belli ile cümle

belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Belli bir eşik voltajının üstünde salınımlar kendiliğinden başlar.Sin descendencia, le sucedió su primo lejano.
Bazı okul kuralları özellikle belli yaş grupları içindir.Las Aulas son pequeñas asociaciones de colegiales de carácter específico.
Belli bir noktadan sonra ısıl denge sağlanır.Al cabo de un rato, el aire estará a una temperatura adecuada.
Mahallenin yerleşim tarihi tam olarak belli değildir.La historia de este municipio es muy incierta.
Ancak belli farklılıklar barındırır.Sin embargo, se aprecian ciertas diferencias.
Paris'te, Belçika ve İsveç'te belli süreler yaşadı.Vivió muchos años en Bélgica y en Gran Bretaña.
Tecrübe puanı belli bir sayıya ulaştığında ise bir sonraki seviyeye geçilir.Después de comer ciertos números de objetos, se pasa al siguiente nivel.
Mercan, kabuğun içinde belli bir miktarda büzülebilir, ancak kabuğu terk edemez.El ángel puede saltar sobre casillas bloqueadas, pero no puede terminar su turno en ellas.
Romanda bu yönüyle belli bir zaman ve mekân yoktur.En esencia la novela no tiene tiempo y espacios fijos.
2. İyi bir tahmin her zaman belli bir hata payı verir.Cuando se discretizan datos continuos, siempre hay una cierta cantidad de error de discretización.
İbn Fadlan'ın Bağdat'a dönüş güzergahı belli değildir.No hay duda alguna sobre la retirada belga hacia Yser.
Antikalar ünlü bir kişiye ya da belli bir tarihsel döneme ait olabilir.Lo que puede ser una villa de origen romano o incluso una población completa de este periodo histórico.
Erişim tarihi: 6 Temmuz 2015. ^ "Final Tarihi Belli Oldu".Consultado el 17 de junio de 2015. «Final Tarihi Belli Oldu» .
Bundan sonra bir süre belli bir direniş gerçekleşmedi.En ningún momento se encontraba resistencia seria.
"37. İstanbul Film Festivali'nin Ulusal Yarışma Jürisi belli oldu!".«"Comienzo de la 53 Serie Nacional de Béisbol"».
Bu animenin 11. ve 12. bölümlerinde açık bir şekilde belli edilir.Se la nombra en los libros 11 y 12.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Condénese a multa a quien, volviendo de lejanas regiones, introdujesen novedades (?).
Devrimler belli aşamaların neticesinde ortaya çıkarlar.Son los enemigos que aparecen al final de ciertas fases del juego.
Göstermesi istenen mucize de belliydi.El cariño que se tenían era evidente.
Henüz hakkında hiçbir şey belli değildir.Aún no existe claridad sobre este hecho.
Aynı şekilde Amerikan veya İngiliz kayıpları da belli değildir.No se registraron muertos estadounidenses ni británicos.
Onun kadar belli etmese de, o da tıpkı Angemon gibi kutsal güçler taşıyan bir digimondur.Lo que no sabía, es que, además de las almas humanas, necesita un alma tan fuerte como la suya propia.
Daha da kötüsü Josh'ın nişanlısı Caroline'da Gabi'de Josh'a aşıktır ama Gabi bunu belli etmez.Por otro lado, Lysa, la hermana pequeña de Catelyn, estaba enamorada de Petyr aunque él no lo estuviera.
Ayrıca belli saatlerde yerleşke içi ring servisleri de yapılmaktadır.También hay dudas sobre cuándo entró exactamente en servicio el teleférico.
1986 yılının sonunda grubun ismi de belli oldu.En la primera mitad de 1960 aparecería el nombre definitivo de la banda.
Öte yandan Bellick, Sucre’a şantaj yapmaktadır.Finalmente, Bellick consigue capturar a Sucre.
Bu mektubu kimin yazdığı belli değildir.Non è chiaro chi ha scritto questa lettera.
Bu işin böyle gitmeyeceği daha başından belliydi.Era ovvio fin dall'inizio che sarebbe andata così.
Her divan belli bir nizama göre düzenlenir.A misura di ogni essere vivente."
Kardeşleri onu çok sevmektedir ancak bunu belli etmezler.I serpenti chiedono a Bastiano il suo nome, ma egli non lo ricorda.
