belli ile cümle
belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Arabanın son durumu belli değildir.O destino do carro em si é desconhecido.
Daha gerçekçi çarpışmalar başlamadan önce Abdurrahman ordusundaki askerlerin hoşnutsuzluğu belli olmaktaydı.Mesmo antes da luta iniciar, desentendimentos surgiram entre algumas tropas de Abderramão.
Bu hareketin sebepleri belli değildir.As razões para esta ação são incertas.
Elagabalus'la boşanmalarının ardından Faustina'ya ne olduğu belli değildir.É desconhecido o que aconteceu com a manopla depois disso.
Erkek kardeşlerinin isimleri belli değildir.Os nomes de seus pais são desconhecidos.
Kampta kaç askerin öldürüldüğüne dair belirli bir rakam belli değildir.Não se sabe ao certo a quantidade de soldados envolvidos na batalha.
İmparator Augustus'un saltanatının belli bir kısmında Praetorian Prefect olarak görev almıştır.Um pagão declarado, sabe-se que em algum momento exerceu a função de prefeito pretoriano do Oriente.
Mezarların dikiliş tarihleri belli değildir.As sepulturas dos cemitérios não se distinguem.
Budukluların tarihe çıkışı belli değildir.A identificação destes edifícios é incerta.
"Şişmanoğlu'nun yeni adresi belli oldu".E quais os sinais do novo titular».
Böylece cinsiyet belli olur.Conheça essa prática sexual!
Yaşıyor mu, ölü mü belli değil" demişti.Desaparecido, não se sabe se está morto ou vivo.
Gentile Bellini'nin Fatih tablosu en önemli tablolarından biridir.A qualidade sermonal da escrita de Paine é um dos seus traços mais reconhecíveis.
Önceki çalışmalara kıyasla, bu albümde grubun tarzında bariz bir değişiklik kendini belli etmektedir.Diferentemente do álbum anterior, neste a banda começa a mostrar uma certa personalidade, um estilo próprio.
Karısından resmen boşanıp boşanmadığı belli değildir.Não se sabe ao certo se ficou viúva deste marido ou se se divorciou dele.
Sanat müziğine önem verdikleri müzik sevdalarından bellidir.Eles são tão dedicados um ao outro quanto à música que criam.
1990'lı yılların ortasında yeni jenerasyon kendini belli etmeye başladı.Durante toda década de 1990, uma nova força começou a surgir.
Belli ki geceleri Kreacher burada yatmaktadır.Ele vagueia em Finistère durante a noite.
Ege'de CASUS BELLİ.Uma Ponte Entre Espiões.
Her bir yolakta belli bir kimyasal bileşik, enzimler tarafından değişime uğrar.Em cada via, um composto químico é modificado por reações químicas.
Bu tur için fikstür 24 Ağustos 2006' da belli oldu.O sorteio para esta rodada realizou-se a 24 de Agosto de 2006 no Mónaco.
Ayrıca sör unvanının da babasından gelip gelmediği belli değildir.Contudo, as fontes discordam sobre se ele seria ou não pai dela.
Yazıtın alt kısmında ilk yayınlarda belli olmayan bir damga bulunmaktadır.A temporada será exibida em uma nova emissora ainda não anunciada.
"Final maçının hakemi belli oldu!"."Foi como o dia do juízo final para mim.
Ayrıca, bunun ne kadar süreceği de belli değildir.Dessa forma, era impossível prever quanto tempo levaria.
Bu noktada belli başlı soruları şöyle belirtmek mümkün; "Ne yapılmalıdır?São relevante, nessa empreitada, as respostas possíveis à pergunta "Porquê?"
Merkezi bileşen R136a'nın doğası başlangıçta belli değildi.A natureza exata de R136a permaneceu incerta e foi tópico de discussão intensa.
İnce belli çay bardaklarında servis edilir.Deve ser servido quente em uma xícara de café.
Kaldıraç,yatırımcının teminat tutarının belli bir katına kadar işlem yapabilmesidir.O estado garante a cobertura dos depósitos até um certo montante.
Bu sırada belli bir dalga boyunda bir foton salınımı yapar.Portanto acabamos com um livro de factos com piadas.
