Yazıtın alt kısmında ilk yayınlarda belli olmayan bir damga bulunmaktadır.A temporada será exibida em uma nova emissora ainda não anunciada.
"Final maçının hakemi belli oldu!"."Foi como o dia do juízo final para mim.
Ayrıca, bunun ne kadar süreceği de belli değildir.Dessa forma, era impossível prever quanto tempo levaria.
Bu noktada belli başlı soruları şöyle belirtmek mümkün; "Ne yapılmalıdır?São relevante, nessa empreitada, as respostas possíveis à pergunta "Porquê?"
Merkezi bileşen R136a'nın doğası başlangıçta belli değildi.A natureza exata de R136a permaneceu incerta e foi tópico de discussão intensa.
İnce belli çay bardaklarında servis edilir.Deve ser servido quente em uma xícara de café.
Kaldıraç,yatırımcının teminat tutarının belli bir katına kadar işlem yapabilmesidir.O estado garante a cobertura dos depósitos até um certo montante.
Bu sırada belli bir dalga boyunda bir foton salınımı yapar.Portanto acabamos com um livro de factos com piadas.
Anlam sabit değildir, nitekim her yorumcunun belli bir eyleme farklı anlamlar vermesi bundandır.Não existe uma leitura única, mas sim a transmissão de coisas distintas que a obra conceda a cada indivíduo.
Alevli silahlar belli bir süre ateş içinde bırakılabilir.A polícia pode inspecionar armas de fogo a qualquer momento.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.Benjamin também conhece Thomas Button, que não revela que ele é o pai de Benjamin.
Yapılacak şey belli: payitahta dönelim!Mas agora prometem voltar com tudo!
Oğuz boylarından hangisine mensup olduğu belli değildir.Não é simplesmente aquilo que a criança tem entre as pernas.
İsveç'in krallık tarihinin yaşı kesin olarak belli değildir.A idade real dos meninos não é certa.
Karakterler belli bir olay içinde gösterilir.Esses personagens aparecem em alguns episódios.
Bunları anlatmıyorum çünkü hangisinin doğru olduğu henüz belli değil.Não há nenhuma palavra ainda sobre o que ele realmente é.
Akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana.Os sintomas variam de pessoa pra pessoa, ou até mesmo de um dia para outro.
"Effie Türkiye 2016'nın kazananları belli oldu".«Quem vencerá a disputa pelo Emmy 2016?».
Yunan mutfağı ile ilişkilendirilse de, kaynağı tam olarak belli değildir.Como em geral a arte popular grega, a origem do kombolói não é clara.
Kökeni belli insanların kurdukları yerlere verdikleri addır.Encantaria também pode se referir aos lugares onde tais entidades vivem.
Yeşil giyimleriyle kendilerini belli ederler.Eles são identificáveis por seus uniformes verdes.
Oyuncudan belli bir görevi tamamlaması istenmektedir.O jogador têm que alcançar várias metas para completar uma missão.
3. Belgesel Sinema Belgesel sinema, biraz daha belli bir düzene sahiptir.Filtros de terceira ordem ou mais possuem uma definição similar.
Heykelleri ve çalışmaları birçok yerde sergilenmiş ve belli alanlarda dikili olarak bulunmaktadır.As memórias de testemunhas e participantes o mencionam em muitos locais, participando de muitas atividades.
Ayrıca görüntü oluşturabildikleri belli bir sıcaklık aralığına sahiptirler.Também mostrou ter Visão de Calor.
"Pazartesilerin sultanı belli oldu!".Confira os consolidados desta segunda feira».
Ancak belli farklılıklar barındırır.No entanto existem algumas diferenças.
Ancak belli bir süre sonra üretim durduruldu.Mas logo no ano seguinte a obra teve de ser paralisada.
Ancak, erkenden olacakların belli olması dolayısıyla eleştirildi.Ainda assim, é cedo para ter certeza de que ela está realmente morta.
Bir anlamda master franchise, belli bir bölge için verilen franchise alanıdır.O franqueado-mestre é responsável pelo desenvolvimento da franquia em uma determinada área geográfica.
Ana eklentilerden biri de adından belli olduğu gibi Titanlardır.São personagens figurantes tal como o nome deles sugerem.