Çoğu türler belli bir sosyal yapısı olmayan gruplar içerisinde yaşar.Molte specie vivono in gruppi senza strutture sociali definite.
Bradley "Brad" Bellick, Prison Break dizisinde Wade Williams'ın canladırdığı karakterdir.Bradley "Brad" Bellick, interpretato da Wade Williams è un personaggio della serie televisiva Prison Break.
Köye ait yollar toprak yol olup belli bir kısmı ise stabilizedir.Quello che rimane della città sono un gruppo di rovine che formano dei terrapieni.
Belli bir hücre veya hücre tipinde bulunan proteinlerin tamamı onun proteomu olarak adlandırılır.L'insieme delle proteine espresse in un particolare tipo di cellula è noto come la sua proteoma.
Hece vezni gibi belli bir kalıp ve ölçü kaygısı güdülerek yazılır.(È testardo come un asino, o come un letterato)".
Ayrıca her meclis belli problemleri incelemek için özel, veya seçme, komiteler atayabilir.Inoltre, ogni camera può istituire comitati speciali per studiare problemi specifici.
Siperlerin ise belli bir koruma seviseyi vardı.Le porte davano una certa protezione.
Belli bir kadronun fonksiyonları açıkça tanımlanmıştır.Pertanto, il rank di una funzione è ben definito.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.È un sequel di Una vacanza di tutto lavoro.
Köye ilk yerleşen kabile tam olarak belli değildir.Quale sia stato il primo nucleo di abitazioni del paese non è facile dire.
Bazı mazmunlar belli anlamlara işaret eder.Quanto agli smalti, l'Inveges attribuisce ad essi significati ben precisi.
Bu sayılardanda belli olduğu gibi, bu familyada cinsiyete göre ölçüler çok değişebilir.Come per altre scelte di vita, questo atteggiamento verso il sesso può variare grandemente.
Ama bunu sadrazama açıkça belli etmedi.Probabilmente lei lo lasciò senza spiegazioni.
Bu uyduların her birinin belli bir amacı vardır.Ognuno dei tre sembra avere uno scopo.
Ancak belli bir zaman için adını değiştirip Yorru yapar.Ha la particolarità di cambiare ogni weekend il nome e il tema.
Son 'D' belli grupların şeytanı, uğursuz veya satanic betimlenmesini gösterir.L'ultima D è riferita alla raffigurazione di alcuni gruppi come malvagi, demoniaci, o satanici.
Meclisin belli bir zamanı ve müddeti yoktu.Monica, però, non sta passando un bel periodo.
Tüm sınıflandırmalar belli değildir.Il resto non sono classificabili.
Bu eğilimin Prusyalı köy soylularının feodal partisinin bazı öğeleri üzerinde belli bir etkisi oldu.Ma più che sufficienti a garantire una decisiva influenza prussiana sulla politica delle Province Unite.
"Pazartesilerin sultanı belli oldu!".Ecco com'è nata la copertina di Blue Monday.»
Böylece cinsiyet belli olur.Il caso del sessismo lo dimostra.
Görünmezlik rünü sizi belli bir süre görünmez yapar.Mimetizzatore: Rende invisibili per un lasso di tempo.
Bu şişiklikler belli bir zaman sonra tekrar yok olurlar.Essi sanno che prima o poi cesseranno di esistere.
Belirtilen bu hususların Avrupa’nın demografisinde nasıl değişikliklere yol açacağı henüz belli değildir.Come in altre occasioni non è chiaro cosa abbia determinato il cambio di dinastia.
Ancak, değişim geçirme ihtimali bellidir.Tuttavia la sua fortuna sembra stia per cambiare.
Ancak emri verenin kim olduğu belli değildir.Non si sa ancora chi abbia dato l'autorizzazione.
Erkek kardeşlerinin isimleri belli değildir.Dei suoi genitori non si conoscono i nomi.
2015 yılına kadar bitirilmesi öngörülen projenin bu tarihte kullanıma hazır olup olmayacağı belli değildir.E quindi (a fine 2009) non è prevedibile quando saranno presentati al pubblico.
Bu yaklaşımlarda belli sorunlar ve çelişkili görüşler vardır.Su quest'aspetto le opinioni sono incerte o divise.
"Açıkça belli olduğu üzere çok iyi bir şekilde saklanıyor.L'assassino però si sa nascondere molto bene.

İlgili Sayfalar