bir uzunluğa sahiptir.Het kalf heeft bij de geboorte een gevlekte vacht.
Ayrıca baca gazı emisyonuna belli standartlar getirilmiştir.Ook werd er straatverlichting met gas geïntroduceerd.
Fakat aralarındaki en önemli fark, Od İyesinin sadece belli bir ocağa veya ateşe bağlı olmasıdır.God is de enige die beslist over het lot, of een mens uiteindelijk in de hel of de hemel komt.
Firâkî'nin doğum tarihi belli değildir.Tuschers geboortedatum is niet bekend.
Niko Bellic (Sırpça: Нико Белић) Grand Theft Auto IV'teki oynanabilir karakter.Roman Bellic is een personage in Grand Theft Auto IV.
2013 - Vatikan'da yeni Papa belli oldu.In 2013 verscheen De nieuwe paus, een boek over paus Franciscus.
Bölgenin Nijerya ile olan sınırını belli bölümlerde Komadugu Yobe nehri oluşturmaktadır.De grens met Nigeria wordt gevormd door de rivier Komadugu Yobé.
Terimin hentai kelimesinden gelme olasılığı vardır ama çıkış yeri belli değildir.De naam van de rivier komt waarschijnlijk uit het Itelmeens, maar de betekenis is niet bekend.
Belli aralıklarla yemek çağrıları yapılır.Op vaste tijdstippen worden eenvoudige maaltijden geserveerd.
Harry uyanır fakat belli etmez.Michael wordt wakker en hij is gedesoriënteerd.
Her bina belli bir inşa puanı götürür, bu inşa puanları sunuculara göre değişir.Voor elke bouwsteen wordt een activiteitenplan opgesteld om deze bouwsteen voldoende sterk te maken.
Etiyolojisi belli değildir.De etiologie is onduidelijk.
Öte yandan Bellick, Sucre’a şantaj yapmaktadır.Intussen wordt Bénédicte gechanteerd door Claudia.
İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır.Het lijkt er op dat beide duistere motieven hebben.
Bu belli başlı defterlerin dışında, pek çok Dîvân-ı hümâyûn defteri de bulunmaktadır.De grootste groep onder hen is die van de christenen (zie tabel rechts).
Ayrıca, bunun ne kadar süreceği de belli değildir.Ook was het niet duidelijk hoe lang de oorlog nog zou voortduren.
Bellick, Fox River’a geri döner.Baby Doll gaat terug naar Fox Tail.
Bellibaşlı kişiler soğancılıkla uğraşırlar ve pazarlamasını kendileri yaparlar.Het vuile werk door anderen opknappen en het resultaat zelf pakken.
Bu yüzden hakkındaki bilimsel veriler halen daha tam belli değildir.Hoe dit precies komt weten wetenschappers nog niet.
O çağlarda belli kadar dini sinkretizm de olmuştur.Ook een aantal heiligenbeelden zijn van die tijd.
Ne iletişim kurulacak bir mülk sahibi vardı, ne de ödenecek zararın hesabı belliydi.Geen enkele vorm van graaien en grijpen en geen enkele vorm van onterechte bestraffing liet hij onbeproefd."
Özellikle her tür uygu hücresi belli bir tür duyuya duyarlıdır.Met klank in het algemeen wordt het totaal aan eigenschappen van een geluid aangeduid.
Alevli silahlar belli bir süre ateş içinde bırakılabilir.Tijdens gevechten met vuurwapens kan er sprake zijn van een vuurpauze.
Henüz hakkında hiçbir şey belli değildir.Er is nog geen duidelijkheid over.
Ayrıca tüfeklerde ve toplardan çıkan duman silahların yerini belli ediyordu.Daarnaast verscheen het wapen op uithangborden en tabakszakjes.