Mahallenin belli başlı gelenekleri köy düğünleridir.A característica única do distrito são os costumes tradicionais das aldeias rurais.
Başka bir deyişle belli sınırlar içinde ayarlanabilir.De lá ele pode ser ressuscitado sob certas circunstâncias.
Bunların dışında berimbaudan çıkan belli ritimlere göre oynanan oyunlar vardır: banguela, iuna, muidinho gibi.Neste disco foram usados instrumentos que não haviam usado antes como: Bandolim, banjo, slide guitar e trompa.
Gemiler belli bir rota içinde hareket ederler.De boten volgen een bepaald parcours.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Hij of zij zetelde op een burcht of ander soort vesting, waarvan de naam werd afgeleid.
Güneşli veya yarı gölge yeri ve hatta belli ölçüde kirliliğide tolere edebilir.Het kan zon of halfschaduw tolereren evenals een zekere mate van vervuiling.
Bellick bütün hayatı boyunca hep bir gardiyan olmak istemiştir.Zijn hele leven heeft Bellick al een gevangenbewaarder willen zijn.
Bellick "The Killing Box" bölümünde yargılanırken 40 yaşında olduğunu belirtmiştir.Bellick is 40 jaar oud, zoals hij zelf zegt in de aflevering "The Killing Box" in het tweede seizoen.
Kardeşleri onu çok sevmektedir ancak bunu belli etmezler.Zij vragen hem ten dans, maar hij weigert.
Tecrübe puanı belli bir sayıya ulaştığında ise bir sonraki seviyeye geçilir.Als je een bepaald aantal ervaringspunten hebt dan ga je een niveau omhoog.
Ardından AC Bellinzona'ya transfer oldu.Hij tekende bij het Zwitserse AC Bellinzona.
Belli bir hücre veya hücre tipinde bulunan proteinlerin tamamı onun proteomu olarak adlandırılır.De verzameling van alle eiwitten van een organisme of van een cel noemt men het proteoom.
Ancak belli bir süre sonra üretim durduruldu.Korte tijd daarna werd de productie beëindigd.
Bu nedenle belli sağlık sorunları ortaya çıkarabilir.Op zijn beurt kan dit aanleiding geven tot gezondheidsproblemen.
Olasılıkla Jacopo Bellini'nin bir dizaynı olup, Antonio Gambello tarafından yapıldı.Het is mogelijk gebouwd door Antonio Gambello naar een ontwerp van Jacopo Bellini.
"Oyun Vakti"nin belli bir konusu da yoktur.Het spel kent geen tijdlimiet.
Bir sınıfta belli sayıda sandalye vardır.In de school heerst een bepaalde rangorde.
Troian Bellisario, Spencer Hastings adlı, grubun en zeki ve başarılı kızını canlandırıyor.Troian Bellisario speelt Spencer Hastings, de intelligentste en meest ambitieuze Liar.
Ayrıca kimden olduğu belli olmayan bir bebeği de vardır.Hij had ook een dochter, over wie verder niets geweten is.
Öte yandan Vali, Martinez ve Shumpert'in nerede oldukları belli değildir.Van de Gouverneur, Martinez en Shumpert is echter geen spoor te bekennen.
Salt tasarım kademe kademe geliştirilmiş veya ( belli bir bakış açısına bağlı olarak)darmadağındır.Bekering is het overgaan of doen overgaan tot een (andere) godsdienst.
Ne yazık ki kendimi belli çevrelere sevdiremedim.In de omgeving waren zij echter niet geliefd.
Mahone, Bellick’i ziyaret eder.Hij probeert Bellick te vinden.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Minder met vakantie gaan.
Birçok kıtası var ve belli bir nakaratı yok.Er zijn veel kopers en ze heeft aan niks gebrek.
Sadece o belli etse de ; kimse Newman'dan hoşlanmıyordu."Wie?", omdat hij Derby niet begreep.
Ancak yine de bu konuda belli bir anlaşmazlık vardır.Hier bestaat echter enige twijfel over.
Ailesinin kökeni tam olarak belli değildir.De identiteit van haar vader is niet helemaal zeker.
Ancak bu şekillendirmeyi tek taraflı, öznesi belli bir ilişkiyle sınırlı görmek yanlış olacaktır.Het zou verkeerd zijn om dit deel van mijn persoonlijkheid te verbergen.