Anlam sabit değildir, nitekim her yorumcunun belli bir eyleme farklı anlamlar vermesi bundandır.Não existe uma leitura única, mas sim a transmissão de coisas distintas que a obra conceda a cada indivíduo.
Alevli silahlar belli bir süre ateş içinde bırakılabilir.A polícia pode inspecionar armas de fogo a qualquer momento.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.Benjamin também conhece Thomas Button, que não revela que ele é o pai de Benjamin.
Yapılacak şey belli: payitahta dönelim!Mas agora prometem voltar com tudo!
Oğuz boylarından hangisine mensup olduğu belli değildir.Não é simplesmente aquilo que a criança tem entre as pernas.
İsveç'in krallık tarihinin yaşı kesin olarak belli değildir.A idade real dos meninos não é certa.
Karakterler belli bir olay içinde gösterilir.Esses personagens aparecem em alguns episódios.
Bunları anlatmıyorum çünkü hangisinin doğru olduğu henüz belli değil.Não há nenhuma palavra ainda sobre o que ele realmente é.
Akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana.Os sintomas variam de pessoa pra pessoa, ou até mesmo de um dia para outro.
"Effie Türkiye 2016'nın kazananları belli oldu".«Quem vencerá a disputa pelo Emmy 2016?».
Yunan mutfağı ile ilişkilendirilse de, kaynağı tam olarak belli değildir.Como em geral a arte popular grega, a origem do kombolói não é clara.
Kökeni belli insanların kurdukları yerlere verdikleri addır.Encantaria também pode se referir aos lugares onde tais entidades vivem.
Yeşil giyimleriyle kendilerini belli ederler.Eles são identificáveis por seus uniformes verdes.
Oyuncudan belli bir görevi tamamlaması istenmektedir.O jogador têm que alcançar várias metas para completar uma missão.
3. Belgesel Sinema Belgesel sinema, biraz daha belli bir düzene sahiptir.Filtros de terceira ordem ou mais possuem uma definição similar.
Heykelleri ve çalışmaları birçok yerde sergilenmiş ve belli alanlarda dikili olarak bulunmaktadır.As memórias de testemunhas e participantes o mencionam em muitos locais, participando de muitas atividades.
Ayrıca görüntü oluşturabildikleri belli bir sıcaklık aralığına sahiptirler.Também mostrou ter Visão de Calor.
"Pazartesilerin sultanı belli oldu!".Confira os consolidados desta segunda feira».
Ancak belli farklılıklar barındırır.No entanto existem algumas diferenças.
Ancak belli bir süre sonra üretim durduruldu.Mas logo no ano seguinte a obra teve de ser paralisada.
Ancak, erkenden olacakların belli olması dolayısıyla eleştirildi.Ainda assim, é cedo para ter certeza de que ela está realmente morta.
Bir anlamda master franchise, belli bir bölge için verilen franchise alanıdır.O franqueado-mestre é responsável pelo desenvolvimento da franquia em uma determinada área geográfica.
Ana eklentilerden biri de adından belli olduğu gibi Titanlardır.São personagens figurantes tal como o nome deles sugerem.
Mahallenin belli başlı gelenekleri köy düğünleridir.A característica única do distrito são os costumes tradicionais das aldeias rurais.
Başka bir deyişle belli sınırlar içinde ayarlanabilir.De lá ele pode ser ressuscitado sob certas circunstâncias.
Bunların dışında berimbaudan çıkan belli ritimlere göre oynanan oyunlar vardır: banguela, iuna, muidinho gibi.Neste disco foram usados instrumentos que não haviam usado antes como: Bandolim, banjo, slide guitar e trompa.
Gemiler belli bir rota içinde hareket ederler.De boten volgen een bepaald parcours.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Hij of zij zetelde op een burcht of ander soort vesting, waarvan de naam werd afgeleid.
Güneşli veya yarı gölge yeri ve hatta belli ölçüde kirliliğide tolere edebilir.Het kan zon of halfschaduw tolereren evenals een zekere mate van vervuiling.
Bellick bütün hayatı boyunca hep bir gardiyan olmak istemiştir.Zijn hele leven heeft Bellick al een gevangenbewaarder willen zijn.